Bugünlerde evlilik, evde kalma konuları konuşuluyor ya .
Bakın size güzel bir olay anlatayım .

Sene 1949.
Simone De Beauvoir.
Bir kitap çıkardı.

Kadın – İkinci Cins

O zamanlar Kadının cinsel hayatı, kimliliği sorgulanıyor, o kadar az şey biliniyor ki …

Fırtınalar koptu Fransa’da.
Herkes birbirine girdi.
Yazarlar, okurlar, aydınlar…
Ama sonunda bütün yazarların

” her erkeğin ve kadının muhakkak okuması gereken kitap “

Olarak niteledikleri bir eser çıkmıştı.

Şimdi o kitaptan alıntılar yapacaktım ama o alıntılara baktım da, okuyan bir daha evlenmez :)))))

Yine de örnek olsun diye sadece en ZARARSIZ, benim tarafımdan seçilmişlerden alayım birkaç tane …

Mesela diyor ki …

“Toplumun kadına hazırladığı yazgı genel olarak, evliliktir. Bugün bile, kadınların çoğu evlidir, evlenip ayrılmış ya da dul kalmıştır, evlenmeye hazırlanmakta ya da evlenmediği için dertlenmektedir.”

“Genç kızlar için evlilik topluluğa katılmanın tek yoludur, “evde kaldıkları” zaman, toplumsal açıdan tam anlamıyla fire sayılırlar. Analarının kızlarını ille de evlendirmek isteyişi bundandır.”

“Çıkar kaygısı, ilişki yokluğu, utangaçlık ya da yaşlılık, iyi bir yuva kurabilme arzusu gibi nedenlerle hala bu tür evlenmeler görülmektedir.”

“Evliliğin ilk yıllarında mutluluğun doruğuna çıkan kadınlar vardır. Ve bundan duydukları minnetle, kocalarının daha sonraki kusurlarını bağışlamaları epey ilginçtir.”

“Evlilik, çoğu kez erkek için/de bunalım demektir. Erkeklerde ki bir sürü sinir bozukluğunun nişanlılık sırasında ya da evliliğin ilk yıllarında ortaya çıkması buna kanıttır.”

İlginç değil mi….
Yazılanları okuduğunuzda tekrar anımsayın, sene 1949.

Keyifli okumalar.

Sevgilerimle,