Sene 1973 …

İsveç’in başkenti Stockholm’de bir banka soyguncusu altı gün boyunca 4 banka görevlisini rehin tuttu.

Adı Jan-Erik Olsson’du.

Banka soyguncusu ile rehin tutulan banka görevlilerinden birisi duygusal olarak bağlandı.

Hatta bu aşk, sadece onları değil bütün rehineleri etkiledi.

Hatta o kız nişanlıydı, nişanlısından ayrıldı ve Jan-Erik hapisten çıkana kadar onu bekledi 

Rehineler, mahkemede soyguncular aleyhinde ifade vermedi, hatta savunma ücreti için para topladılar.

Rehineleri kurtarma operasyonu sırasında telefonla konuşurlarken, rehineler ” Biz polisten korkuyoruz, burada keyfimiz yerinde ” dedi.

İsveçli psikiyatrist Nils Bejerot bu olayı detaylı olarak inceleyip bu olaya ” Stockholm Sendromu ” adını verdi.

Tanımı:

Rehine olan kişilerin, kurban durumundayken, travmaya maruz kalmışken kendisini rehin alan kişiyle olası diyalog sürecinde oluşan, duygusal anlamda sempati ve empati oluşması durumudur.

Şimdi bu nereden geldi, sevgili Işıl Atay, biraz evvel Iphone paylaşımına ” Stockholm Sendromu ” demiş …

Eh dedim, bari bu sendrom hakkında biraz bilgi verelim, öyle ya, bilen var, bilmeyen var 

Bugünlere biraz benziyor mu dersiniz 

Sevgilerimle,