Mori’nin kitabında bahsettiği bir diğer bölüm EVLİLİK. O konuda görüşlerime geçmeden size yine bir bölümünü aktarıyorum;

“…Evlilik kültüründe sevgiyle örülmüş bir ilişkiye sahip olmak çok önemli, çünkü kültürün kendisi bunu sağlayamıyor. Fakat günümüzün zavallı insanı ya bir sevgi ilişkisine giremeyecek kadar bencil ya da evlenmede acele ediyor ve altı ay sonra boşanıyor. Eşinde ne aradığını bilmiyor. Kendisinin kim olduğunu bilmiyor, kiminle evlendiğini nasıl anlayabilir? Bu çok acı, çünkü sevgi ilişkisi çok önemli. Sevgi ve evlilikle ilgili doğru olduğunu bildiğim bir kaç şey var, eşine saygı duymuyorsan çok sorun çıkacaktır. Uzlaşmayı bilmiyorsan, çok sorun yaşarsın. Aranızda olup biteni apaçık konuşamazsanız çok sorununuz olacaktır. Ve eğer hayatta ortak bir değerler kümeniz yoksa gene birçok sorun çıkacaktır. Değerleriniz benzer olmalı.ve önemli bir değer de EVLİLİĞİN ÖNEMİNE İNANMAKTIR, birbirinizi sevmezseniz yok olursunuz ..”

Sanırım sorunumuz bu. İki önemli noktaya değinmek istiyorum. Yaşadık, yaşıyoruz, yaşayacağız. Evlilik başımızdan geçti, hala evliyiz veya evleneceğiz. Mori’ye göre bakacak olsak DEĞER kavramı ve EVLİLİĞE İNANMAK çok önemli. Düşündüğünüzde çokta anlamlı geliyor. Ancak anlamlı gelmesi, bizim doğruyu yapacağımızı göstermiyor. Çünkü bence bizde hemen hemen hiç gündeme gelmeyen bir konu DEĞER konusu.

Hani Türk filmlerinde falan olur ya, değerimi bilemedin, ben saçımı süpürge ettim sana replikleri:) Biz değer kavramını gerçekten bilmeyen bir milletiz, ya da düzelteyim genellikle değeri kaybettikten sonra anlayan bir milletiz diyeyim. Adam karısının üzerine seksen tane kadın koklar, ancak karısı adamın üstüne bir tane erkek koklasa o kadın o kadar değerli olur ki, namus cinayetleri işlenir.

Ya da benzeri durumlar, hep alıp bünyemize geçirene kadar değerlidir ama nedense sonra aynı değeri saklayamayız, koruyamayız. Acaba bunda rutinleşmenin veya artık ben buna sahibim egosunun bir etkisi var mı?

Peki Evliliğe inanarak kaç kişi evlendi sizce?

Sevgi bunun bir yanı, önemli yanı tamam ama acaba evliliğe inanan kaç kişi var, ya da acaba evliliğe inanarak evlenen kaç kişi, evlendikten bir süre sonra bu inancını hala koruyabiliyor. Şimdi bir çok kişi sen de karşı olduğun için yönlendirici yazıyorsun diyebilir.

Evet, ben evlilik müessesesine inanmıyorum. Ha inanmıyorsun da yerine ne öneriyorsun derseniz çok sağlıklı öneriler de bulunamayabilirim. Evlilik sanki askerlik gibi, çocuk doğurmak gibi, yapılması gereken bir şey gibi geliyor bana. Toplum kuralları, örf ve adetler falan derken, kendini bir yaşta evlenmek durumunda hissediyorsun.

Ancak bugünün gençleri ile bizim 20 25 sene önceki halimizi, onu da geçin kendi anne babalarımızın zamanını mukayese edersek EVLİLİK müessesesinin hiç zarar görmediğini görürüz. Çünkü her 15 dakikada birileri evleniyorsa ve bir evlenmek için size 2 3 ay sonrasına gün veriliyorsa demek müessese sağlam, ama boşanma oranlarında ki artışa neden kimse bakmıyor? Bir yazımda söylemiştim, gazeteden alıntıdır, 2005 senesinde Eylül ayına kadar Türkiye’de ilk defa boşanma sayısı, evlenme sayısını geçmiş. O zaman bir yerde bir hata var.

Sonuçta, bekar, boşanmış, evli, evliliği düşünen, beraber yaşayan, sevgili, nişanlı, kadın, erkek …bu siteye gelen ve bu yazıları okuyan bir kitle var. Demek ki mori’den öğrendiğimiz şeyi uygularsak, iki soruya doğru yanıt verenler, bu işi götürecek.

Soru 1 : DEĞERLERİMİZ AYNI MI?
Soru 2 : EVLİLİĞE İNANIYOR MUSUN?

Umarım her ikisine de açık yüreklilikle yanıt verenler ve aynı yanıt da birleşenler ömür boyu mutlu olur…….

Sevgilerimle