Bugün Pınar ile Adampol’e gittik…

Şimdi hayırdır, Adampol neresi diye düşünenler de olacaktır, tamam bildim diyenlerde..

Evet bizim bir çoğumuzun bildiği Polonezköy’ün eski adı Adampol. Adından da anlaşılacağı gibi bir Polonya köyüdür, ya da bir zamanlar çok daha Polonyalı idi.

Benim yaş kuşağım aslında Polonezköy’ü çok iyi bilir 🙂 Çünkü eskiden Polonezköy açıkçası Kaçamak mekanıydı. Kimsenin sokaklarda dolaşmadığı ve ağırlıkla saatlik, günlük pansiyon ve otellerden oluşurdu, dolayısıyla günlük kaçamak yapanlar ile dolardı, ama artık eskisi gibi değil sanıyorum, özellikle hafta sonu dolup taşıyor, yani kaçamak yapmak isteyenler için pek ideal bir yer değil 🙂

Biraz tarihini anlatayım, İstanbul’un bu en güzel yerlerinden birisine nasıl olmuş Polonyalı’lar gelip bir köy kurmuş, merak eden olabilir.

Tabi ki yine yardımcım Vikipedi, oradan özetleyerek anlatmaya çalışayım.

Polonezköy 1830 Polonya Ayaklanması sırasında hükümet başkanı, daha sonra da Polonyalı sürgünlerin siyasî lideri olan Prens Adam Czartoryski tarafından 1842 yılında kurulmuş.

Köyün adı kurucusunun adı olan Adam’dan dolayı Adamköy (Lehçe: Adampol) olarak türetilmiş.

Köyün bulunduğu arazi, 1830’lu yıllarda Saint Benoît Fransız Lisesi’ni yönetmekte olan Lazarist rahipler tarafından çiftlik olarak düzenlenmiş.

O zamanlar Polonyalıların siyasi göçünün merkezi Paris’miş.

Prens Adam Czartoryski’nin amacı ise, ikinci bir siyasi merkezini Osmanlı Devleti sınırları içinde kurmakmış. Bu amaçla Michal Czajkowski’yi temsilcisi sıfatıyla Osmanlı Devleti’ne göndermiş.

İstanbul’a geldikten sonra 1850 yılında İslamiyet’i kabul ederek Mehmed Sadık Paşa adını alan Czajkowski, Osmanlı Devleti’nde faaliyet gösteren Lazaryen rahiplerden gelecekte Adampol’un kurulacağı ormanlık bir araziyi satın almış.

İlk başta ancak 12 kişinin oturduğu köye sonraki yıllarda en çok geliştiği dönemde 220 sakin yerleşmiş.

Yıllar geçtikçe Polonezkoy/Adampol gelişmiş, köyün nüfusu 1830 Polonya Ayaklanması ve 1853 Kırım Savaşına katılan askerlerin yanı sıra Sibirya sürgünü ve Çerkes esaretinden kaçan Polonyalılarla artmış.

İlk Polonezkoy sakinleri çiftçilik, hayvancılık ve ormancılıkla meşgulmüş.

Daha II. Dünya Savaşı öncesinden başlayarak ilk tatilciler Polonezköy’e gelmeye başladı.

1938 yılında Polonezköy sakinleri T.C. vatandaşlığına kabul edilmişler.

1968 yılında Polonezköy sakinleri işledikleri topraklar üzerinde tapu hakkına sahip olmuşlar ve Czartoryski ailesinin vârisleri ise Polonezköylüler lehine iyelik haklarından vazgeçmişler.

Tarihçesi böyle…

Çok meşhur bir köy gerçekten, buraya Atatürk’ten tutun da sanat ve sinema dünyasından gelmeyen kalmamış. Şu anda yaklaşık 1.000 kişi yaşıyor. Her taraf otel ve lokanta dolu.

Gidişi çok kolay, TEM’den Kavacık istikametine döner dönmez tabelalar başlıyor Polonezköy diye, trafik yoksa 15 – 20 dakika sonra köydesiniz.

Köyde fotoğraflarda da göreceğiniz muhteşem bir TABİAT ORMANI var, yürüme parkuru yapmışlar bu parkın içine ve yaklaşık 4 – 5 km. Müthiş bir oksijen kaynağı.

Sonrasında sağda solda olan otellerde ister kendiniz mangal yapabilirsiniz, isterseniz onlar sizin için yapıp getirebilir. Pahalı değil, biz Pınar ile bugün ( alkol yok ) yani gerçekten tıka basa doyduk – salata / Yoğurt / sucuk / köfte / pirzola 100 TL hesap verdik.

İstanbul’da yaşayan arkadaşlarıma bir hafta sonlarını bu yürüyüş parkurunda geçirmelerini tavsiye ederim, çıkışta da dediğim gibi güzel bir akşam yemeği ile harika bir hafta sonu olabilir.

Arzu edenler tabi otellerde de kalabilir, her tarafta ve özellikle Cumartesi geceleri, bir çoğunda canlı müzik var.

Benden bu kadar, umarım zaman bulur ve gidersiniz, bir Pazar günü yakın ve bol oksijenli, çocuklarınızla gidebileceğiniz keyifli mekanlardan bir tanesi …

Sevgiler & Saygılar

_130532 _131254 _131303 _131334

_131606 _131948 _132010

_132322 _132426 _132544 _132728 _132810

_132819 _132940  _133337_133629

_134521 _134623 _142451 _143411

_143420 _143438 _143659 _143941 _144353 _150012