Sevgili Arkadaşlarım, Facebook’ta yayınladığım fotoğraflar ve videolar ile ilgili aşağıdaki yazıyı hazırladım, bu fotoğraflara beni Facebook’tan ekleyerek ulaşabilirsiniz.

Dün sabah geldikten sonra öğlene kadar Johannesburg’da işten arta kalan zamanlarda ve çalışmadığımız Cumartesi / Pazar günü şehirde yaptığımız gezilerde gördüklerimizi sizler ile paylaşmaya çalıştım.

Amacım tabi ki, gördüğümüz yerler hakkında elimden geldiği kadar sizleri bilgilendirmekti, sizler de sağ olun, her zamanki gibi çok ilgi gösterdiniz, beğendiniz, yorumladınız, paylaştınız …

Eminim fotoğraflara bakanların bir çoğunun aklında kalan kareler olmuştur, bugün de o kareler hakkında bilgi vereyim, bütünleşsin istedim.

Nelson Mandela Güney Afrika için her şey. Her yerde onun adına bir şeyler görebilirsiniz. Müzesi, Sokağı, Meydanı, Sokakları bir çok yere onun adı verilmiş.

%90 ı neredeyse siyah olan bir ülke, yıllarca orada yaşayan %10 beyazlar tarafından yönetilmiş. Büyük haksızlıklar, işkencelere uğramışlar. Büyük ama çok büyük bir kesin açlık, sefalet içindeyken, o ülkeye gelmiş beyazlar müthiş zengin olmuşlar.

Özgürlük mücadelesini başlatanlardan birisi belki biliyorsunuz, GANDİ olmuş, evet Hindistan’ın Gandi’si, çünkü gençlik zamanlarında Gandi Johannesburg’ta avukatlık yapmış. Ve işin aslı, Gandi’nin o zamanlar siyah -beyaz kavgası ile de alakası yokmuş.

Bir gün trende giderken, beyazların yerine oturmuş, bunun üstüne beyazlar Gandi’yi şikayet edip oradan çıkartmak istemişler, Gandi direnmiş, bunun üzerine polis gelip Gandi’yi oradan çıkarıp, tutuklamış. Bu haksızlığa çok sinirlenen Gandi aslında kıvılcımı ateşlemiş ve mücadeleye başlamış.

O yüzden şehrin ana merkezinde cüppeli bir Gandi heykeli var, ofisinin olduğu alanda ve oraya Gandi Meydanı adını vermişler.

Nelson Mandela Meydanı şehrin biraz dışında yeni inşa edilen Sandton denilen bir yerde. Burası lüks evler, alış veriş merkezleri, büyük otellerin olduğu bir yer. Kocaman da bir Nelson Mandela heykeli dikmişler. Buraya gelip onun o heykeli ile fotoğraf çektirmeden kimse gitmez sanıyorum. Siyahı – Beyaz yan yana burada oldukça güvenli bir şekilde yaşıyorlar.

Nelson Mandela şehrin işçi kesiminin yaşadığı Soweto’da yaşamış. Onun evinin olduğu cadde de turistik olmuş, Vilakazi Caddesi şu anda tamamen turistik bir cadde olmuş. Mandela senelerce bu evde yaşamış, bu ev onun mücadele merkezi olmuş ama biliyorsunuz zaten 20 yıldan fazla hapiste yattığından bu ev tam bir hücre evi gibi kullanılmış. O hapisteyken bile mücadele bu evden sürmüş.

Dün bir yerli tarafından söylenen şarkısının videosunu yayınlamıştım. Bunlar Mandela için bahşiş karşılığında yerli şarkılar söylüyorlar, verdiğiniz bahşiş 1 2 dolar ama onlar çok mutlu oluyor. Ben videoya çekeceğim dedim, çok sevindi, ben de kendisine biraz daha fazla verdim. Bir de selfie yaptık 🙂

Irkçılık müzesi ,nanılmaz bir müze, daha girerken o günleri anımsatmak için beyazlar- beyaz olmayanlar gibi ayrımlar ile içeri giriyorsunuz. O güne kadar beyaz- siyah kavgasında kimler varsa fotoğraflar, belgeler, videolar ile anlatılıyor. Bu arada şunu ilave etmelliyim ki, siyah – beyaz ırk kavgasında o günlerde bir çok beyaz da siyahlar için çok ciddi mücadele vermiş. onları da görüyorsunuz.

En etkili olanlardan birisi ilk demokratik seçim, 1994 yılında tüm Güney Afrika halkı tarafından büyük katılım ile yapıldı, o gün ile ilgili inanılmaz görseller vardı, ve yine biliyorsunuz NelsoN Mandela o gün Güney Afrika’nın ilk SİYAH BAŞKANI seçildi. Oy pusulasının görselini tekrar paylaşıyorum.

Ve son olarak Aslan kampı. Muhteşem bir doğa, tamamen serbest hayvanlardan oluşan bir doğa görseli. Zürafasından Köstebeğine, Devekuşundan Aslanına, Kaplanından Çitasına, Antiilopundan Sırtlanına kadar bütün hayvanlar serbest doğada yaşıyorlar.

Siz gezerken ciddi korunaklı arabalarda veya kendi arabanızla seyahat ediyorsunuz bu doğanın içinde. Ama mutlaka rehber ile geziyorsunuz, çünkü rehbersiz aradaki farkları anlamanız mümkün değil, bir de çok tehlikeli. Bundan 6 ay önce burada bir turist rehberin acemiliği yüzünden bir aslan tarafından öldürülmüş.

Hemen girişte size soruyorlar, ASLAN ve ÇİTA sevmek ister misiniz diye, evet derseniz 2 dakikalık sevmek için 100Rent yani 10 dolardan az bir para ödüyorsunuz. Sizi özel bir yere alıyorlar ve orada Aslan yavrusu ve Çita yavrusu sevebiliyorsunuz.

Ben çok merak ettim, sordum, bunlar uyuşturulmuş mu diye, ASLA dediler, sadece evcilleşmişler. Hani o yüzden biz çok cesur olduğumuzdan falan değil o fotoğraflar, doğada evcilleşmiş olanlar ile çektirdiğimiz kareler. Ancak, rehber size nerelerine dokunmanız gerektiğini anlatıyor ve tabi nerelere dokunmamanız gerektiğini de. O yüzden çok çokta tehlikeli değildi yani 🙂

Beslenme günleri Pazar, o yüzden o karelerde bir çok yerde onları beslenirken görüyorsunuz ki bence bu konuda çok şanslıydık.

Böyle bir gezinin size toplam maliyeti ne kadar biliyor musunuz, sadece 20 dolar. Yaklaşık 3 saat süren bir serüven ve muhteşem görsellikte kareler, hani başka bir zaman, dünyanın bir başka yerinde pek kolay yaşayamayacağınız bir macera ve güzellik.

Yine çenem düştü, anlattıkça anlatıyorum ama bu kadar yeterli değil mi 🙂 Sabah sabah bundan fazlası da çekilmez..

Umarım biraz bilgi verebilmişimdir, belki bu bilgilerden sonra o fotoğraflar daha bir oturur gözünüzde.

Herkese gösterdiği ilgiden dolayı bir kez daha çok teşekkür ederim. Hepinize çok güzel bir Salı günü olsun.

Sevgiler & Saygılar

11236856_10153512373268842_5058354021521994075_n 12509015_10153512371493842_3799212147098875582_n 12523150_10153512374958842_992140501184522566_n 12540656_10153512367353842_3296514515048842748_n 12540947_10153512373343842_6991239846415254270_n