Africa Oil & Gas Expo bu sene Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde yapıldı, ben de firmamızı temsilen bu Expo’ya katıldım. Bir blogger olarak da zaman bulabildiğimce şehri gezmeye  çalıştım. Sizlere biraz Johannesburg’u tanıtmaya çalışacağım.

Önce Güney Afrika’dan başlamak lazım.

Nüfusu 60 milyonun üzerinde olan bir ülke, aklınıza gelebilecek her türlü ırk, din, kavim, mezhep burada var. Afrika’nın en önemli ülkelerinden birisi, ağırlıkla altın madenlerinin bulunduğu ve işlendiği bir ülke.

Tarihi çok eskilere dayanıyor ama en önemlisi özellikle 2. Dünya savaşı sırasında Nazilere özenen Nasyonal parti ile başlayan IRKÇILIK politikaları, öylesine ırkçı bir politika izlemişler ki, bir avuç beyaz, dışarıdan desteklenen güçler ile senelerce siyahları ezmiş.

1990 lı yıllara kadar devam eden bu ırkçılık, daha sonar baskılara dayanamayarak demokrasiye geçecek adımları atmışlar ve hepinizin bildiği gibi 27 yıl hapiste tutulan Nelson Mandela serbest bırakılmış ve ilk seçimlerde iktidara gelmiş. Nelson Mandela 1994 tarihinde ülkenin ilk siyah Devlet Başkanı olmuş.

Güney Afrika hakkında yazılacak çok şey var ama ben biraz Johannesburg’tan bahsedeyim.

Bugün nüfusu 6 milyon ile 10 milyon arası deniyor, nedeni ana şehrin çevresinde her daim bir çok insanın banliyölere gelip yerleşmesi. Afrika’nın en kalabalık üçüncü şehri.

Şehir fotoğraflardan da göreceğiniz gibi, zenginlik ve fakirlik arasında uçurumlar olan bir şehir, bir yanda delice gökdelenler, modern ve tarihi binalar, diğer tarafta tek katlı gecekondular.

Bir de tabi bu ülke 2010 Dünya Kupası organizasyonu yapmış bir ülke, o organizasyon çok şey katmış ülkeye.

Johannesburg’un yaklaşık 5 6 simi var, en çok kullanılan Joburg.

Şehrin dışında bir çok banliyösü var, bunlardan en önemlilerden birisi, benimde kaldığım Sandton. Burası tam bir iş banlyösü. hemen hemen büyük şirketlerin hepsinin ofisleri burada, o yüzden de şehirde göremeyeceğiniz kadar Avrupalı, Amerikalı ya da BEYAZ  burada. Müthiş AVM ler yapılmış, en önemli AVM de Nelson Mandela Square.

_115844

Gerçekten içine girdiğinizde kaybolacağınız, aklınıza gelebilecek bütün ünlü markaların devasa mağazalarının bulunduğu bir AVM, önünde de devasa bir Nelson Mandela heykeli var. O yüzden en çok ziyaret edilen ve gerek siyahının, gerek beyazının önünde fotoğraf çektirmeden gitmediği bir heykel, fotoğraflarda çokça göreceksiniz.

_111344

Şehrin minik bir metrosu var, Sandton ile Johannesburg arası metro ile 10 dakika, arabayla gitmeye kalkarsanız trafikte yaklaşık 1 saat. O yüzden çok modern ve tertemiz bir metro yapmışlar. Aynı metro havaalanına da gidiyor ve çok ucuz. ben havaalanından otele 600 Rand’a geldim, dönüşü tren ile yaptım 140 Rand ( bu arada 14 rand = 1 Dolar ). Sandton Johannesburg metro fiyatı 25 Rand.

_145542

Şehri gezmenin en kolay ve ucuz yolu, bildiğiniz gibi Hop on – Hop off tabir edilen üstü açık tur otobüsleri, hiç inmeden gezerseniz yaklaşık 2 saat sürüyor ama en önemli yerlerin hepsini görüyorsunuz. Benim vaktim olmadığı için hiç bir yerde inemedim ama en azından mümkün olabildiğince fotoğraf çekmeye çalıştım.

_153645

Tur otobüslerinde TÜRKÇE anlatım da var, yani 2 saat boyunca  Türkçe Joburg’u dinliyorsunuz.

En ilginç bilgilerden birisi Gandhi oldu ve bunu açıkçası bilmiyordum. Gandhi gençlik dönemlerini ve sonrasını yani Hindistan’daki mücadelesine başlamadan evvel 20 sene bu kentte yaşamış, hatta bu bağımsızlık ve ırkçılık politikaları ile mücadelesine burada yaşadığı sırada çok ilgisiz bir durumdayken başına gelen bir olay ile başlamış.

Bir gün trende giderken, beyaz bir kontrol memuru, onun kompartımanını değiştirmesini, oturduğu yerin sadece beyazlara ait olduğunu söylemiş. Gandhi direnince de hem dayak yemiş, hem tutuklanmış. O zaman genç bir avukat olan Gandhi, bunun üzerine mücadeleye başlamış ve bugünkü efsane Gandhi olmuş.

O yüzden Gandhi’yi Güney Afrika’da çok seviyorlar, aynen Mandela gibi, onun da adını bir meydana vermişler ve bir heykelini dikmişler.

_155605

Çok gezmek istediğim yer IRKÇILIK müzesiydi ama dediğim gibi fırsat olmadı. O müzeyi gezenin çıktıktan sonra bir yarım saat kendine gelemediğini söylüyorlar, ırkçılığı o kadar ince bir şekilde ve dökümanlar, belgeler , fotoğraflar ile anlatmışlar ki.

Onun dışında en önemli yerlerden birisi fotoğraflarda göreceksiniz, CARLTON oteli. Bir zamanlar bu otel çok meşhurmuş. Afrika’nın en uzun binası, bunun tepesinden bütün Afrika görülebilir diyorlar, Top of Africa. Ama dediğim gibi zaman lazımdı, o yüzden onu da gezemedim.

_155426

Joburg’un tarihçesi de çok ilginç, 1870 li yıllarda burada tesadüfen altın damarı keşfediyorlar, sonra yavaş yavaş insanlar yerleşmeye başlıyor, bir iki beş on derken, bakıyorlar ki altın rezervleri çok yüksek ama halkın o altınları çıkartacak parası yok, teknoloji lazım, makine lazım.

İşte o zaman İngilizler başta olmak üzere, Avrupa’lılar buraya akın ediyor, onlar parayı bastırıyor, siyah halk çalışıyor. hala burada altın rezervlerini yabancılar kontrol ediyor.

Bugünkü yaşama dönersek, Joburg gündüz çok güzel ama geceleri pek öyle değil. yanınızda yerli birileri yoksa yalnızken pek çıkıp gezmeyin dedikleri bir yer. Eğlencesi müthişmiş ama işte tehlikesi de bol. Afrika’nın en ünlü gazinoları burada, yani kumar serbest. Gece hayatı dediğim gibi, risk alırsanız inanılmaz diyorlar ama ben hiç çıkmadım geceleri, zaten şehre oldukça uzak bir yerde kalıyordum ve kaldığım yerde gece hayatı yoktu.

_155204

Yemek konusunda asla sıkıntı çekmeyeceğiniz bir yer. McDonalds’ın dan, KFC’sine, Fransız, İtalyan, Akdeniz, Greek  yani ne ararsanız var.

Taksiler pahalı, alış veriş pahalı, hani Afrika ucuzdur derseniz, Joburg değil, yemek , kıyafet, elektronik bize yakın.

Trafik müthiş tabi, anlatmama gerek yok, yoğun saatlerde aynı bizde ki gibi, kısacık bir yolu bir kaç saatte alabilirsiniz. metro şehrin içinde servis vermiyor, sadece banliyölere ve havaalanına  kadar var.

Hava benim gittiğimde kıştan çıkıyorlardı, 12 13 dereceydi, yazın ise müthiş sıcak olan bir yer, deniz de olmadığı için sıkıntılı olabilirmiş.

Son olarak insanları, inanılmaz güzeller. Çok saygılı ve güler yüzlü bir toplum. Ama suç oranı da Afrika’da en yüksek şehirlerden birisi. Okuma yazma oranları her yıl gitgide yükseliyor.

Özetle, ben çok beğendim, bugüne kadar gördüğüm bir çok Afrika ülkesinden güzel bir şehir.

Umarım bir nebze sizlere de tanıtabilmişimdir. Şimdi fotoğraflara baktığınızda eminim daha da beğeneceksiniz.

Sevgilerimle,