Daha 9 yaşındaydı Yeşim, öyle dramatik bir şekilde öldü ki…

Samsun’un terme ilçesinde yaşıyordu, yoğun kar nedeniyle okul tatil edilince SERVİSine bindi. Servis şoförü Yeşim’i sokak karlı, buzlu diye evine 300 metre uzakta indirdi. ne ailesini aradı, ne haber verdi.

Minik Yeşim, indi servisten, yürüyerek eve gitmeye çalıştı ama üzeri karla kaplı yağmur suyu kanalına düştü, 2 metrelik kanalda maalesef boğuldu. Evine zamanında gelmeyince ailesi servis şoförünü aradı, o da 1 2 saat önce yolda bıraktığını söyleyince, aramalar başladı ve kısa bir zaman sonra minik Yeşim’i buldular….

Servis şoförünü tutuklamışlar, tutuklasan ne olur, siz kendinizi o annenin, babanın yerine koyun, daha 9 yaşında bebeğinizi böyle bir ihmal ile kaybediyorsunuz.

Ne hissederdiniz?

***
Gerçekten Cizre’de ne olduğunu hiç birimiz bilmiyoruz, anlayamıyoruz.

Arka arkaya çocuklar, insanlar öldürülüyor, baskınlar, her gece silah sesleri.

Hükümete göre Barış sürecini kesintiye uğratmak isteyen provakatörlerin işi.

HDP’ye göre de aynı neden, provakatörlerin işi ama onlar Devleti suçluyor, aba altından sopa gösteriyorlar diyor eşbaşkanları, hatta daha da ileri gidiyor, bu ölümlerin nedeni belli, yapanlar belli, isteseler anında durdururlar ama durdurmuyorlar diyor.

Siyasetin geldiği noktaya bakar mısınız? Ne kadar basit ve insanlık dışı.

Kimin ne söylediği siyasi demeç ama GERÇEK olan, ÇOCUKLARIN ölmesi, ve bu kimsenin umurunda değil, sadece siyasi malzeme oluyor….

***
” ….. AK Parti’ye hasım ve muhalif olanlar, aynı zamanda Türkiye’nin hasım ve düşmanıdır….. ”

Bunu söyleyen OY veren kişilerin %40 oyuyla iktidara gelen AKP genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop.

Yani kendi anlatımıyla Türkiye öyle bir durumda ki, %40 Türkiye’yi çok seviyor, %60 ise Türkiye’ye düşman, onu batırmak için elinden geleni yapıyor.

Kıssadan hisse – Muhalefet = Türkiye Düşmanlığı – aman dikkat, çünkü bu gidişat yakında AKP’li değilsen Vatan Hainliğine kadar gider…

***
Sayın Başbakanımız Tekirdağ’da konuşuyor, her söylediğinin arkasından deliler gibi bağıranlar, alkışlayanlar …

Mesela diyor ki ..

” OSMANLI tuğrasına gösteren kardeşime ithafen diyorum ki, Bizim Devletimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti nev-zuhur bir devlet değildir. Konjonktürel bir devlet değildir, ”

Müthiş bir alkış…

Somak lazım, ne demek istedi sizce acaba diye, mesela nev-zuhur devlet nedir? Ne demektir? Konjonktürel Devlet ne demektir? Ne anladınız da deliler gibi alkışladınız diye…

Ben bir şey anlamadım, ne nev-zuhur ne onu biliyorum, ne de konjonktürel devlet neymiş onu biliyorum.

Sonra da tarihe geçecek bir cümle daha ilave ediyor ” Cumhuriyetçilik yapacaksınız ama sizin Cumhurunuz Cumhurdan gelmiyor, gelse gelse Cumhuriyet gazetesinden geliyordur. ”

Bir kıyamet alkış daha ….

Valla bu AKP seçmeni ve tabanı ciddi bir bilgiye sahip, ne derse Başbakan hepsini çok iyi anlıyorlar, Maşallah, nazar değmesin…

***
Tarihe geçecek bir başka sözü de Sayın Cumhurbaşkanımız söylüyor.

Biliyorsunuz kendi atadığı Erdem Başçı’yı – Merkez Bankası Başkanı – yerden yere vuruyor. Kendisi büyük ekonomist, iktisatçı ya, İNDİRSENE kardeşim faizleri diye bas bas bağırdı ya geçenlerde, sonra ekledi.

” Sen bağımsızsan, ben de bağımsızım. ”

Sonra alkış koptu da, kim ne anladı bilinmiyor, hatta gazete köşelerinde yazanlar bile anlamadılar ne demek istediğini.

O tam bunları söyledi, kızdı, sinirlendi, indireceksiniz dedi. Ekonomi dağıldı, dolar, euro, borsa, herkes şaşırdı. Her şey tepe taklak oldu.

Ertesi günü Babacan açıklama yaptı ” Bizim Hükümet olarak merkez bankasına bir baskımız olamaz, Merkez Bankası elinde tüm Dünya mali verilerini tutan, en geniş ve deneyimli kuruldur, bağımsızdır, elindeki verilere göre karar alır. ”

Hadi bakalım, şimdi ne olacak….

***
Dünyanın en ilginç MAKBUZ yarışması açılsa, Reza Bey birinci olur garanti veriyorum.

Belki kaçıranlar olmuştur, kısacık anımsatayım.

Mecliste aklandılar ya, gönderilen belgelerden bir tanesi aynen şöyle..

Üzerinde OTEL logosu olan bir peçete, bildiğiniz peçete yani. Otel bilmem ne diye kocaman bir logo tepede, altında da aynen şöyle yazıyor..

” Saatin parası 240 bin Euro’yu Zafer Çağlayan’dan aldım. İmza Rıza Sarraf, ”

Yok canım, o kadar da olmaz, medya palavrası derseniz diye eke fotoğrafını koydum.

Yani hani o çılgınca alkışlayan, Reza hayırserverdir diyenlerin kaç tanesi 240.000 Euro’yu yan yana görmüştür ya da ne kadar para olduğunu düşünmüştür bilemeyeceğim de, aldım – verdim bu kadar basit işte, yaz bir peçete kağıdına oldu da bitti maşallah.

Ben de yakında bir peçete kağıdına ” bilmem ne bankasına olan kredi kart borcumu ödedim ” diye bir notla çıkmayı düşünüyorum.

***
Bugün Bakanlar Kurulu’na Cumhurbaşkanı başkanlık edecek.

Amaç Bakanları ve ne olup bittiğini dinlemek değil, zaten her şeyi biliyor Sayın Cumhurbaşkanı.

Asıl bilinmeyen, onun altında Saray’da çalışan insanlar ne yapıyor, ne yapacak, kimler bunlar?

Bakanlar bence bunu öğrenecekler, Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Bakanlarına, Saray Bakanlarını tanıtacak ve nasıl çalışmaları gerektiğini anlatacak.

Yani sadece Başbakan değil, bütün Bakanlar kendi gölgeleri ile tanışacak, onlarla nasıl iletişimde olduğunu öğrenecek.

Olay budur yani smile emoticon

***
Sabah sabah bu kadar yeter değil mi smile emoticon

Güne ve haftaya çok güzel başlamanız dileğimle, her şey gönlünüzce olsun, haftanız çok güzel geçsin.

Sevgiler & Saygılar