Geçenlerde seyrettiğim ve sizlere de tavsiye ettiğim bir film vardı, Ayazda bir çiçek adında bir Kore filmi, aslında bu yazıyı yazmak o filmi seyrederken aklıma gelmişti, sonra daha da düşününce o filme gelene kadar bir çok örneği ile karşılaştığımı düşündüm.

Filmde kralıyla (kral erkeklik fonskiyonlarından yoksun) birlikte olan koruma şefinin, kralın soyunun devam etmesi için gizlice kraliçeyle çiftleştirilmesi ve daha sonra bu üçgen içinde geçen maceraları anlatıyor, bu yazıya neden olan konuysa, daha sonra yasaklamasına rağmen birlikte olduğu şefi her şeye rağmen affeden krala sadakat yemini eden şefin, kraliçenin son bir kez görüşme talebine hayır diyememesi üzerine yakalanmaları ile devam ediyor.

Filmi bir kenara bırakalım.

Hayatımız da bir çok olay yaşıyoruz, hayatımıza insanlar girip çıkıyor, kimi anlık, kimi günübirlik, kimi yaz aşkı, kimi uzun vadeli, kimi de evlilikle sonuçlanan ilişkiler. Bu ilişkilere ilk başladığımızda hep mutluyuz, keyifliyiz, yeni ilişkimizin keyfini, sevgimizin ve belki aşkın doruklarında yaşıyoruz. İlişki yaşanırken her şeyimizi paylaşıyoruz, alıyoruz, veriyoruz.

Buraya kadar sorun yok, ama ayrıldıktan sonra üzülüyoruz, mutsuz oluyoruz, bir süre bu durum devam ettikten sonra tekrar yaşama sarılıyoruz ve hayatımıza bu sefer bir başkası giriyor, benzer duyguları yaşamaya başilıyoruz.

İşte bu sırada bir şey oluyor, ayrıldığınız erkek veya kadın arkadaşınız sizi ya arıyor, ya buluşmak istiyor, hem de sizin o günkü konumunuzu bilmeden. Cebinizi silmediyse mesela ” seni özledim” diye mesaj atabiliyor, belki siz o anda evlendiniz, ya da hayatınızda bir başkası var. Veya birdenbire sizi ziyaret ediyor, yani size bir şekilde ulaşmya çabalıyor.

Aradan geçen zamanın ve yaşananların sizde yarattığı etkiyi sizden başkasının bilmesine olanak yok, o anda sizin yolunda giden yaşamınız birden bire kabusa da dönüşebilir. Sevgiliniz, eşiniz, flörtünüz bu mesajlardan veya eski sevgilinin aramasından rahatsız olabilir, nedenini merak edebilir, ve daha da önemlisi sizin bu işteki payınızdan endişe duyabilir.

Sadece bir kaç mesajla birdenbire karşınızdakinin yaşamını çok zora sokmak sizce ne kadar adil? Erkek olduğum için biliyorum, kolay kolay hiç bir erkek yaşamındaki kadınlar ile ilgili bilgileri silmez, o bilgiler orada durur, eğer ilişkisi varsa sorun yoktur, keyfi yerindedir, eğer ilişkisi yoksa geriye dönüp merak eder, acaba şu ne yaptı, bu ne yaptı diye. Aramakta, sormakta, sms-mail atmakta sorun yaşamaz, onu ilgilendiren onun ne yaptığıdır, onun o andaki durumunu düşünmez. Kadınlar bu konuda sanki biraz daha dikkatli, daha az arar, sorar.

Bunlar yaşanmaz, sevgi şudur budur demeyin, yaşayan arkadaşlarım mutlaka vardır, ancak yazının başlığına da gönderme yaparak soruyorum;

Gerçekten hayatınızdan çıkmış birisini yeniden aramak ve sormak, hem de onun yaşantısı hakkında hiç bir şeyden haberdar olmadan arayıp sormak (“özledim seni ” demek), bir sorumsuzluk mudur, egoistlik mi? Yoksa …..

Sevgiler,