Bundan yaklaşık 3 sene önce Pınar ile birlikte aldığımız TÜRKİYE kitapçığını karıştırıyorduk. Hafta sonu geliyor yakın bir yerlere gidelim diye düşünürken tesadüfen karşımıza Kıyıköy çıktı, nasıl gidilir, ne yapılırı okuduktan sonra haftasonu gitmeye karar verdik. Internetten bir otel bulduk, rezervasyonumuzu yaptırdık ve yola çıktık.

Kıyıköy’e geldikten sonra etrafta başka nereler var acaba diye kitapçığı karıştırmaya devam ederken karşımıza bir de İğneadaçıktı, yakın mesafe olduğundan hadi bir de İğneada’ya bakalım, sonra döneriz tekrar Kıyıköy’e dedik.

İğneada’ya vardığımızda tekrar geri dönemeyeceğimizi gördük, inanılmaz güzellikte bir doğa, deniz, kum. Telefon ederek Kıyıköy otelimizi iptal ettik ( parasını ödediğimiz halde ) ve o gün Muratcan Otelde kaldık, ertesi gün İğneada’nın keyfini çıkardık ve o gün arkadaşlarımıza da burayı tavsiye etmeyi ve hatta birlikte gelmeyi planladık.

Son üç senedir arkadaşlarımızla birlikte İğneada’ya geliyoruz. Belki çok yoğun değil ama senede en az iki üç kez. Kaldığımız otelin sahibi Murat ile de yakın arkadaş olduk, normalde haftasonları bir gece için yer vermiyorlar ama otelin doluluğuna göre sağolsun bir şekilde bize yer ayarlıyor.

Peki İğneada’da bizleri bu kadar etkileyen neler var, kısaca onları size çeşitli kaynaklardan aldığım bilgileri derleyerek aktarmaya çalışayım.

KONUM : İğneada orman ve deniz arasında kalmış bir cennet. Önü uçsuz bucaksız Karadeniz ve arkasıda Istranca dağları ve ormanı ile çevrili. Orman genellikle meşe ağacı ile örülmüş. Meşenin yanında, gürgen, palamut, kayın ağaçları bulunmakta. İğneada ormanları arasında Longos adı verilen orman türüde bulunmaktadır. Dünya üzerinde sadece 3 yerde olan Longos ormanlarından biride İğneada da bulunmakta. İğneada ormanları tam bir oksijen deposu görevini görmekte. Orman ve denizin olması nedeniyle yazları bile geceleri serin bir hava oluyor İğneada’da. O yüzden hazırlıklı gidin mutlaka.

KUM ve DENİZ : İğneada sahili inanılmaz uzunlukta bir plaja ve kuma sahip, yıllar önce burada yapılan bir araştırmada sahilde kumların arasında altın zerrecikleri tespit etmişler ama çıkartmanın maliyeti çok yüksek olduğundan dokunmamışlar.

DOĞA : İğneada bir taraftan deniz, diğer taraftan orman ve bir öte yanında da göller ile çevrili. İğneada’da yedi adet göl bulunuyor ve tabi çevresi ve manzarası inanılmaz güzellikte. En meşhurları da Erikli ve Mert gölleri.

TURİZM : Çok gelişmemiş olsa da, yine de kalabileceğiniz otel ve pansiyonlar var, özellikle bu sene açılan İğneada Resort ve bizim kaldığımız Muratcan Otel oldukça keyifli.Sağolsun Murat bize her defasında çok yardımcı oluyor. Eğer yer arıyorsanız birinci öncelikli Muratcan oteli tavsiye ederim ( Murat – cep tel : 0 532 682 39 23 ). Murat’ın iki oteli var, birisi Murat Otel diğeri onun 100 metre kadar ilerisinde, Murat yer konusunda sizlere mutlaka yardımcı olacaktır.

NASIL GİDİLİR : Berk turizm & Görkey Turizm otobüsleri günde dört kez direk İstanbul – İğneada seferleri yapıyor ( 0 212 658 01 65 ). Yol yaklaşık beş saat sürüyor ama sıkılmazsınız, özellikle Pınarhisar’dan sonra orman içinden gidiyorsunuz. Özel aracınızla gitmek isterseniz İstanbul TEM’ çıkacaksınız, sonra Çerkezköy – Saray – Vize – Poyralı – Demirköy istikameti ve Demirköy’den 15 dk sonra İğneada’dasınız. Yol tahminen 2,5 -3 saat sürüyor.

Sizlere yakınımızdaki bir CENNETi anlattığımı düşünüyorum, henüz gitmediyseniz bir hafta sonunuzu ayırın ve mutlaka ziyaret edin. Gerçekten doğa ile denizin birleştiği bu kadar güzel bir mekanı kaçırmamalısınız. Özellikle denizinin sığdan derine doğru gitmesi ve temizliği çocuklu aileler içinde tercih sebebi. Bir de tabi İğneada’ya gidince kalkan yemeden gelmeyin, unutmayın ki İğneada aynı zamanda bir balıkçı köyü ve her gün taze balık yeme şansınız var.

Umarım sizlere biraz İğneada’yı anlatabilmişimdir, İğneada’da keyifli zamanlar diliyorum.