Tahran / İran Seyahat Notları …
 
Tahran’a ziyaretim netleşince, google’dan gerek İran, gerek Tahran için epey bir araştırma yaptım. Bir çok bilgi tutarsızdı, birisin yazdığı yorumu, bir başkası farklı yazıyordu. Sonunda kendim görerek ve bu notlardan etkilenmeden gezerek, yaşayarak, sorarak öğrenmeye çalıştım.
 
Her zamanki gibi sizlere şuraya. buraya gidin, çok güzel, gezilecek yerler buralar demeyeceğim, ben size normal Tahran’daki yaşamı anlatmaya gayret göstereceğim, umarım beğenirsiniz.
 
Öncelikle biraz İran bilgisi vereyim.
 
Resmi adı İran İslam Cumhuriyeti, yani Cumhuriyet ile yönetiliyor. Milattan Önce 4000’li senelere dayanan bir tarihi var, nüfusu aynen bizim kadar yaklaşık 80 Milyon. Çok fakir bir ülke sayılmaz, kişi başına düşen gelir yaklaşık 7.500 USD, müthiş bir petrol ve gaz kaynağına sahipler, dünyanda petrol ve gaz satmadıkları ülke çok az. Bildiğiniz gibi İran’ın %90 ı Şii, %8 gibi Sunni ve geri kalana dinler %2 gibi bir yer kaplıyor.
 
Tahran ise başkent. Dolayısıyla çok kozmopolit bir yapıya sahip, nüfusu aynen bizim Istanbul gibi, 18 Milyon civarında. Ancak İran turizm konusunda kendisini aşmış durumda, son ambargoların kalkması veya kalkar gibi olması bile turizmi patlatmış durumda. Tahran’da ben gezerken yüzlerce turist vardı ki, Tahran turizm açısından belki üçüncü, dördüncü sırada gelen bir yer. Shiraz gibi çok daha popüler şehirleri var.
 
Gelelim İran yaşamına …
 
Eminim bir çoğumuz benimde gitmeden önce çok merak ettiğim gibi, KADIN ERKEK arasındaki dengelerdi. Kurallar, yasaklar, özgürlük ne kadardı? Acaba her tarafta fotoğraf çekmeye izin var mıydı?
 
Bu konuda itiraf ediyorum, müthiş bir ŞOK yaşadım…
 
İran’da gezerken, farsça tabelaları kaldırın, yerlerine Türkçe tabelalar koyun, İstanbul ile arasında bir fark bulamazsınız. Caddeler, bakkallar, lokantalar, her şey bire bir bu kadar benzeyebilir.
 
Kadınlar her işte çalışabiliyor, sadece saçlarını bir eşarp veya şal ile biraz örtüyorlar, bir de askılı ve kısa kollu giyinen yok. Her renk giyebiliyorlar, gençlerin çoğu jean giyiyor. Kadınlar son derece modern, hepsi makyajlı ve itiraf edeyim çok güzeller. Hele gençler, çok bakımlı ve şıklar, ojesinden güneş gözlüğüne kadar her şeyleri tamam.
 
Hiçbir yerde kadın ve erkek ayrımı yapılmıyor, sadece ULAŞIM hariç.
 
Sadece Belediye otobüslerinde kadınlar önce veya arkada, duruma göre de erkekler ya önde, ya arkada oluyor. Metroda ise ilk 2 ve son 2 vagon kadınlara ait, ancak kadınlar isterlerse metroda karmaşık da olabiliyor, ama erkekler kadınların olduğu vagonlara giremiyor. Yani metro karışık. Taksiler de hiçbir sorun yok.
 
Metro dedik, evet öyle çok büyük değil ama çok iş gören, çok modern bir metroları var, aynen Moskova’daki gibi her metro bir SANAT istasyonu gibi, çoğunda duvar boyamaları, seramikler, hep Sanat var, bazılarını fotoğraflarda göreceksiniz …
 
Trafik ise bizim İstanbul’u aratmıyor, yalnız kural koymuşlar, tek çift plaka ayrımı var, haftanın bazı günleri tek plakalar, bazı günler çift plakalar trafikte oluyor. Buna rağmen sabah ve akşam iş saatlerinde çok sıkışıyor. Bizim gibi Metrobüs leri ve tercihli yolları var, dönerken gördüm şimdi Havaalanı ile Tahran arasına tren rayları döşüyorlar, çünkü mesafe çok uzak, şehirden normal trafikte Havaalanı 1 saat sürüyor, giden arkadaşlarım bunu dikkate alsınlar.
 
Para birimi Riyal, 11.000 Riyal 1 Türk Lirası. Şehir oldukça ucuz, benim kaldığım otel 4 yıldızlı bir oteldi ve şehrin tam merkezindeydi, 3 gün için yemekler dahil 450 Dolar ödedim. Taksiler, dükkanlar, müzeler oldukça ucuz ..
 
Dolar, para deyince EN ÖNEMLİ kısmı atlamayayım, buraya giden arkadaşlarım mutlaka NAKİT ile gitmek zorunda, çünkü burada Kredi Kartı geçmiyor, ATM den para çekemiyorsunuz. Ambargo nedeniyle İran’dan para transferi yasak, biliyorsunuz bizim Reza bu ambargoyu nasıl delmişti 
 
Gece yaşamını tam bilemiyorum, öyle barları falan yok, ama bolca Parkları var ve geceleri parklarda eğleniyorlar Sinema ve Konserleri var, müzik zaten vazgeçilmezleri, her tarafta bangır bangır müzik çalıyor. Bir İslam ülkesindesiniz ama fotoğraflardan da göreceksiniz neredeyse çok ama çok az cami var, hiçbir yerde ezan sesi duymadım.
 
Hafta sonları bizim Pazar, onların Cuma’sı, bir çok iş yeri Perşembe öğlene kadar çalışıyor, Cuma tatil.
 
Tahran’da gezilecek çok yer var ki dediğim gibi en az olan yerlerden birisi demelerine rağmen. Müzeleri ve Sarayları çok. Ama görmeniz gereken Gülistan Sarayı, Milad Kulesi, Mücehver Müzesi inanılmaz güzel, benim sayabildiğim yedi sekiz tane daha müzesi var, her tarafta heykeller, sanat eserleri var.
 
Fotoğraf çekmekte hiçbir sorun yok, ben hemen hemen her yerde rahatlıkla fotoğraf çektim, kimi poz bile verdi. Ortalıkta polis bile görmüyorsunuz, ne kavga var, ne bir tartışma, sordum suç oranı çok düşükmüş. Şeriat yasaları ile yönetiliyorlar ama Brundi Krallığı gibi, suç işlemezsen sana hiçbir zararı yok.
 
Kimse kimseye kılık kıyafet olarak karışmıyor, uzun saçlı, at kuyruklu bir sürü genç var sokaklarda, takım elbiselisi de var, kotuyla gezen de. Tabi Dünyaca ünlü Tahran Üniversitesi buraya bu gençliği çekiyor.
 
Facebook yasak ama bizdeki gibi delinmiş durumda, herkes VPN ile giriyor, onun dışında whatsapp, instagram serbest. Sosyal Medya aynen bizdeki kadar yoğun kullanılıyor, ancak metrolarda gazete, kitap okuyanların sayısı bize göre kat kat fazla. Oraya gidip Facebook kullanmak isteyenler, gitmeden önce bir VPN programı yüklemeliler.
 
Tahran ile anlatacaklarım bu kadar, kesinlikle bir kez daha hem de Pınar ile gitmek istiyorum, Shiraz’ı çok merak ediyorum, söylediklerine göre tarih orada bir başka, Hazar Denizi kıyıları, Umman Denizi kıyıları da muhteşemmiş…
 
Umarım sıkılmadan okursunuz, elimden geldiği kadar sizlere anlatmaya çalıştım. Bu yazıdan sonra albümlere bakarsanız daha bir bütünleşmiş olacağını düşünerek yazıyı önce yayınlıyorum.
 
Sevgiler & Saygılar
10 Ağustos 2016,
Çarşamba 20:42