SEYAHAT

Ravenna, Cesena, Rimini, Cannes, Nice, Monte Carlo

349 defa okundu Yorumunuzu yazın

Bu seyahat notları aslında kısa iki turdan ibaret olacak.

Birinci tur; Bolzano’dan başlayarak Bologna üzerinden devam edip, Ravenna, Cesena ve Rimini hakkında kısa bilgiler içerecek.

İkinci tur; Torino’dan başlayıp Monte Carlo, Monaco, Nice ve Cannes hakkında bilgi içerecek.

Detaylara girecek kadar gezmediğim için çok genel bilgiler ve gördüklerimi aktarmaya çalışacağım, mutlaka buraları çok iyi bilen, hakkıyla gezen ve benim vereceğim bilgilerden çok daha fazlasına sahip arkadaşlarım vardır, benimkiler birkaç saatlik gezme sonucunda gördüklerimden ibaret olacak. Bilen arkadaşlarım eklemeler yaparsa, buralara gitmek isteyen arkadaşlarım olursa daha bfazla bilgi edinmiş olur.

Ravenna :

Aslında bir deniz şehri ama şehir 10 kilometre kadar içeri kurulmuş. Nüfusu 160.000 olan bir yer. Çok şirin bir Eski Şehri var, araba ile giremiyorsunuz, dükkanlar son derece şık, Arnavut kaldırımı sokakları da ter temiz. Deniz kıyısına varmak için şehrin dışına çıkmanız lazım, yan yana bir çok plajı var. En dikkat çekici özelliği, mozaik sanatı burada çok yaygın, fotoğraflardan anımsayanlar olabilir, birkaç kedi karesi paylaşmıştım. Tarihi bir yer olmasına rağmen, çok sevimli bir hale getirmişler. Gidip 1 hafta kalırsanız sıkılabilirsiniz ama denizini de kullanmak isterseniz 2 3 gün ideal olabilir. İtalya’nın diğer şehirlerine göre biraz daha ucuz geldi bana. Ancak dediğim gibi gerçekten çok sevimli ve şirin bir yer.

Cesena :

Cesena’ya sevgili dostum Avni’nin tavsiyesi ile gittim, yaklaşık 100.000 kişinin yaşadığı bir yer. Ravenna’ya sadece 35 km mesafede bir yer. Çok fazla kalamadığım için çok yorum yapamıyorum ama tarz aynı tarz, Ravenna’nın bir başka kopyası diyebilirim. Gezilecek yerleri oldukça fazla, ancak zamanım olmadığı için hepsini gezemedim. Avni’nin de belirttiği gibi her sene burada yemek festivali düzenleniyor, bu sene 1 2 Nisan tarihleri arasında düzenlenmiş. Tur yapılacaksa mutlaka kaçırılmaması gereken bir yer, belki bir gün kalınabilir veya günü birlik gezilebilir.

Rimini :

Adını çok duyduğum şehirlerden bir tanesiydi, Sibel’de tavsiye etmişti. Rimini aslında bizim İzmir, Antalya gibi bir yer. İki tane Rimini var, birisi eski şehir, birisi yeni şehir. Ancak iki şehir birbirine yürüme mesafesinde değil. 10 km kadar bir yol var. Eski şehir ve Ana Meydan tam tarihi bir yer olmasına karşılık, Yeni şehir tamamen deniz kıyısı. Müthiş turist alan bir yer. Yan yana onlarca plajı var. Sahil çok hareketli. Yeni şehrin göbeğinden denize giriyorsunuz, sokaklarda insanlar mayoları, bikinileri ile dolaşıyor. Yani tam bir yazlık yeri. Diğer şehirlere göre de oldukça büyük bir şehir, 350.000 insan yaşıyor. Oteller biraz pahalı gibi, sahilde 4 ve 5 yıldızlı oteller var, diğer oteller biraz daha şehrin arkasında kalmış. Gece hayatının çok hareketli olduğu söyleniyor ama gece kalmadığım için bir yorum yapamıyorum. Bunun yanında şehir endüstriyel olarak da çok ileri, bir çok şirketin şubesi var. Birkaç gün kesinlikle kalınabilir gibi gözüktü bana. Gitmeyi düşünen arkadaşlarıma, özellikle dağın ortasına kurulmuş olan manastırı gezmelerini tavsiye ederim. Harika bir yürüyüş yolu yapmışlar, merdivenlerle de çıkabiliyorsunuz, arabayla da ama merdivenleri tercih ederseniz o daracık sokaklarda bir çok güzel şey görebilirsiniz. Ravenna – Cesena – Rimini hattı kilometre olarak birbirine çok yakın, Cesena ile Rimini arası da 30 km.

Monte Carlo :

Ben Torino’dan yola çıktığım için oradan başlayarak anlatacağım. Monte Carlo’yu bir çoğumuz biliriz sanıyorum, kumarhaneleri, zengin iş adamları, pahalı arabaları ve sahili ile ünlü. Gerçekten de inanılmaz turist alan bir yer. Özellikle filmlerde gördüğümüz Kumarhanenin önü ana baba günü. Kimi selfie çekiyor, kimi de kumarhaneye giren ünlülerin çıkmasını bekliyor. Tarihi binaları çok ama ondan daha ünlüsüsü Marinası, son derece modern yatlar bu Marinada yer alıyor. Bir de tabi FORMULA’nın bu ayağı çok ilgi çekiyor. 25 26 Mayıs’ta Formula Grandprix Monaco’da olacak, hazırlıklar son gaz devam ediyor. Ancak çok ama çok pahalı bir yer, Bir su her yerde 1 euro, burada 4 euro. Otellerin fiyatını tahmin bile edemiyorum.

Monaco :

Toplam Monaco’da 35.000 insan yaşıyor ve bunun 25.000 kadarı Monte Carlo’da, geri kalan Monaco’da yaşıyor. Monte Carlo’dan Monaco’ya otobüs ile gidiyorsunuz, arabanız varsa da Monaco şehrine kendi arabanızla giremiyorsunuz, aşağıda park edip biraz yürümeniz gerek, Ancak otobüsler 2 Euro’ya sizi Monaco sarayının önüne kadar taşıyor. Burasının adı da Eski Şehir. Binalar çok yeni gibi dursa da bir çoğu gerçekten çok eski ama aynı şekilde restore etmişler. Daracık sokakları lokantalar ile dolu, her türlü yemek bulabilme şansınız var, dönercisi de var, yunan mutfağı da. Hamburger de bulabilirsiniz, sandwichte. Buradan yani saraydan manzara muhteşem, tam tepeye kurulduğu için denizin sağına ve soluna hakim. Monaco’nun futbol takımı ( 35.000 kişilik bir şehir ) bu sene Fransa Liginde şampiyon oldu, o yüzden şehir oldukça mutlu, her tarafta Monaco formaları bulabilirsiniz ama ilgi daha çok Formula giysilerinde. Birkaç gün sonra eminim kalabalık çok daha fazla artacak. İşin ilginç tarafı minnacık bir şehir ve Formula bu minnacık şehrin dolambaçlı yollarında yapılıyor.

Nice :

Fransa’nın belki de en çok turist alan şehri. Güneyde muhteşem bir denize sahip, şehrin güney tarafı tamamen plajlar ile kaplı. Fotoğraflardan göreceksiniz zaten, normal nüfusu 350.000 olan şehir, yazın milyona yaklaşıyormuş. gece eğlencesi bir çok şehre göre çok çok iyi, bunu zaten gezerken anlıyorsunuz, bırakın geceyi, gündüz bile sokakların arasın tamamen dolu, yemek yenilecek yerlerde ve barlarda oturacak yer bulamıyorsunuz. Tarihsel olarak da gezilecek çok fazla yeri var ama bizim zamanımız olmadığı için sadece şehrin plaj kısımlarında biraz turladık, biraz da ana meydanını gezdik. Bir fikir edinebilmek için bu kadarı zaten yetti. Nice Havaalanı da şehrin göbeğinde, yani yürüyerek bile şehre inebiliyorsunuz. Gezerken ne kadar özgür ve çağdaş bir yerde olduğunuzu anlıyorsunuz, kimse kimseye karışmıyor. meydanı çok renkli, parkları ağzına kadar dolu. Yani benim düşüncem, Nice birkaç günlük bir yer değil, hani hem tarih, hem deniz istiyorsanız, buraya en az 4 5 gün ayırmalısınız ki bunlar benim birkaç saat gördüğüm Nice için söylediklerim. Sanıyorum buraya gelen arkadaşlarım varsa Nice hakkında çok daha fazla bilgi verebilir, ben şu kadarını söyleyebilirim ki, bir kere daha gideceğim bir yer. Bu arada Monaco ile Nice arası 30 km, yani en fazla yarım saatte Monaco’dan Nice’e gelebilirsiniz.

Cannes :

Bir çoğumuzun aklına Cannes deyince film festivali ve sahilleri gelecektir. Ben de öyle biliyorum. hele bir de tam Cannes’a geldiğimizde Film festivali zamanı olunca inanılmaz renkli kareler çekebiliyorsunuz. Film festivali sırasında sanıyorum Dünyanın en kalabalık ve en çok turist alan yerlerinden birisi oluyordur Cannes. Otellerin fiyatlarını tahmin bile edemiyorum. Dünyanın en meşhur artistleri, mankenleri, film oyuncuları ve yönetmenlerinin olduğu bir zaman doğal olarak meşhur olmak için gelenleri de düşünürseniz sokakların ne kadar renkli olduğunu anlarsınız. Plajı müthiş. Sonunu göremediğiniz bir deniz kıyısı düşünün. Biz yaklaşık 2 3 km yürüdük ve sonu hala gelmemişti. Sokak araları lokantalar, barlar Film Festivali yüzünden ağzına kadar dolu. Tarihsel bir şeyler var mı bilmiyorum cidden zaten olsa da gidemezdik çünkü biz de diğer insanlar gibi sadece Film Festivaline odaklandık. Sokaklardan bir çok kare çektim, bu kadar smokinli, gece elbiseli insanı bir arada sokakta yürürken görmek tabi her zaman mümkün değil. meşhur artistlerin kaldığı otellerin önü dolu. Kimi arada çıkıp selamlama da yapıyor, bazıları selfie çektiriyor, kimi otelden çıkıp direk arabaya binip gidiyor. Meşhurları görmek için saatlerce bir yerden ayrılmadan beklemeniz gerekiyor. Yine sinemaya girebilmek için oldukça uzun kuyruklarda beklemeniz ve Smokin – gece kıyafeti giymeniz gerek, yani normal kıyafetle giremiyorsunuz. Bilet fiyatlarını sormadık ama binli eurolardan falan bahsediliyordu. Normal zamanında nasıl bir şehir bilmiyorum, yine bu kadar turist var mı. Sanmıyorum ama yine de Nice’e yakınlığı yüzünden bir çok insanın buraya geldiğini düşünüyorum. Nice ile Cannes arası 35 km.

Özetle sevgili arkadaşlarım, benim tavsiyem eğer İtalya’ya kendi olanaklarınızla gelirseniz, bir araba kiralayın, küçük ( ben 1 haftalığına sadece 110 Euro ödedim ). Sonra bir yerden başlayın ve arabanızla gezin derim. İsterseniz kuzeyini, isterseniz güneyini veya doğu. batısını. Görecek o kadar güzel yerler var ki, istediğiniz yerde durabilir, konaklayabilirsiniz. Özellikle sahil taraflarında birbirine yakın çok güzel yerler var. Turlar tabi buralara getirdiğinde bazen ekstra turlar düzenliyorlar, bilgi veriyorlar. Emeklerine sağlık diyorum ama yine de kendi başınıza elinizde güzel bir İtalya kitapçığıyla kendinize çok güzel bir tur yaratabilirsiniz.

Umarım bu bilgiler işinize yarar ve beğenirsiniz. Ravenna, Cesena ve Rimini’nin fotoğraflarını paylaşmıştım. Bugün de Torino ( aslında Torino’dan çok kare yok, çünkü daha önce geldiğimde oldukça güzel kareler paylaşmıştım Torino ile ilgili, bu sefer gezmedim aynı yerleri ), Monte Carlo – Monaco – Nice ve Cannes karelerini paylaşacağım.

Keyifli seyirler dilerim.

Sevgiler & Saygılar

Yazar Hakkında

Haluk İlhan

BEŞ YÜZ küsur yazı yazmışım, beni tanıyarak okuyan, hiç tanımadan okuyan bir çok arkadaşım, okuyanım olmuş. Yine katıldığım sosyal medyada Haluk İlhan olarak tanıyan, seven arkadaşlarım var.

You must be logged in to post a comment Login

Bir Cevap Yazın