Bu yazıyı yazarken aslında çok düşündüm, belki çok tepki alacağım ama düşüncelerimi yazmayı da çok istedim. Doğrudur demeyeceğim ama kendimce doğru olduğuna inandığım şeyleri kaleme almak istedim.

Aslında yazımın içeriğine geçmeden bir tespit yapmak istiyorum, katılır mısınız bilemiyorum. Özellikle boşanmış kadın ve erkek gruplarına baktığınız da iki grup yer alıyor.

Birinci grup genç yaşta evlenmiş, yani 20’li yaşlarda ve bugün 35 40 üstü yaşlara gelmiş evliliklerin bitişi, ilk erkeğimizin, ilk kadınımızın olduğu dönemleri yaşayanlar ve o dönemden bu döneme ayak uydurmaya çalışıp genelde ayak uyduramayanlar, kadının 35 üstü, erkeğin 40 üstü olduğu yaş grubu ve boşanmalar.

İkinci grupsa hadi evlenelim deyip çok incelemeden, aşk sevgi ile başlayan, yürümezse yürümediği yerde bırakırız diyen gençler grubu.

Arasındaki insanlar öyle veya böyle bir şekilde evliliklerine devam ediyorlar.

Yani özetlemek gerekirse, bir 1970 ler kuşağı var, gençliklerini yaşayamayan, bir orta kuşak var bir de son zamanlarımızın daha çok İnternet ile tanışan kuşağı. Bu üç kuşakta şu anda iç içe yaşıyor, ilişkiler kuşaklar arasında yaşanıp duruyor. Yeni sevgililer, yeni evlilikler ve boşanmalar.

Benim üzerinde duracağım konu, eski kuşak tabir ettiğim yani yaşları 40 üstü boşanmış kadın arkadaşlarımızın beklentileri.

Yaşım dolayısıyla bu yaş dönemlerinde çok arkadaşım var, özellikle gelinen nokta da onlar açısından değişen bir şey yok gerçekten, hala o yirmili ve/veya otuzlu yaşlarda yaşadıkları veya yaşayamadıkları aşkın peşindeler, yaşamlarını daha çok aşk üstüne kurmuşlar ve aşkın getireceği birliktelikleri özlüyor veya bekliyorlar, yaşamış olmak için değil, doyasıya yaşamak arzusundalar. Yaşamazlarsa da dert etmiyırlar, bir gün bir gün olacak diye umut ediyorlar.

Bu konuda onları eleştiremem, sonuçta herkes istediğini ve hak ettiğini yaşar.

Ancak kişisel olarak olmasa da genel olarak şöyle düşündüğümü de ifade etmek istiyorum. Bu ne kadar gerçekçi bir yaklaşım? Gerçekten bugün 40 yaş üstü bayan arkadaşlarımdan kaç tanesi gerçekten düşündüğü anlamda doyurucu, tatmin edici bir aşk ve o aşkın getirdiği birlikteliği yaşayabilir?

Gerçekçi düşünmeye devam ediyorum, bugünün dünyasında hala istemesekte 50 yaşında bir erkeğin yanında 20 li yaşlarda kızların olmasını kimse yadırgamıyor, o yaştaki bri erkek gencecik kız arkadaşıyla gezebiliyor, eğlenebiliyor, barlara tatillere gidebiliyor, üzerinde hiç bir baskı da hissetmiyor, hatta yaşıyoruz 71 yaşında adam 17 yaşında kızla evlenebiliyor ve toplumun bir kesimi bunu normal olarak görebiliyor.

Peki aynısı kadın için geçerli mi? Kaç tane kadın – istisnaları demiyorum – kendinden 15 20 yaş erkekle bu toplum baskısını, çevre, aile, arkadaş baskısını yaşamadan özgürce gezebiliyor, yaşayabiliyor? Kadın boşanmış hele çocukları varsa zaten bunu yaşama şansı neredeyse yok gibi, yaşarsa da maksimum gizlilik şartları altında yaşamıyor mu? Çoçuğun yaşındakilerle mi diye başlayan eleştirilere ne kadar dayanabilir?

Demek istediğim bugün 40 üstü yaş grubunda olan bayan arkadaşlarımızın bu aşkı bulacakları kitle, genç erkek grubu değil, peki kim kalıyor geriye, 40 yaş üstü erkekler. Peki burada şu soru geliyor akla, kaç tane 40 yaş üstü erkek arkadaşımız gerçekten aşk yaşamak istiyor veya yaşamak istediği yaş grubunu kendisine yakın yaş grubu bu bayan arkadaşlardan seçiyor?

Bakın yaşayanlara veya bu aşkı bulanlara asla sözüm yok, bir çok kişi de çevremde buna örnek ama Türkiye genelini alın lütfen bunları okurken, o yüzden o yaş grubu bayan arkadaşlarımın boşandıktan sonra ne kadar zorlu bir dönemde yaşadıklarını, beklentilerini ve bu beklentilerinin zorluğunu anlatmaya çalışıyorum, aksi bir niyetim yok, olamaz da.

Sonuç, bu yaş grubu kadın arkadaşlarımızın arzu ettiği aşkı ve sevgiyi görebilecekleri yaş grubundaki erkekler ya evli, ya boşanmış erkekler. Evli erkeklerle yaşama bir tarzdır veya aşktır veya adı her neyse bir seçimdir, buna bir yorum yapamam ama boşanmış erkeklerin bir çoğunun tercihlerinde bu yaşlı grubu kadınlarımızın birinci sırada olmadığını düşünüyorum, o zaman nasıl aşık olacak bu kadınlar, nasıl bekledikleri sevgiyi alacaklar karşı cinslerinden.

Çözümü var mı bilemiyorum ama benim düşüncem yaşam o kadar kısa ki, çözümleri herkes bir şekilde kendisi üretmek durumunda. Buna genel bir çözüm sunmak bence olanaksız. Kimsenin çözümü kimseye uymayacaktır. Herkesin yaşamını şekillendirmesi kendi elinde, neyi nasıl yaşamayı istediğine kendisi karar verecek, ya baskıları, riskleri göze alacak istediğini yaşayacak veya istediği aşık olmaksa bekleyecek, o aşkı karşısına çıktığında yaşayacak.

Ancak te bir şey çok önemli, o da ZAMAN, zaman o kadar hızlı akıp geçiyor ki, ve geri getirme şansı yok, yaşamı ıskalama şansınız var. Yaşamı ıskalamamak lazım, bu yaşlarımız, kaç yaşında olursanız olun, bir daha gelmeyecek. Bugün 20 30 40 50 olabilrsiniz ama yarın bugünden daha yaşlı olacaksınız.

Yaşamınızda en doğru kararları verip, cesaretle uygulamanız ve verdiğiniz kararla mutlu yaşamanız dileğimle…………

Sevgilerimle