Sene 1994 ..

Türkiye’de İnternet başlıyor, ilk çıkanlardan birisi Türk Nokta Net.

Ne olacak, nasıl olacak bilmiyoruz, başlıyoruz o senelerde kurcalamaya, derken Pirch / Mirch programlarını öğreniyoruz, yüklüyoruz.

Nickname seç diyor sistem, nickname’in ne olduğunu öğreniyoruz, seçiyoruz isimleri, başlıyoruz gece sohbetlerine.

Sonra Mirch şu bu derken, ICQ devreye giriyor, 1990 lı yılların sonu bir ICQ modası, anında yazdığını görüyorsun, yeni insanlar ile tanışıyorsun.

2000 li yılların başı, Siberalem diye bir site çıkıyor, çöpçatan sitesi, bırak profilini, seni beğenen beğensin, tanış, buluş, anlaşırsan seviş siteleri …

Kimse sorsan Siberalem’de değil ama herkes orada. Müthiş profiller, bir anda üye sayısı 50.000, sonra 250.000 oluyor.

Bekar, evli, boşanmış, genç, yaşlı, kadın, erkek, gay, lezbiyen …

Sonra çöpçatan siteleri artmaya başlıyor.

Merhaba ile başlayan, yarım saat sonra sevişelim mi ile biten sohbetler… 24 saat durmadan yazışan insanlar ..

Tek bir amaç var, dengine göre bul, yat…

Türkiye’nin cinsel açlığını giderecek çözümler sunan bir çöpçatan sitesi. resmen kimse orada değil, gayri resmi herkes orada – tabi empati yapıyorum, şimdi ben valla hiç girmedim diye yorum yazmayın lütfen -.

Hayatında bir kadınla çıkmamış erkeğimiz orada tam bir karizma, tam bir çapkın. Kadınlar desen açık açık ben kadınım diyen az.

İnsanların nereden tanıştınız dediğinde, İnternet’ten diyemediğimiz zamanlar, çünkü dersek kötü kadın, sapık erkek olacağız.

Seksin kendisini bilmeden, sanalını öğreniyoruz.

A/S/L ler almış başını gidiyor, profiller, fotoğraflar…

Kamera devri başlıyor, artık isteyenler kamera ile görüşüyor. Gündüz normal giden sohbetler gecenin ilerleyen saatlerinde yalnız insanların başından kalkmadığı bir sanal dünyaya dönüyor, gecenin belli saatinde sonra o müthiş soru soruluyor ” Üzerinde ne var ? ”

2000 li yılların  ortasında daha aklı başında siteler açılmaya başlıyor, mesela cember.net gibi. Birbiriyle düzgün sohbet etmeye çalışan insanların buluştuğu bir site. Seksi konuşmalar yine var belki ama ortalıkta değil, şikayet edildiniz mi atıldığınız, kontrollü siteler.

Bir sürü güzel insan birbiriyle tanışıyor, buluşmalar, gezmeler, organizasyonlar.

Ha seks yok mu var tabi, cinsellik, arkadaşlık yok mu, onlar da var…

Sonra XING geliyor, cember.net’i alıyor, daha da büyütme derdinde, çünkü XING o zamanlar Dünyanın bir çok ülkesinde var, Türkiye’de de çok ciddi bir yatırımla devam etmek istiyor yoluna ama bir engel çıkıyor karşısına.

Facebook.

2006 lı yıllar, Facebook için çömez yıllar, kullanıcı az ama Facebook çok iddialı. Çöpçatan sitesi olması yanında, özgürce paylaşım da sunuyor, gerçek haller, gerçek fotoğraflar, gerçek insanlar.

Facebook çok seviliyor, sevildikçe üye sayısı artıyor, diğer sitelerde A/S/L soranlar bakıyor ki burada A/S/L ye gerek yok, zaten fotoğraflarını görüyorlar, eh merak ediyorlarsa boylarını, kilolarını, saçını, yüzünü, gülüşünü görüyorlar, aslında kafalarda vücüdu güzel mi, yakışıklı mı, bir kaç da sohbetine bakınca..

Herkes Facebook’a koşuyor, diğer çöpçatan siteleri yavaş yavaş boşalıyor.

İş hayatı da gelişmeleri takip ediyor, akıllı telefonlar, tabletler, PC ler derken İş Dünyası da Facebook’u keşfetmeye başlıyor. Facebook geliştikçe, açık açık yaptığı çöpçatanlıktan yavaşça uzaklaşmaya başlıyor.

Kimseyi yasaklamıyor ama bazı kurallar getiriyor, sansür uygulamıyor ama ahlaki değerleri gözetmeye başlıyor. Paylaşımlar arttıkça, kullanıcılar artıyor, kullanıcılar arttıkça profiller değişmeye başlıyor, sevgililer, eşler, çocuklar, anneler, babalar Facebook üyesi olmaya başlıyor.

Bankalar, Şirketler, Devlet, Sanat… Bir anda herkes Sosyal Dünya bağımlısı oluyor.

Sadece Facebook değil, bu arada Twitter, Instagram, Foursquare, LinkedIN şu bu derken, herkesin elindeki akıllı telefonlar tam bir SOSYAL DÜNYA oluşuyor.

Platformlar sanal ama insanlar gerçek.

Artık herkes, herkesin nerede ne yaptığını – paylaşılırsa – biliyor. Aynı dakika içinde Amerika’daki arkadaşın ne yapıyor, Antalya’daki arkadaşın ne yapıyor ve Kamboçya’daki arkadaşın ne yapıyor haberdar olabiliyorsun.

Haaa, sosyal medyada hiç değişmeyen şey burada da değişmiyor..

Seks ve cinsellik Facebook’ta görünürden görünmeze geçiyor.

Özel mesajlar devam ediyor, kendisini cinsel tanıtmak isteyene yasak yok, cinsel grup kurana da yasak yok, isteyen istediğine ulaşabiliyor, sahte isimler, sahte profillere de yasak yok …

Sansür ve yasaklama yok, onun yerine BLOKE etme ve ŞİKAYET etme var …

Yani 1994 te internetin kullanım amaçlarından birisi CİNSELLİK ve SEKS ise, sene 2015 de olsa, 2035 de olsa bu değişmeyecektir. Çünkü Platformlar değişir ama İNSANOĞLU değişmez.

Sanmayın ki Cinsellik ve Seks sadece Türkiye’de çok fazla. Dünyanın her tarafında aynı, Türkiye’de sıkıntı, cinselliği bilmeden cinsel karizma olmaya çalışmamız ….

Bakın bugün Facebook’un görünen yüzü bence %20 dir, hala FacebooK’un para kazandığı yer SEKS tir, sizin gördüğünüz, yaşadığınız, paylaşım yaptığınız bölümlerde, kısımlarda, kitlede bu yok ama hani biraz araştırın, göreceksiniz ki, SEKS ve CİNSELLİK konusu Facebook’ta normal paylaşımların en az dört katıdır.

Her şey elinizin altındadır, ARAMA kısmına aklınıza gelebilecek en seksi kelimeleri yazın, bakın bakalım karşınıza kaç bin tane kulüp, kişi, grup gelecek.

Yani diyeceğim, rahmetli Sakıp Sabancı’nın sözünü unutmayın…

” Misket oynamaktan amaç ütmektir. ”

Facebook milyon dolarlık yatırımlarını Haluk’un Zambiya fotoğraflarını beğensinler diye yatırmıyor,en az %80 lik bölüm, hala en çok kullanıcının 7 gün 24 saat gezdiği CİNSELLİK ve SEKS kokan sayfalardadır, en çok orada TIK vardır, en çok orada REKLAM vardır. EN çok oradaki seksi kızların altına yorumlar yazılır.

O gruplardan bir tanesine girin,  güzel ve seksi bir kız fotoğrafı koyun, sadece 1 fotoğraf….

1 saat içinde 500 – 1000 tane arkadaşlık teklifi gelmezse ben de Haluk değilim…..

İnanmayan dediğim gibi minik bir araştırma yapabilir….

Neyse ….

Sevgili Hakan Beydeş​ benden yazı istemişti, eski yazılarıma baktım da, boş ver dedim, bugün daha iyisini yazarım.

Uzun oldu biraz, keyifle okumanız  dileğimle ….

Sevgiler