Ben bir akrep burcuyum, genelde akrep burçları için söylenen bir çok şey vardır, ancak birisine AKREP burcuyum dediğinizde genelde aldığınız tepki; aman, aman uzak durulması gereken, tehlikeli burç olarak tanımlanır, nedeniyse Kıskançlık, Çapkınlık ve Kin olarak gösterilir.

Bir çok akrep arkadaşım oldu, sizlerin de çevresinde vardır eminim, çapkınlık ve kin konusunda pek bir yorum yapmak istemiyorum, zaten konuşmak istediğim konu bu değil. Konuşmak istediğim KISKANÇLIK konusu.

Bir çok uzman, doktor kıskançlığın herkeste olduğunu ve bunun doğuştan olmadığını, sonradan öğrenildiğini belirtiyor, üstelik çok önemli bir konuya parmak basarak ısrarla belirttikleri şey Kıskançlığın temelinde ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ ve YETERSİZLİK DUYGUSU yattığını söylüyor. İnternet’te kıskançlık konusunda 125.000 site bulunuyor (üşenmedim google’dan baktım). Şöyle sekiz on tanesine baktım, hemen hemen aynı sözler ve aynı teşhisler var.

Bu kıskançlık olayın da erkek ve kadın davranışları ne kadar fark ediyor ve ne kadar çok kültür seviyenizle ilgili. Bugün gazetede okudum, bir barda yanından geçen tanıdığı bir erkeğe selam verdi diye beyefendi yanında ki kadın arkadaşlarını ölesiye dövüyor. Üstelik bu kadınları kendisi de bir kaç saat evvel tanımış. Bir iki saat evvel tanıdığı insanları nasıl benimsemiş ve sahiplenmiş ki, kendisinin yanındayken selam bile verilmesine tepkisiz kalamıyor.

Şimdi bir ilişki düşünelim. Birbirlerini bir arkadaş toplantısında tanımış ve birbirlerinden hoşlanmış olsunlar. Ve diyelim ki hanım kızımız hafif dekolteyi seven bir hanım kızımız olsun. Erkeğimizin sevgili olduktan sonra yapacağı ilk iş bu kızımızı hemen kapatmak olacak ve kızımız da aman tanrım beni seviyor ve kıskanıyor diye bunu memnuniyetle yapacaktır. Mutlaka kadın ve erkek kısmında ters davranışlar da olacaktır ama itiraf edelim ki genel böyle olacaktır, bilmiyorum buna itiraz edeniniz var mı.

Veya sevgilisi yokken arkadaşlarıyla tatile giden, eğlenen ve bundan çok keyif alan kız arkadaşlarımız, sevgilisi olduğunda tatile gitmek için erkek arkadaşından onay alır. Erkekte bu onayı vermemek için elinden geleni yapar ve bu hiç problem olmaz, çünkü hayır denildiğinde altında yatan beni seviyor ve kıskanıyor olur nedense.

Kim kimi neden kıskanır? Yukarıda teşhis edilen ve uzamanlar tarafından DAVRANIŞ BOZUKLUĞU olarak adlandırılan bu kıskançlık konusunda kişinin karşısındakinden çok kendisi ile ilgili bir sorun olduğu açıkça ortadadır. Ben ilişkilerin temelinde GÜVEN olması gerektiğine inananlardanım. Güven olmadıktan sonra siz kıskansanız ne olur, kıskanmasanız ne olur. Sevgilinizin tatile gidişini onaylamamanın altında ne yatabilir ki? Sevgiliniz tatile gittiğinde bir beraberlik veya kısa bir şey yaşar endişesi mi? Onu yaşamak isteyen, yapmak isteyen zaten istediği zaman bunu yapamaz mı? Sonuçta bu sizin onu kısıtlamanız ile mi ilgili yoksa o kişinin kendisi ile mi ilgili?

Sevgilinize güvenmiyorsanız bu sizin açınızdan daha büyük bir paradoks. Ondan ayrı kaldığınız her zaman diliminde binlerce senaryo üretebilirsiniz. Halbuki, ona güvenerek bu paradoksu aşabilme şansınız daha yüksek. Kıskançlığın tamamen olmamasını savunmuyorum, sadece dozajı önemli diyorum. Ve maalesef gördüğüm o kadar çok ilişki bu kıskançlık yüzünden ya zedeleniyor, ya bitiyor. Bunu konuştuğum arkadaşlarımla hep aynı noktaya geliyoruz. Güven eksikliği.

Beraber olduğunuz kişiye güvendiğinizde zaten o bunu hissederse asla sizin bu güveninizi suistimal etmeyecektir. Halbuki anlamsız kaprisler, stresler yaratarak bu kıskançlık yüzünden biten ilişkiler baktığınızda üzülüyorsunuz, çünkü ya erkek ya kadın kıskançlık yüzünden karşısındaki insanı çoğu zaman yersiz yere eleştiriyor ve ilişkinin zedelenmesine yol açıyor.

Siz kendinize güvenin, ilişkinizde yeterli olduğunuza inanıyorsanız ve kendinize güveniyorsanız, karşınızdaki sizindir. Ne zaman ki onu yasaklamaya başladınız, bilin ki kaybetmeye başlamışsınızdır. Ne zaman ki anlamsız sorgulamalara başladınız, bilin ki onu kaybetmeye başlıyorsunuzdur.

Sevgilerimle…..