Özellikle tur yapan şirketlere baktığımda hemen hemen her tur şirketinin Dubrovnik ve çevresi için gezi paketleri var. 3 günden başlayarak 7 güne kadar tur paketleri.

Dubrovnik gerçekten görülmesi gereken bir yer. Eski şehir ile yeni yerleşimlerin birleştiği, tarihin çok yoğun yaşandığı bir şehir. Deniz olayını ise Dalmaçya’da oldukça fazla bulunan adalar sayesinde gerçekleştiriyorlar.

Aslında Dubrovnik’te görülecek iki tane yer var, sonrasında mutlaka ya yakın yerlere turlar veya adalara deniz turları yapmalısınız, çünkü Dubrovnik’i tam anlamıyla yani her yerini gezmeye kalksanız en fazla 1 gün harcarsınız. O yüzden özellikle Dubrovnik için 3 gün veya daha fazla zaman harcamak sizi sıkabilir.

Eski şehiri gezmeye başladığınızda etrafı çevreyelen surlar dikkatinizi çekiyor. Ana giriş kapısı olan Pile Gate‘den içeriye giriyorsunuz. Bu taştan kapı 1537 senesinde yapılmış. Kapısında o zamanı tarif eden iki tane asker bekliyor. Tabi adı asker ama askerlerin turistler sayesinde bir saniye boş zamanları kalmıyor.

Gördüğünüz gibi Pınar’ın da orada bir fotoğrafı var, bu fotoğrafı çekmek için nasıl uğraştığımızı anlatmayacağım tabi :)))

Kapıdan içeri girdikten sonra hemen meşhur The Big Fountain çeşmesi geliyor. 1438 senesinde yapılmış olan bu çeşme, o zamanlar şehrin su gereksinmesini de karşılıyormuş, yani bildiğimiz sarnıç. Ancak, eskiden vebadan çok korkulduğu için şehre girişlerde bu çeşmede insanların yıkanması istenirmiş.

Çevresinde mutlaka bir etkinlik oluyor, kaçırmamınızı tavsiye ederim.

Eski şehrin ana caddesi Stradin caddesi. Uzun bir cadde, çeşmeden başlayıp Saat kulesine kadar gidiyor. Özellikle cafe’ler bu cadde üstünde, yorulduğunuzda bu caddede oturup bir kahve veya bira içip gelen geçeni seyredebilirsiniz, çünkü gerçekten çok kalabalık ve dünyanın her tarafından insanları görebiliyorsunuz, özellikle kalabalık turlar bu cadde üzerinde dinleniyor.

Hediyelik eşya dükkanları bu cadde üzerinde dizilmiş durumda ama tavsiyem buradan almayın, çünkü aynı hediyelik eşyaları eski şehirin dışındaki mağazalardan çok daha ucuza alabilme olanağınız var.

15. yüzyılda yapılmış olan Rector’s palace ise bir başka güzel, özellikle geceleri çok güzel aydınlatıyorlar ve çok keyifli oluyor. Şehrin içinde yine bir kaç tane kilise var, en önemlisi Church of St. Blaise. Bir tane Akvaryumu var ama sakın para verip girmeyin, giriş 40 kuna ve içeride sadece 20 25 arası minik akvaryum var, balıkların ise pek bir özelliği yok. Tamamını gezmeniz zaten 5 dakikanızı almıyor.

Şehrin en güzel yerlerinden biris limanı, kalenin arka tarafında yer alan marina ve liman şehrin en kalablık yerlerinden birisi. Zaten Dubrovnik’e çok yakın olanLokrum adasına da buradan gidiliyor, o yüzden adalara gidecekseniz direk kalenin arkasına marinaya gitmeniz gerek.

Dubrovnik’te eski şehirde pek denize girilmiyor, Lokrum adasına veya kalenin alt tarafında kayalardan giriyorlar. veya yakın adalara tekne turları alıyorlar.

Bence eski şehrin en etkili yeri SURLAR. O manzarasını gördüğünüz evlerin etrafını çeviren kalenin surlarının tamamını gezebiliyorsunuz. Yorucu olsa da mutlaka gezmenizi tavisye ederim, çünkü bir çok yeri üstten görme şansınız var ve inanılmaz bir manzara sizi karşılıyor.  Gerek deniz tarafını, gerek şehir tarafını bu kadar güzel görmeniz başka türlü mümkün değil.

Surlar sanıyorum 1-2 km ama rahat yürünüyor.

Saatlik şehir turları var, 45 dakika sürüyor. Eğer aracınız yoksa bu turları almak zorundasınız çünkü Dubrovnik’i üstten görüp eski şehri tam anlamıyla çekebileceğiniz tek yere bu tur otobüsleri gidiyor. Manzarası için verilebilir, maliyeti 90 kuna. Hemen şehir merkezinden kalkıyor. Her saat başı var.

Otobüs aynı zamanda yeni yerleşim bölgesi olan Lapad‘ı da gezdiriyor.

Dubrovnik’teki modern olarak göreceğiniz tek yer yeni yapılan köprü. Oldukça değişik bir tasarımı var ve Split yolu üzerinde olan bu köprünün de manzarası muhteşem, zaten dediğim o saatlik şehir turunu alırsanız, burayada getirip fotoğraf çekmeniz için zaman veriyorlar.

Köprünün bir tarafı denize, diğer tarafı içeriye kadar bir nehir gibi giren denize bakıyor, gerçekten çok güzel manzarası var.

Yemek için deni ürünlerini sevenler için kesinlikle kalenin arkasında bulunan, marinanın hemen yanındaki deniz restoranını tercih etsinler diyeceğim, zaten menüsündekalamar, ahtapot, karides, midye ve benzeri bir kaç üründen başka bulunmayan bu restorana akşam girmek neredeyse imkansız, yaklaşık 60a yakın masası olmasına karşın, uzun kuyruklar oluşuyor, bu restoran dışında ben eski şehirde böyle uzun kuyrukları olan bir restoran görmedim. Kesinlikle tavsiye ederim.

Şehirin içerisinde bir çok eski günlri anımsatan kıyafet giymiş gençler var. En güzel ve ilgi çekenleri Korsanlar 🙂 Korsanm kıyafetleri ve papağanları ile hemen hemen bütün turistlerin ilgisini çekiyorlar. Herkes o papağanlar ile fotoğraf çektirme yarışında oluyor. Yine müzik grupları ve bir çok aktivite şehir içinde sizinle buluşuyor.

Dediğim gibi Dubrovnik görülmesi gereken bir yer ama en fazla 1 gün, daha fazlasında yapacak bir şey bulamayabilirsiniz. Dönüş yolunda Dubrovnik’te 1 hafta kalan bazı turlara katılan insanlarla sohbet ettiğimizde ne kadar sıkıldıklarını anlattılar, o yüzden planlarınızı yaparken Dubrovnik dışında başka yerlere de giden turları tercih etmenizi öneririm.

Sevgilerimle,