Blogumda yazdığım yazıları kimlerin okuduğunu göremiyorum, kaç kere okunduğunu da bilmiyorum. Sağolsun Facebook’tan dostlarımın yorumlarını Facebook’ta  veya yazdığım yazıları beğenip takip edenler bana ulaştıklarında yazılarım hakkında yorumlarını söylüyorlar, onların bu yorumları sayesinde beğenilerini veya eleştirilerini anlama şansım oluyor. Aslında amatörce blog oluşturan, yazılar yazan herkesin bir kişi dahi okuyup yorumlasa  gelen yorum ve/veya eleştiri hoşuna gidiyor, bir motivasyon oluyor.

Geçen gün bir e-mail aldım, Neşe adında bir hanımefendi yazmış, tanımadığım birisi, maili açtım,aynen kopyalıyorum; ” Haluk bey merhaba ,Yazılarınızı 2010 yazına girerken tesadüf olarak okuma fırsatı buldum.Çok doğal ,içinizden geldiği gibi herkesimden insanın okuyup anlayabileceği bir üslupta yazıyorsunuz sizi yürekten kutluyorum.blog’unuzdaki bütün yazıları okuduğumuzu(eşim ile) bilmenizi isterim.nasıl anlatsam bilmiyorum ama Pınar hanım ile hayata bakış açınız,pozitif olmanız ve yaşamı sevmeniz  bizim bakış açımızla örtüştüğü için sanki yıllardır bizim aile dostumuzmuşsunuz gibi geliyor Jbiliyorum komik ama öyle…hatta abartıp yeni iş bulduğunuzda sevindik bile..neyse uzatmak istemem son Kore yazılarınız çok güzeldi, okurken anlattığınız yerleri geziyor gibi huzur verdi.tşk ederim. Pınar hanıma sevgiler. Lütfen yazılarınıza ara vermemeye çalışın. İyi akşamlar..

Şimdi amatörce yazı yazan, okunup okunmadığını bile düşünmeden paylaşan birisi için bu gelen mailden daha mutlu edici bir geri besleme olabilir mi? Eşi ile birlikte yazılarımı okuduğunu söylemesi ve belki sizlerin de fark edeceği sıcaklığını hissetmemeniz ve bundan keyif almamanız mümkün mü? Neşe Hanımın yaptığı şey ne? Beğenisini dile getirmek, sizce bu maili yazması kaç dakikasını almıştır, 5 dakika bile değil, ama onun düşünerek ayırdığı o 5 dakika, benim açımdan ne kadar mutluluk verici.

Ben bu maili alınca ne yaptım, Pınar’a ve sevdiğim dostlarıma gönderdim, bakındedim, beni okuyan birisi benim için ne güzel şeyler yazmış, mutluluğumu onlarla da paylaştım, beni mutlu görünce onlar da mutlu oldu. Neşe Hanımın hiç bir şey beklemeden yazdığı 5 dakikalık bir mail, benim ve çevremde oluşan arkadaşlarım arasında minicik bir mutluluk zincirine neden oldu.

Bunları neden yazıyorum, kendimi bir yere getirmeye çalışmıyorum, ya da ben neymişim demek içinde değil,MUTLULUĞU YARATMAK aslında çok basit, bakınız benim için yaratılanın süresi 5 dakika, hiç görmediğim, tanımadığım bir kişinin 5 dakikası, benim çok daha uzun süre sadece ben değil, sevdiklerimle birlikte paylaştığım bir reaksiyonu başlattı. O yüzden, mutluluğu yaratmaya özen göstermeliyiz. İyi şeyleri övmeli, desteklemeliyiz. Motivasyonu artan kişilerin üretkenliği her zaman pozitife doğru artar. 

Aynı şey iş yerleri içinde geçerli. Motivasyonunu yüksek tuttuğunuz da çalışan personelinizden alacağınız verim her zaman daha yüksektir. Çalışması takdir edilen çalışan her zaman size daha fazlasını vermeye çabalar. O yüzden Motivasyon değişmez bir Başarı kriteridir.Motivasyonu sağlamak için ille para gerekmez. yapılan çalışmaların takdiri, hediyeleri, duyurulması gibi bir çok farklı kriterle de sağlanır. O yüzden işinde mutlu ve huzurlu olan çalışanlar çoğu zaman aldığı maaşı ikinci planda düşünür.

Neyse, özetle ben buradan Neşe Hanıma ve sevgili eşine teşekkürlerimi biraz geçte olsa sunuyorum, sağ olsunlar. Bloguma bu aralar yazamamamın nedeni işlerimin yoğunluğu, biraz daha zaman gerekiyor bana, sonra tekrar günlük olmasa bile yazmaya devam edeceğim. takip eden dostlarıma çok ama çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle,