Çok keyifli bir Ege Akdeniz kültür turundan döndüm, 18 Ağustos 2006 Cuma akşamı saat 22:00’de başlayan tur, 27 Ağustos 2006 Pazar sabahı 06:15’te eve varışımla son buldu.

Daha önce Kültür turu yapan arkadaşlarım mutlaka bilecektir, bu turlar birbirlerini hiç tanımayan yaklaşık 40 kişilik bir grupla başlar, birinci gün sakin geçer. Akşamından sonra yavaş yavaş kaynaşma başlar ve tur bitimine kadar daha önce birbirini tanımayan bu 40 kişi, o kadar yakın arkadaş olur ki, herkes turun son gününü hüzünle geçirir ve tur hiç bitmesin ister.

Bizim turumuzda aynen öyle oldu, daha önce birbirini hiç görmemiş 36 kişi katıldı tura, ancak JOLLY TUR’a talep fazla olunca iki otobüs ayarlanmış. Diğer otobüste de zannediyorum 32 kişi varmış. Böylelikle yaklaşık 68-70 kişilik bir grup oluştu. Tabi herkes daha çok kendi otobüsünde ki insanlar ile kaynaştı ancak serbest zamanlarda oldukça güzel arkadaşlıklar kuruldu.

Yazıyı okurken KALIN yaptığım yerler ile ilgili fotoğraflar koymaya çalıştım, belki hepsinde yoktur ama bir çoğunu koymaya çalıştım, umarım okurken ve fotoğraflara bakarken keyif alırsınız.

Sanırım üç sene önce kız arkadaşımla beraber Asya Tur – Likya turuna katılmıştık, gerçekten çok keyifli bir tur olmuştu, bu sene yalnız çıkmaya karar verdiğimde ETS ve JOLLY arasında kaldım ve daha sonra JOLLY tur’a karar verdim. Programını internetten indirdiğimde oldukça yoğun olduğunu gördüm, kaydımı yaptırdım. Tabi çok doğal olarak nasıl bir grup ile yola çıkacağınızı merak ediyorsunuz, sonuçta aynı otobüsün içinde yaklaşık 10 gün birlikte olacaksınız.

Saat 22:00 gibi Küçük Çiftlik ve 22:30 gibi Kadıköy’den ve daha sonra Gebze ve İzmit’ten katılanlar bindiğinde, grubun yaş ortalamasının oldukça genç olduğu ve genelde her zaman olduğu gibi katılan bayan sayısının erkek sayısının üç katı kadar olduğunu gördük.

Rehberlerimiz sevgili Oğuz ve yardımcısı Ersin, kendilerini tanıttıktan sonra programı anlatmaya başladılar. En azından bu aşamada kimse kimseyi henüz tanımadığı için herkes uyku moduna geçti. Sabah, ilk durak olan Meryem Ana ziyaretine kadar pek bir kaynaşma olmadı. Daha sonra yavaş yavaş selamlaşmalar ve sohbetler başladı.

Meryem Ana ziyaretini takiben, kutsal kitaplarda geçen Yedi Uyurlar ziyareti yapıldı. Bu ziyarette tamamlandıktan sonra, Dünyanın yedi harikasından bir olan Artemis Tapınağı gezildi.

Daha sonra ilk otelimiz olan Hitit Oteline geçtik, kısa bir dinlenmeden sonra havuza inildi ve kaynaşma başladı. Didem, Sultan ve Sakine ile birlikte yediğimiz çöp şişlerden sonra Büyük Sibel, Nevin, kardeşi Sibel ve benim gibi bir diğer yalnız katılan Halim’in katılımıyla grup yavaş yavaş oluşmaya başladı. Bu arada Nevin’in beni şeftali hırsızlığına iknasıyla çalınan şeftalilerin tadı damağımızda kaldı.

Daha sonra Şirince köyüne gittik. Meyve şarapları ile ünlü bu minicik köy, hepimize çok keyif verdi. Grup yavaş yavaş oluşmaya başlamıştı.

Yenilen akşam yemeği ve sonrası Kuşadası’nda yapılan şehir turundan sonra diğer otobüsteki gençler ile birlikte havuz başı şarap sohbetine geçildi, şarkılar söylendi ve ilk gece tamamlandı.

Üçüncü gün Efes Antik kenti gezildi, sevgili Oğuz’un vermiş olduğu bilgiler ile çok keyifli bir gezi oldu, arkasından Didim’e doğru hareket edildi ve Apollon Tapınağı gezildi. Bafa gölünde grubumuza dört yeni arkadaşımız katılmıştı. Hüseyin ve eşi Yonca Tekirdağ’dan, Ali ve eşi Bahar’da Avustralya’dan gruba katıldı. Bafa gölünde içilen çaydan sonra kısa bir Milas turu yapıldı ve Bodrum’a geçildi. Bodrum’da ayarlanan otel Clup Flipper idi ve grup burada havuz sefası yaptı. Oldukça keyifli bir deniz ve havuz eğlencesi ve akşam yemeğinden sonra hep beraber Bodrum’a inildi ve gece Flipper’ın diskosunda tamamlandı.

Dördüncü güne gelindiğinde artık herkes birbirini sanki uzun zamandır tanıyor gibiydi, son derece gülen, eğlenen ve tatilin tadını çıkarmaya gelmiş insanların yan yana gelmesiydi. Güne başlangıç Azmakbaşı çayı üzerinde Tekne Turu ile başladı. Çok keyifli ve kısa bir turdan sonra Marmaris’e geçildi ve Marmaris’ten 2. tekne turu alındı. Cennet Adası, Turunç Adası, Fosforlu Mağara, Akvaryum koyu gezildi. Bol bol denize girildi, öğlen yemeği de teknede yenildi. Akşama kadar denizde koylar gezildikten sonra kalacağımız otele gelindi. Bu arada dikkatimi çeken şey, Marmaris artık bir İNGİLİZYA olmuş, siz kendinizi yabancı hissediyorsunuz, o kadar çok İngiliz var ve o kadar az Türk var ki, inanılacak gibi değil. Neyse, kaldığımız otel Blue Bay’s fena 4 yıldız bir oteldi. Akşam yemeğinden sonra gruba o akşam için katılan diğer arkadaşlarımızla bir yürüyüş ve sonrasında diğer otobüsteki gençlerden Serkan, Bora, Hakan, Deniz’in de katılımlarıyla Marmaris’in en güzel ve en meşhur disko-bar AREENA’ya gittik. Aslında dans etmeye çalışsak ta, erkekler açısından biraz zorluklar yaşandığını söylemeliyim J Neden derseniz, her tarafınızda, bar üstlerinde yarı çıplak kızlar dans ediyor, diskonun görevli elemanları ama oldukça dekolte ve seksi kıyafet ve danslar. Sonuçta o geceyi de tamamladık ve otelimize döndük.

Beşinci güne geldiğimizde gün Aşıklar koyunda ağaçlara sarılma ve öpmeyle başladı. Daha sonra Dalyan’a gelindi ve kiralanan tekne ile sazlıklar arasından İztuzu Plajı’na gidildi. Deniz sefasından sonra Dalyan’da bulunan Kaya Mezarlıklar kıyıdan izlendi ve fotoğrafları çekildi. Arkasından Fethiye Ölü Deniz’e geçildi ve deniz sefasında sonra Fethiye’de kalacağımız Silver Pine oteline gelindi. Akşam yemeği, seyredilen şampiyonlar ligi maçlarından sonra (Galatasaray’a sevindik, Fenerbahçe’ye üzüldük) kendi aramızda otelin havuz kenarında barda eğlendik. Direk merakımızı sonuna kadar giderdik J

Gün benim için mükemmel bir haber ile başladı, ÖSS sonuçlarına göre oğlum Sakıp Sabancı Üniversitesi’ni kazanmıştı, telefonla aldığım bu güzel haberi hemen telefon trafiği ile sevdiklerime duyurdum, onlar da sağ olsun bunu benimle paylaştılar. Altıncı gün sadece tekne turu vardı, Fethiye’den kiralanan tekne ile Oniki Adalar turu yapıldı. Kızılada, Göbün koyu, Tavşan adası , Yassıcılar adası gezildi, özellikle Cleopatra Hamamı oldukça keyifli geçti. Akşama kadar deniz ve tekne sefası yapıldıktan sonra otele döndük, akşam Fethiye şehir içi turu yaptık, eğlendik ve gece otelimize döndük.

Yedinci gün, muhteşem bir geziyle başladı, Eşen çayı ve Saklıkent kanyonu. Daha önce gitmiş olmama rağmen yine çok sevdim, doğaya hayran oldum. Oradan çıktıktan sonra Kaputaş plajında verilen fotoğraf molası, Kaş ziyareti ve Üçağız köyünde kiralanan tekne ile Kekova adası turu başladı. Batık Kent, Tersane koyu, Simena Kalesi, Hamidiye koyu gezildi, denize girildi ve akşam Antalya’da Grida City oteline giriş yapıldı. Akşam yemeğinden sonra hep beraber Antalya şehir içi turuna tramvayla gittik, buradan da bir grup Antalya Kale içinde canlı müzik yapan Denizci’nin köşesi barına gittik. Eğlendik ve sevgili Didem’e şarkı söylettik, tabi söylemeyi unuttum, Didem uzun bir dönem Şan dersi almış ve çok güzel Türk Halk Müziği söylüyor, otobüste bize vermiş olduğu resitalden sonra kendisini barda şarkı söylemeye davet ettik ve o da kırmadı söyledi.

Sekizinci gün tek ama oldukça yorucu ama bir o kadar da keyifli bir aktivite vardı, rafting. 10 kişilik grubumuzla kurduğumuz rafting takımı günü boydan boya çok keyifli geçirmemizi sağladı. 14km’lik Köprülü Kanyonu yaklaşık dört saatte aldık. Daha sonra otele dönerken Düden Şelalesine uğradık, mükemmel bir doğa örneğini gördük ve yaşadık. Akşama kadar süren bu aktiviteden sonra akşam kale içi yerine otele yakın olan Luna Park’a gitmeyi tercih ettik. Oldukçada eğlendik, Nevin ile ben hemen hemen bütün heyecanlı olanlara bindik. Daha sonra otele geldik ve gece bire kadar sohbet ettik.

Dokuzuncu ve etkinlik olarak son gündü. Otelden ayrıldıktan sonra Kurşunlu Şelalesini ziyaret ettik. Oradan Manavgat’a geçtik ve kiralanan tekne ile Manavgat çayının deniz ile birleştiği noktaya kadar geze geze gittik. Denize ve çaya girildi, Halim taklalar attı, daha sonra Side’ye geçildi ve Apollon Tapınağı gezildi, sonrada bir büyük bira 1 EURO ilanının kandırdığı altı kişi birer bira attık J Isparta üzerinden sondan bir önce molamızı Gölbaşı’nda verdikten sonra İstanbul’a doğru yola çıktık ve Pamukova’da verilen son mola ile birlikte dokuz gün süren EGE-AKDENİZ kültür turu tamamlandı.

Oldukça keyifli geçen bu turda bir çok arkadaş edindim;

– Sevgili rehberlerimiz Oğuz ve yardımcısı Ersin,
– Önce yol arkadaşım, sonra koltuk arkadaşım olan Didem,
– Beni sürekli piştide döven Tekirdağ’dan Hüseyin ve Yonca,
– Kolluklarını şişirmekten büyük keyif aldığım Büyük Sibel,
– Gelin adayımız Nevin ve yüzme öğrenen Sibelcik,
– Kendi halinde kişiliği ve espri yeteneği ile sevgili müdürümüz Halim,
– Bitmeyen neşesi ve enerjisi ile Sultan ve müdüre hanımcımız Sakine,
– Beni Sakıp Sabancı Üniv. Hakkında bilgilendiren, güleryüzlü sevgili İrem,
– Avustralya’dan kalkıp gelen dünya tatlısı iki insan Ali ve Bahar,
– Kocaeli’li meslekdaşım olup, reklamcılık yapan sevgili Gülden ve sevimli kuzeni Gülşah,
– Bira içme konusunda beni hiç yalnız bırakmayan Güzide ve Kadriye,
– Ayağına batan kestaneleri başarıyla temizleyip sonra denize giremeyen Faruk ve eşi,
– Necati bey, sevgili eşi ve en genç ikinci arkadaşımız, fotoğrafçı Yavuz,
– Kendisini sakatlama konusunda üstün başarı gösteren Aliye ve koltuk dostu Pelin,
– Gezimizin prensesi 3.5 yaşındaki Bilge ve çok sevgili annesi Havva, babası Ali,
– Bence herkesten çok eğlenen ve birbirlerine yeten Sakarya Üniversitesi grubu Gökhan, Deniz, Elif, Tuba
– Çok sohbet edemediğimiz Çiğdem ve Derya, ve unuttuğum varsa affola….
– Diğer otobüsten sevgili Serkan, Hakan, Deniz ve Bora, az görüştük ama devam edeceğiz görüşmeye:)

Telefonlar alındı, e-mailler verildi ve 36 kişi bu 10 günü tamamladı. Bakalım bundan sonrasında gerçekten bu grup içinde arkadaşlıklar devam edecek mi, görüşmeler yaşanacak mı? Tatil yaşamı son bulduğunda genelde bu aktiviteler de son buluyor, belki bir süre devam ediyor ama sonunda herkes kendi yaşamı içinde zaman içinde eskisini yaşamaya devam ediyor. Umarım bu dostluklar baki kalır ve görüşmeye devam edilir.

Son söz, eğer yalnızsanız ve yorulmam, eğlenirim, ben tatile eğlence için çıkıyorum diyorsanız, mutlaka Kültür turunu deneyin. Benim bir sonraki planım belli, Karadeniz kültür turu yapacağım.

Tekrar sevgili Oğuz ve Ersin’e, kaptanlara ve bana bu turu organize eden sevgili Işıl hanıma, dolayısıyla JOLLY TUR’a teşekkür ederim. Bundan sonra tur seçimlerimde ilk tercihim kesinlikle JOLLY TUR olacak. Tebrik ediyorum.
Saygılarımla,