Sene 1910.

Osmanlı döneminde Suriye’nin Halep şehrinde görev yapan Ziraat Bankası Müdürü İzzet Saltık Beyin bir kız çocuğu dünyaya gelir.

Adını Pakize koyarlar.

Pakize’nin çocukluğu Halep’te geçer.

1918 senesine kadar burada yaşarlar, daha sonra İngilizler Suriye’ye saldırıp işgale başlayınca Suriye’den kaçarak önce Adana sonra Konya’ya yerleşirler.

Ortaokulu Konya’da okur ve diplomasını alır Pakize Hanım.

Konya’da o sırada Delibaş isyanı patlak verir, bu isyanda ablasını kaybeder, amcasını işgalciler esir alınca Konya’dan kaçarak ailecek Bursa’ya taşınırlar.

Pakize Hanım Bursa Amerikan Kız Kolejini en iyi derece ile bitirir.

Ailesi kızlarının Lozan’da okuması için baskı yapsa da Pakize Hanım Tıp okumakta ısrarlıdır, bu yüzden aile Bursa’dan İstanbul’a taşınır.

O kadar azimlidir ki, yaşlı büyütülür, Tıp’a girer ve 1932 senesinde Türkiye’nin Tıp Fakültesini bitiren ilk kadın doktoru olur.

1932 yılında İstanbul’da Boğaz’da yüzme yarışmaları yapılmaktadır, ona katılır ve İstanbul boğazını yüzerek geçen ilk kadın olur.

1935 yılında Afgan Kralının yeğeni ile evlenir, bir süre yurt dışında yaşar ama doktorluk yapmak istediği için sonra tekrar İstanbul’a dönerler.

Üniversitede akademik kariyer yapmaya başlar, doçentlik tezi kabul edilir ama uygulamalı sınavda 45 dakikayı birkaç dakika aştı diye doçentlik ünvanı verilmez. Buna çok üzülen Pakize Hanım üniversiteden istifa eder.

21 Temmuz 1949 yılında Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştirir. İstanbul Şişli’de ilk Kadın Doğum Kliniğini açar.

1998 yılına kadar tam 49 sene bu klinikte binlerce çocuk doğar, yüzlerce ameliyat yapar.

Bu dönemde üç tane çocuğu olur. 2 kız, 1 erkek.

Öylesine aktif bir kadındır ki bu dönemde İstanbul’da çalışan, okuma yazma bilmeyen kadınlar için İstanbul Soroptimis Derneğini, arkasından Türk Üniversiteli Kadınlar Derneğini kurar.

Çocukluğundan beri hayvanlara ilgisi çok olduğundan Hayvanları Koruma Derneğini kurar.

Türkiye’yi Jinekolji alanında hem Dünyada hem Türkiye’de birçok kongrede temsil eder.

19 Ekim 2004 senesinde ebediyete intikal eder.

Onun kurduğu hastane bugün Nişantaşı’nda Dr. Pakize Tarzi Hastanesi olarak devam etmektedir.

Kendisi ile yapılan röportajlar da şöyle der:

“…… Benim mesleğimde kin, nefret, öç alma gibi şeyler yoktur. Hekim önce hayatın yüceliğini bilmek, hayata saygı duymak zorundadır. Temel ilke insana saygıdır. Hekimlik yardım isteyene hiçbir şekilde sırtını çevirmeden, karşılık beklemeden, tam bir içtenlikle yardım etmeyi ilke edinen, bundan sonsuz zevk alan kimselerin mesleğidir ve böyle olmalıdır….. “

Nasıl güzel değil mi? Bence yine filmi çekilmesi gereken muhteşem bir hayat hikayesi.

Sevgi ve Saygılarımla,