Bir şehir efsanesi
Ama o kadar ders verici nitelikteki..

Hükümdarlardan biri günün birinde,
Ülkesinin en önemli
Heykeltraşını huzuruna çağırdı.

İstediği birer karış yüksekliğinde altından
Birbirlerinin tıpatıp aynısı
3 insan heykeli yapmasıydı.

Aralarında bir fark olacak
Ama
Bu farkı sadece İkisi bilecekti.

Heykeller yapıldı.

Komşu ülkenin hükümdarının
Doğum gününde
Hediye olarak gönderdi.

Üzerine de bir not ekledi.

Doğum gününü
Bu üç altın heykelle kutluyorum,
İçlerinden biri, diğer ikisinden çok daha değerlidir.
O heykeli bulunca bana haber ver.

Heykeli alan hükümdar
Önce heykelleri tarttırdı,
Üç altın heykelde gramına kadar eşitti.

Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı, hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler.

Ama aralarında bir fark göremediler.
Kimse çözüm bulamıyordu.

Hükümdarın fazla isyankâr olduğu için
Zindana attırdığı bir genç haber gönderdi.
Ben çözerim dedi.

Başka çaresi olmayan hükümdar
Bu genci çağırttı.

Genç önce heykelleri sıkı sıkıya inceledi,
Sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi ve teli;

Birinci Heykelin kulağından soktu
Tel heykelin ağzından çıktı.

İkinci Heykele de aynı işlemi yaptı,
Tel bu kez diğer kulaktan çıktı.

Üçüncü Heykelde tel kulaktan girdi
Ama bir yerden dışarı çıkmadı.
Telin sığabileceği bir kanaldan
Sadece kalp hizasına kadar iniyor,
Oradan öteye gitmiyordu.

Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı yazdı.

Birinci heykel
Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir.

İkinci heykel
Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa O insan da makbul değildir.

Üçüncü heykel
En değerli insan kulağından gireni yüreğine gömen insandır.

Sevgilerimle,