Pazar günü Sedef Adasına gittik, bunca zamandır İstanbul’da yaşayıp, onlarca kez Adaların hepsine gidip Sedef Adasına neden şimdiye kadar gelmediğimi epeyce sorguladım ama kendime tatmin edici bir yanıt bulamadım.

Sedef Adasını kendi gözümle size anlatmadan önce çok kısaca tarihçesini aktarayım, aşağıdaki bilgiler İnternet’ten tarama ile elde edilmiştir.

Sedef Adası, Bizans döneminde sürgün yeri olarak kullanılıyordu. Osmanlı döneminde ise uzun süre ıssız kaldı. 1850’de Sultan Abdülmecid tarafından damadı Fethi Ahmet Paşa’ya hediye olarak verildi. O zamanlar ağaçlandırılmak istense de, özellikle paşanın ölümünden sonra ağaçlar talan edildi. I. Dünya Savaşı sırasında ise tüm ağaçlar kesildi. 1957’de Fethi Ahmet Paşa’nın soyundan olan, Şehsuvar Menemencioğlu ve kız kardeşi Rey’an Şehsuvaroğlu burayı ağaçlandırmak ve iskan alanı haline getirmek için çalışmaya başladılar. Mimar Kadri Erdoğan adaya 50 ünitelik bir kooperatif yaptı. Projede yedi tip bulunuyordu. Zamanla bu yerleşim, içinde 110 ev bulunan bir derneğe dönüştü. Bugün Sedef Adası’nın nüfusu yazları 400 civarında.

Evet bu internetin verdiği bilgiler.

Önce Sedef Adasına gitmek için Bostancı’dan vapura biniyorsunuz, genelde Heybeli-Büyükada ve Sedef Adası oluyor ve yaklaşık 1 saat 15 dakika sürüyor.

Sonra aynen yukarıda dediği gibi sağda bir Gazino ve Plajı var, solda ise SedefPort dedikleri bir restoran ve plajı var. Biz Gazino – Plaj kısmına gittik, albümde göreceğiniz fotoğraflar oraya ait, sonlara doğru olanlar ise Sedefport’tan.

Deniz tertemiz, denize girme alanları beton, şezlongu onlar veriyor, 2 şezlong – 1 şemsiye 5 YTL. Kalabalık değil, çoluk çocuğunuzla rahatlıkla gelebilir ve çokta güzel eğlenirsiniz.

Sabah biz orada kahvaltı planlamıştık ama kahvaltı olarak sadece Tost var, öğlen yemeğinde ise kesinlikle Akçaabat köftesi tavsiye ediyorum. Fiyatlar çok makul, örneğin biz iki köfte, iki bira, bir salataya 35 YTL ödedik.

Dediğim gibi deniz tertemiz, ancak kum değil ve hemen derinleşiyor, denize girmek için merdivenler var,ayrıca kenardan denize direk atlamanız da mümkün.

Fotoğraflardan göreceksiniz en keyifli şey, arada sırada gelen genel uyarı. Birden bir anons duyuyorsunuz. 10 dakika sonra dalga gelecektir, yüzme bilmeyenler denizden çıksın, çocuklarınızı deniz kenarından uzaklaştırın diye. Gerçekten 10 dakika sonra çok keyifli bir dalga geliyor, bir kaç dakika sürüyor ama bayağı etkili oluyor.

Biz sabah 09:45 vapuru ile Bostancı’dan gittik, akşam da 17:10 vapuru ile de döndük.

Mutlaka denemenizi tavsiye ederim, özellikle tertemiz deniz özlemini çekenler için çok keyifli olacaktır.

Sevgilerimle,