0190582_0.jpeg

Paylaşmıştım, bu akşam muhteşem bir eser seyrettik, Nazım Hikmet’in Kuvayi Milliye Destanı…

Ebrucuğum bir kez daha kocaman bir teşekkür sana, bundan daha güzel bir hediye olamazdı.

Ukalalık yapıp, çok biliyormuş gibi özetlemek yerine, Vikipediden size Kuvayi Milliye ile ilgili bilgileri aynen paylaşayım, nasıl bir eser olduğunu görün, okuyun ve fırsatınız olursa da mutlaka gidin izleyin …

Bir kısa teşekkür de oyunculara, bu kadar mı içten ve güzel oynanır, kocaman alkışlar sizler ile olsun …

—-

“Kuvayi Milliye Destanı”, Nazım Hikmet’in Kurtuluş Savaşı’nı bölümler halinde anlattığı destandır. Nazım Hikmet, Kuvayi Milliye’yi 1939’da yazmaya başlar, 1941’de bitirir. Yapıtın sonunda “939 İstanbul Tevkifhanesi, 940 Çankırı Hapisanesi, 941 Bursa Hapisanesi” diye bir not bulunmaktadır.

Nazım Hikmet’in İstanbul Tevkifhanesi’nde yatarken kendisini ziyarete gelen dostlarından Gazi Mustafa Kemal’in Nutuk’unu istediğini, kitap geldiğinde heyecanla okuyarak çalışmaya başladığını aktarmıştır.

Yapıt Türkiye’de ilk kez 1965 yılında “Kurtuluş Savaşı Destanı” adı ile Yön Yayınlarınca yayımlanır. Daha sonra yine “Kurtuluş Savaşı Destanı” adı ile 1973’te, 1975’te de yayımlanır ve “Kuvayi Milliye/Destan” adı ile ilk kez Bilgi Yayınlarınca Temmuz 1968’de yayımlandı.

Destan şu dizelerle başlayıp sona ermektedir:

“Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar; korkak, cesur, câhil, hakîm ve çocukturlar ve kahreden yaratan ki onlardır, destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.”