Menu

Tenis ve Netaş

Tenis
1991 yılına kadar eline raket almamış birisiydim,
Alacak ne yer vardı, ne de bilgim.
Ama daha çocukken masa tenis oynamaya başlamıştım.

O zamanlar Netaş Ar-Ge’de çalışıyorum.
Netaş yeni bir Ar-Ge inşaatı yaparken,
Aynı zamanda bir Kapalı Spor Salonu yapıyor.
Yanına da iki beton tenis kortu.

Bizler de izliyoruz,
Tenis kortu o zaman öyle her yerde yok.

Neyse bitti kort.
Nedir, nasıl oynanır bilmiyoruz bile.
O zamanlar tabii Internet falan da yok,
Bilenlere soruyoruz, araştırıyoruz.

O zaman çalışanlar hemen raket aldık, toplar aldık.
İş çıkışı, öğlen molaları deniyoruz oynamayı ama çok komik oluyor tabii,
Ne vurmayı biliyoruz, ne karşılamayı.

Şimdi Masa Tenisini biliyorum da,
O kadar farklı ki,
Birisi bilekten, diğeri dirsekten omuzdan.

O kort öyle bir ilgi gördü ki,
Kadın Erkek herkes deniyor,
İki kort bir saniye boş kalmıyor.
Angaje sistemi geldi, arıyoruz boş zaman yakalamaya çalışıyoruz.

Ders alanlar oldu,
Biz de kendi kendimize geliştirdik oynamayı,
Sonra minik turnuvalar falan.

Sonra Netaş Olimpiyat düzenledi,
Birçok spor alanında departmanlar arası,
Futbol, Voleybol, Basketbol, Tenis, Masa tenisi..

O olimpiyatta ben teklerde Üçüncü, çiftlerde Üçüncü olmuştum.
Sanıyorum ya Nüvit Gürer kazanmıştı veya ikinci olmuştu.
Nüvit daha iyi anımsar belki.

Tenis öyle bir spor ki,
Başka birçok spora benzemez,
Cumartesi Pazar kort açılmadan sabahın köründe gelip maç yaptığım çok olmuştur.

Sonrasında birçok arkadaşımız
Başka tenis kortlarındaki turnuvalara katıldılar, başarılı oldular.

Netaş’ın sağladığı bu olanak,
Bizler için unutulmaz anlar oldu.
Birçoğumuz tenisi öğrendik, oynadık.

Finali seyrederken yazayım bir taraftan dedim 🙂

Sevgilerimle,

Benzer Yazılar

YORUMUZU BIRAKIN