Sabah Cübbeli Hoca’nın üfürüklerine Nuri şöyle bir yorum yazmıştı..
 
” Haluk kitap falan arama boşuna. Gel ben sana bir üfleme öğreteyim. Rahat et .. ”
 
Ben bu ÜFLEME işini ciddiye aldım 🙂
 
Bakın biraz araştırma ile neler buldum, sizler ile de paylaşayım…
 
Üfleme bir eylem, yapılan işlem ise Üfürükçülük.
 
Google’da üfürükçülük deyince karşınıza çok ilginç bilgiler çıkıyor, mesela bir kaç örnek vereyim….
 
URASA – Türk, Anadolu ve Altay halk kültüründe ve şamanizmde Nefes Tedavisi. Günümüzde biraz da farklı kavramlarla karıştırılarak (ve benzeşerek) Üfürükçülük adı verilen, doğaüstü güçlerle iletişime geçilerek uygulanan tedavi yöntemi. Urasalamak; bu işlemi yapmayı ifade eder.
 
ADAPA – Mezopotamya mitolojisinde yaratılmış ilk insandır. Adapa Sümer’in krallar listesinde ulusun ilk lideri olarak geçer. Kral olarak görevlerinin yanı sıra bir rahip ve üfürükçüydü.
 
HURAFE – İslam dininin aslında; kısaca Kur’an’da bulunmayan, ancak farklı yollarla sonradan müslüman hayatına katılan ve dinî inançmış gibi kabul edilen söz, düşünce ve davranışların tümüdür. Olağan davranışları etkilemek ve tabiat düzenini değiştirmek için yapılan büyüler, üfürükçülük ve yatırlardan medet ummak, muska ve nazarlıklarla değişim yaratmak gibi örnekleri mevcuttur.
 
Gördüğünüz gibi bugüne ait değil, yıllar öncelerine uzanıyor bu üfürükçülük ve üfürme işlemi.
 
Peki Türkiye’de nasıl yer bulmuş…
 
Türkiye’de bazı hastalıkların okunmayla tedavi edilebileceği inancı çok yaygınmış.
 
Bu tedavileri de kim yapacak, tabi ki hoca, üfürükçü veya cinci gibi adlar verilen kişiler.
 
Yaptıkları iş sadece bununla mı kalıyor, o kadar maharetliler ki, kısmeti bağlı kızların kısmetini açmak, dargın karı kocaları barıştırmak, cinlerle ilişkisi olduğuna inanılan kişileri bu cinlerden kurtarmak için de çeşitli büyüler yaparak, muska yazarlarmış.
 
Bu konuda maşallahımız var yani, çünkü biz de aramadığınız kadar Üfürükçü Hoca İstanbul’da yetişmiş.
 
Eski din ve kültürlerden etkilenmiş ama İslami bir görünüşe de sahip büyü ve büyücülükle ilgili birçok pratik geliştirilmiş pek çok üfürükçü ve cinci hoca yetişmekle kalmamış , buradan da Anadolu’ya yayılmış.
 
Hatta o kadar ki, 1920’den önce İstanbul’daki cinciler arasında Mahmutpaşa çevresinde dükkan açmış olan Afrikalı zenciler de varmış.
 
Uygulamaları ise tamamen gizli, kimse kimseye bir şey söylemiyor, kimse de bir şey sormazmış.
 
İnanca göre hoca yaptığı şeyi söylerse, nefesinde kuvvet kalmaz, kötü cinler azar ve uygulama sonuç vermezmiş.
 
Bu üfürükçü hocaların müşterileri kim peki, BİNGO, tabi ki çoğunlukla KADINLAR. Hocalar da kolay tesir altına alabildikleri için kadınlarla daha çok ilgilenip paraları hocaya bayılıyorlarmış.
 
Uygulamalara gelince, bunun bir çoğunu bizler de hem filmlerde, hem gazetelerde yazan olaylarda görüyoruz.
 
Okunup üflenecek ya da cinlerin kötülüklerinden korunacak kişinin vücuduna, giysilerine ya da yiyecek-içeceklerine bazı işlemler yapılırmış, tabi bu dediğim gibi GİZLİ olduğundan kimse de kimseye bir şey söylemiyormuş.
 
Yani anlayacağınız bu okuma üfleme seanslarını biz ciddiye almıyoruz ama çok ciddiye alan büyük bir kitleye sahibiz. Ne kadar derseniz bilmiyorum, çünkü hiç kimse GİZLİLİKTEN dolayı ben hacı hocaya gittim, okudum, üflettim diye ortaya çıkmıyor.
 
Umarım bir gün bu saçmalıklar son bulur, baksanıza 2016 Türkiye’sinde uzuvlara okunacak şifa ayetleri diye bir konu hala gündemdeyse, gerisini siz düşünün…
 
Bu kitap sizce kime yazılmış, size mi, bana mı…
 
HAYIR ..
 
Kitlesi belli olan kesime, en çok merak ettiğim kaç tane sattı acaba?
 
Kimsenin okumak için kitap almadığı bu ülkemizde, böylesine saçma sapan kitap kaç kişiye ulaştı çok merak ediyorum cidden..
 
Okumasız, üflemesiz, üffürükçüsüz bir topluma ..
 
Keyifli okumalar ..
 
Sevgilerimle,