Geçen gün Hakan Arapkirli dostum çok güzel bir tespit yapmış ve ben ve benim gibi yazan bir kaç arkadaşıma ” yazıyorsunuz, çabalıyorsunuz, anlatıyorsunuz ama bakın bir kedicik kadar beğeni bile alamıyorsunuz, kimse umursamıyor bu ülkede olan biteni ” demişti, ya da buna benzer bir yorumu vardı. Paylaştığı fotoğrafta bir siyah minicik kediydi sadece ve 1100 beğeni veya ona yakın bir sayıydı ve artmaya devam ediyordu.

Çok doğru bir tespitti, sadece yazılan, paylaşılan değil, bakın diğer paylaşılanlara, bu sadece bizim yazıp çizmelerimiz için değil, neredeyse her şey için geçerli.

Eğlence, aksiyon, yemek, aile, giyim, gezi, tabiat, hayvan fotoğraf ve videoları her zaman daha çok beğenilir, çünkü sizi eğlendirmeye yöneliktir, anlık saniyelik keyiflerdir, ben de çok beğeniyorum, paylaşıyorum.

Bizim yazdıklarımızın beğenilmediğini düşünmüyorum, okunmadığını düşünüyorum, çünkü İÇİMİZ SIKILIYOR, güzel şeyler yazamıyoruz, şahsımızla hiç ilgisi yok, çünkü benim siyasi yazılarımı 20 30 kişi okuyup beğeniyor belki ama bir Zambiya fotoğraf albümümü 150 kişi beğeniyor.

Tabi gönül daha çok insan okusun istiyor ama yeri geliyor ben bile yazmaktan bunalıyorken, sabah sabah insanların okuması için bir sürü berbat haberi arka arkaya okuyarak güne kötü başlamakta bir çoğumuz için pek kolay değil.

Ama yazmadan da duramıyoruz işte, sevgili dostum Nuri Şekerciler gibi, aralar veriyoruz ama yazmadan duramıyoruz, artık okunsun, okunmasın, beğenilsin, beğenilmesin, yazarken biz biraz stres atıyoruz, belki herkese de biraz tartışma ortamı yaratmaya çalışıyoruz.

Ne kadar başarılı oluyoruz bilemiyorum ama yazdıklarımız yaşadığımız GERÇEKLER, kaçamayacağımız gerçekler maalesef…

Okumayınca, görmezden gelince geçmiyor, hepimizi etkiliyor…

O yüzden hep YAZMAK LAZIM diyorum, daha çok insan yazmalı, daha çok insan okumalı. Yazmayı özendiremezsek, okumayı hiç özendiremeyiz…

Sevgilerimle ..