Günlerdir düşünüyorum, acaba kendimi nasıl anlatabilirim diye! Bunun için gerekli olan kelimeler ve fotoğraflar bulmaya çalışıyorum. Özellikle fotoğraf konusunda tıkanmış durumdayım. (acaba netten tüm evrimimi gösteren bana benzer birilerini bulabilir miyim ;)) Ayrıca konuşma eyleminde başarılı olmama rağmen iş yazmaya gelince tam bir fiyaskoyla yüzyüzeyim. Bu satırları da yazma konusundaki yeteneksizliğimi tescillemek için yazıyorumJ ;) 

Gözlerimi bir projektör gibi kullanabilsemde bu yazma eyleminden ve sizleri de okuma sıkıntısından kurtarabilsem. Şimdilik bu mümkün görünmüyor ama teknolojiden umutluyum. (şayet bu mümkünse ve benim haberim yoksa bilenler yardımcı olsun lütfennnn) Bunca laf kalabalığından hayatımın geçmiş dönemlerine ait verilerin sadece belleğimde kayıtlı olduğunu ve size somut birşeyler sunamayacağımı çoktan anlamışsınızdır. Ayrıca tarihler konusunda tam bir balık hafızalı olduğumu da belirtmek isterim. Şu tarihte şuradaydım, bu tarihte şunu yaptım gibi cümleler kurma şansına sahip değilim. Tarih ezberleyemem ama tarih dışında ne varsa hafızamdaki kayıtlarda mevcutturJ Hem ülkemiz ve dünya için önemli olan öylesine tarihler var ki, onları bilmek benim küçük anılarımı hatırlatan tarihleri bilmekten çok daha önemli.(önemli gün ve tarihleri toplumsal duyarlılığımız sayesinde ezberlemeyi başardığımı anlamışsınızdır ;)

Tarih ve fotoğraflar olmadığına göre geriye kelimeler kalıyor. Tabi şimdi de onları cümle haline dönüştürme sorunsalı varJ Kelimelerin, cümlelerin esareti altında bir insan kendini ne kadar anlatabilirse, ben de o kadar anlatmaya çalışacağım.

Annem, babam, kardeşlerim, arkadaşlarım şöyleydi-böyleydi demeyeceğim. Burada ana konu benim çünkü. Bende herkes gibi tüm duygu ve durumları barındıran bir çocukluk, ergenlik yaşadım. Duygularımın, düşüncelerimin, kişiliğimin gelişiminde mutlaka herkesin az çok payı var. Bazen biri tarafından söylenen küçücük bir cümle, yıllardır tanıdımız birinin söylediklerinden daha fazla etki edebiliyor hayatımıza ve bu bağlamda kimseye kayırmacılık yapacak değilim. Hayatımda tanıdığım herkes benzersiz ve özel benim için. Değişik zamanlarda değişik yerlerde bulunmama rağmen hiç iş değişikliği yapmadım (en azından iş konusunda istikrarlıyımJ) Yıllardır reklam sektöründeyim. Bunun yanında hobi olarak önce gazeteyle başlayan ve dergiyle devam eden bir yolculuk var. İşimi fazlasıyla seviyorum o nedenle de çalışıyormuşum gibi gelmiyor. İşimden geriye kalan zamanımda da bol bol kitap okumayı tercih ediyorum. Hayatın tüm zorluklarına, çeşitliliğine rağmen kendi içinde dengeli ve rafine yaşayan biriyim. 

Klasik bir soru vardır “şayet yakında öleceğini bilseydin, neleri değiştirirdin ya da kimleri arardın?” Bu soruya vereceğim yanıt sanırım beni özetleyecektir. Hiçbir şeyi değiştirmezdim ve kimseyi de aramazdım. Aynı rahatlıkla, vicdanımda en küçük bir tedirginlik olmadan, her zaman olduğu gibi gülümseyerek hayatıma devam ederdim.

Hayatımda tanıdığım her insan benim için benzersiz ve özel demiştim ama bir de “çok özel” olanlar var.Şimdi o çok özel insanlardan birine birkaç şey söylemek istiyorum. Öncelikle benden, kendim hakkında yazmamı istediğin için umarım pişmanlık duymuyorsundur. Şayet bir pişmanlık varsa da bu artık sadece senin sorunun olmuş durumdaJ Şimdi gelelim asıl konuya; bir insan için yapabileceğiniz en güzel şey onun varlığını tanımlamaktır. Haluk bana göre bu tanımlama konusunda fazlasıyla aşmış durumda. Yüzünden yayılan gülümsemede, gözlerindeki samimiyette hiçbir kelimeye gerek kalmadan “İNSANLIĞI” görebildiğim nadir insan! Ne zaman, nerede, nasıl tanıştığımız önem arz etmiyor, tek bildiğim hep tanıştığımız;)  Hayatının içinde bu kadar insana yer verebilen koşulsuz sevgi, saygı ve sorumlulukla hareket eden biri için söylenecek söz çok fakat en güzeli ona onun davrandığı şekilde karşılık vermek olmalı. Özetle “varlığımı tanımlayan varlığın için, sonsuz teşekkürler Haluk”. (bu arada her ne kadar tanışmamış olsak da (tanışmak yüzyüze gelmekse şayet) senin sen olarak kalabilmendeki güçlü desteğinden dolayı Pınar’a da teşekkür etmek istiyorum. Yüreğinizdeki bağ insanlık kadar sonsuz olsun…)