Belki farkındasınız, artık eskisi gibi gazeteleri tarayıp haberleri yazmıyorum, daha doğrusu yazamıyorum.

Bu kadar şiddetin, terörün, huzursuzluğun, provakasyonların, yasakların, siyasetteki seviyesizliğin olduğu ve yaşandığı bir dönem gerçekten anımsamıyorum.

İnanın bu kadar olay arka arkaya bir başka ülkede yaşansa, o ülkede çok şey değişirdi, biz de ise neredeyse alıştık, kanıksadık.

Yüzlerce kadın cinayete kurban gidiyor, tınmıyoruz, HABER olarak görüyoruz, geçiyor gidiyor ve her gün ölmeye devam ediyorlar.

Siyasetin tepesindeki isimlerden Hükümet tarafı tek bir şeye kanalize olmuş durumda, Cumhurbaşkanını Başkan yapmak.

Diğerleri seçim derdine düşmüş durumda, herkes kendi partisi ile, adaylar ile uğraşıyor. Meclis tatil, 23 Nisan’da temsili olarak toplanacak sonrasında artık 7 Haziran seçimlerinden sonra yeni milletvekilleri ile açılacak.

Bugün en büyük güç haline gelen Sosyal medya, bir şekilde kontrol altın alınmak isteniyor, 4 saat içinde kapatmanın egzersizleri yapılıyor.

Bir sürü tezgah var, Savcımız şehit ediliyor, kimsenin aklı rahat değil, ertesi gün defnediliyor, savcının otopsi raporu bile tartışılıyor, zaafiyetler bir bir ortaya konuyor ama ..işte ama da kalıyor.

Türkiye’nin en büyük kulüplerinden birisinin Fenerbahçe’nin otobüsüne silahlı saldırı yapılıyor, profesyonel olduğu çok belli olan bu saldırı ile neler tezgahlanıyor kimse bilemiyor VEYA herkes biliyor.

Türkiye’nin sınav rezaletlerini, adam kayırmalarını izliyoruz, dehşete düşüyoruz, aradan 5 yıl geçtikten sonra güya günah çıkartılıyor.

Türkiye’de askerleri, emeklileri içeri tıkıyoruz, sorgusuz sualsiz, suçlarının ne olduğunu bile bilmeden 4 5 yıl hapishanelerde sürünüyorlar, bazıları vefat ediyor, 5 sene sonra çıkıp ” Pardon ” diyoruz, ” Aldatıldık “.

Tam onları çıkartıyoruz, bu sefer TIR’ları durdurdunuz diye 50 60 askeri içeri alıyoruz, savcıyı soruşturmaya alıyoruz, bir 5 sene de onlar yatar, sonra onlardan da bir özür dileriz olur biter.

Dış siyasete girmesek aslında daha da iyi olur. Kavgalı olmadığımız bir tek ülke yok. Sınırlarımız da Iran – Irak – Suriye ile sonra Mısır ile, İsrail ile. Her tarafımız terör örgütleri ile çevrili.

Ekonomide dünyanın zararını yaşadık, hem de ne uğruna, Sayın Cumhurbaşkanımızın demeçleri ve Merkez Bankası ayarları ile, duruldu mu , hayır tabi ki, zararın miktarı artık tahmin bile edilemez hale geldi.

Kapkara Salı’da bir şey daha öğrendik ki, bütün Türkiye bir anda kapkaranlık olabiliyor, hepimiz şok olduk, nasıl bütün Türkiye bir anda aynı saatte elektriksiz kalabilir diye aklımız ermedi, dizi filmlerde bir kaç tuşa bakıp yapılan işlemler demek olabiliyormuş, bunu da öğrendik.

Rektör seçimlerinde seçim kazananları değil, hükümete yakın olanları seçiyoruz, atıyoruz. SEÇİM falan hiç bir önemi yok, geçen bir gazeteci yazmıştı rektör seçimleri kaldırılsın, gereksiz diye, çok haklı, madem Cumhurbaşkanı istediğini atayacak, neden seçim yapılıyor ki …

Yani kısacası sevgili arkadaşlarım…

Siiyaset te..
Ekonomi de..
Eğitim de ..
Enerji de ..
Sağlık ta ..
Dış Siyaset te..
Emniyet te..
Spor da ..

Geldiğimiz nokta belli, ha ben belki bardağın boş tarafını görüyorumdur, belki muhalefet olduğum için yaşanan, gerçekleşen güzellikleri görmek istemiyor olabilirim, bilmiyorum.

Bugün artık öyle bir noktaya geldik ki, herkes SİNİRLİ, herkes GERGİN, hani ” Canım desen, canın çıksın ” modundayız.

İnşallah kısa zamanda geçer diyeceğim ama 7 Haziran seçimlerine kadar bu tansiyon artarak devam edecek diye düşünüyorum. Daha siyasetçiler seçim turlarına başlamadı.

O meydanlardan kim bilir neler dinleyeceğiz, ne atışmalar, ne basit sataşmalar, ne içeriksiz siyasal demeçler ve tabi bu konuşmaların HALKA yansıması..

Herkesin sinirlerine hakim olması ve sakin olması dileğimle…

Çok güzel bir gün olsun ..

Sevgiler & Saygılar