Sizlere çok fazla zamanım olmadığı halde, bir çok yerini gezme şansı bulduğum Ahmedabad iş  gezimden bahsetmek istiyorum. Öncelikle bu kadar kısa süre ne için gittiğimden bahsedeyim. Almanya’da MEDICA fuarı ziyaretim sırasında bir Hindistan firması ile tanışmıştım, sonradan bir kaç kez yazıştık ama ürünleri pahalı geldi, öyle kaldı. Geçtiğimiz ay bu firma bana bir mail atarak Hindistan Ahmedabad’da Hindistan Sağlık bakanlığı ve Hindistan Ticaret Odası ( Pharmexcil ) ile birlikte düzenlenen bir toplantı için benim adımı verdiğini bildirdi. Daha sonra Pharmexcil’den bir davet aldım, uçak biletim, otelim ve tüm harcamalarımı karşılayacaklarını bildirdiler. Amaç Hindistan’daki Medikal Malzeme Üreticileri ile Sudan, Bangladeş, Mısır, Etopya, Tanzanya, Nijerya, Kenya gibi ülkelerin Medikal ithalatçılarını yan yana getirmekmiş. Ahmedabad gezim bu şekilde başladı, ben sadece Hindistan vizesini aldım, geri kalan tüm masraflarım Pharmexcil tarafından karşılandı.

Ahmedabad, Hindistan’ın Gucerat eyaletinde bulunan 6 milyon nüfuslu ve Hindistan’ın dördüncü büyük şehri. Bu şehrin bu kadar önemli olmasında efsanevi lider Gandi’nin payı büyük, çünkü bu bölgede doğmuş ve bu bölgede savaşını vermiş. O yüzden bundan sonraki yazacaklarım sadece bu bölgeye özel, mesela; bu bölgede ve doğal olarak Ahmedabad’da alkol tamamen yasak, ne satılmasına izin var, ne içilmesine. Müzik, bar, pub tarzı şeyler yasak, hiç bir yerde alkol ve müzik yok ve cezası çok ağır. Hindistan’ın diğer şehirlerinde böyle bir şey yok, sadece bu bölgede var.

Ahmedabad’da camiler, kiliseler, tapınaklar yan yana. Bir çok meşhur camiisi olduğu gibi, şehrin dış bölgelerinde inanılmaz tapınakları var. Halk Hindular, Müslümanlar ve Hiristiyanlar olarak bölünmüş durumda. Hindistan’ın diğer şehirlerini bilemeyeceğim ama burası fakir ve bakımsız, hani pis diyemiyorum ama çok bakımsız. Kaldığımız otel dört yıldızlık bir otel, otelin içindeyken bu fakirliği hissetmiyorsunuz ama otelin kapısından çıkar çıkmaz karşınızda yerlerde yatan insanlar, toz toprak içinde caddeler, her tarafta yürüyen ve trafiği hiç umursamayan inek, öküzler görüyorsunuz.

İnek ve öküzler demişken, gelmeden önce bunları filmlerde görüyordum, bazen inanamıyordum ama gerçek. İnek, öküz eğer caddede çıkıp yürüse kimse o ineği çekmiyor, ya da müdahale etmiyor, trafik duruyor ve herkes ineğin durumuna göre hareket ediyor, kimse de sinirlenme yok bağırma çağırma yok, sakin sakin bekliyorlar, cidden bu çok şaşırtıcı geldi bana. Şehrin her tarafında bu manzaraların aynısını görmeniz mümkün, en sıkışık trafikte bile bu davranış tarzı değişmiyor. Bu hayvanların hiç birisi bağlı değil.

Burada trafiğin ana unsurunu motorsikletler ve AUTO dedikleri ve genelde Uzak Doğu ülkelerinde kullanılan ( Bangkok’ta adı Tuktuk ) 3 tekerlikli motorsikletler kullanılıyor. Bunların hepsi taksi ama şuna inanın hayatımda trafik kurallarının bu kadar yok edildiği bir başka şehre rastlamadım. Bu autolar ve motorlar için trafik diye bir şey söz konusu değil, her an her yere dönebilir, ters yola girebilirler. Ancak bu şekilde sizin ulaşımınız hiç aksamıyor. Arabası olanlar şanssız, onlar bu motorlar ile autolar arasında can çekişiyor, tavsiyem nereye gidecekseniz gidin ama Auto’ları tercih edin. Oldukça da ucuzlar, 10 Dolara 4 5 saat bütün şehri auto’lar ilee gezebilirsiniz.

Hindistan’ın para birimi Rupi, 1 Dolar 45 Rup, yani Dolar ile giden için Hindistan oldukça ucuz bir yer. mesela bir Kola 25 Rupi, yani yarım dolar. Dediğim gibi autolar sizi 3 4 km yola götürüyorlar 50 – 100 rupi istiyorlar, yani vu Auto’lara rahatlıkla binebilirsiniz. Çokta komik olan bir meter’ları var, motorsikletin tekerleğine bağladıkları bir sayaç ile kim ölçüyorlar ve bir listeleri var, o listeye bakıp kaç kilometre, kaç rupi ederi hesaplıyorlar ama geneli pazarlık yapıyor. Ancak o kadar ucuzlar ki, yani 60 diyor siz 40 verince anlaşıyorsunuz, yani 1 Dolar çevresinde dönüyor bu pazarlıklar.

Beni burada en çok şaşırtan şeylerden birisi KRİKET oldu, hani kriketin nesini merak ettiniz diyebilirsiniz, kriket değil aslında kriket oynayan çocuklar. Burada üstü başı yırtık, yalınayak çocukların hepsi tozlu topraklı arsalarda kriket oynuyor. Hiç futbol oynayan çocuk görmedim, zaten yokmuş. Ana nedeni de Hindistan’ın krikettee DÜnya Şampiyonlukları olması, yani hayatında ilk kez Futbola hiç ilgi duyulmayan bir ülke gördüm. Bu arada kriket oynarken kullandıkları aletleri görseniz, tahtalardan yapılmış sopalar, lastiklerden yapılmış toplar ama hepsi son derece ciddi kriket oyuncuları.

Toplu ulaşım için otobüsleri var, ama otobüsler gerçekten çok bakımsız, bir çoğunda cam yok, her tarafı kırık dökük, kaportaları pas içinde ama canavar gibi çalışıyorlar. Daha modern ve güzel otobüsleri var, onlar da bizim metrobüs gibi özel arterlerde çalışıyor, otobüsler genelde 5 ruble 10 ruble gibi. Bunun dışında ana trafik ve ulaşım Motorlar ile yapılıyor, herkeste motor var, yediden yetmişe diyeceğim her yaştan kadın-erkek motor kullanıyor. Etrafınızda çok komik motor kullanıcıları olduğunu görebiliyorsunuz, bazen her tarafı kapalı, gözlerinde güneş gözlüğü ile yanınızdan geçiyorlar, şaşırıyorsunuz.

Hava genelde çok sıcak, ben Mart ortası gittim, hava 35 derece civarındaydı. İnsanların kıyafetleri genelde kendilerine özgü ama gençler aynı Avrupalılar gibi giyiniyor, sadece burada ayakkabı olayı pek yok, herkes terlikli, bir çok kişi de yalın ayak dolaşıyor. Alışveriş merkezleri çok fazla yoki benim görebildiğim 4 5 tane var, onlar da öyle büyük değil. AVM’ler dışarıdaki firmalara göre daha pahalı, o yüzden pek alışveriş edeni de görmedim. Ancak dışarıdaki dükkanları da açıkçası gözünüz yemiyor, o kadar bakımsız gözüküyorlar ki, bir şeyi alıp almamakta tereddüt ediyorsunuz.

Burada en çok ziyaret edilen yer Gandi’nin de yaşadığı ve şimdi müze olarak ziyaret edilen Gandi’nin müzesi. Oldukça kalabalık oluyor, özelikle çocuklara burada ders ve Gandi felsefesi aktarılıyor. Gandi’nin ne kadar mütevazi yaşadığı, ne için savaştığı, felsefesi falan resim ve fotoğraflar ile aktarılmış. Gerçekten etkileyici bir müze yapmışlar, bunun yanında yine tapınaklar, camiler var. Onların isimlerini gezilecek yerlerde vereceğim ama Ahmedabad’ı gezmek isteyenler için en fazla 2 gün yeter. Üçüncü gün yapacak bir şey bulamayabilirsiniz.

Dediğim gibi gece hayatı SIFIR, kesinlikle alkol yasak, gidebileceğiniz bir bar, kahve içeceğiniz bir mekan yok. Sadece bir kaç yerde McDonalds gördüm, onun dışında Avrupa ülkelerini çağrıştıracak bir mekanları yok. Gece de çıktım, bir Auto ile anlaştım, bütün gece gezdim, karşılığında 250 Rupi ödedim ( yani 5 Dolar civarı ), o yüzden hani bilmediğim, gitmediğim bir yeri olabilir diye düşünmüyorum. Starbucks tarzı herhangi bir  kahve mekanı da yok. Yemekleri oldukça acı ama lezzetli, ancak dışarıda yemek bence büyük risk, o yüzden otelde yemek daha avantajlı. Ben 3 gün boyunca dışarıdan su bile alıp içmedim, çünkü su kapakları bile açık veriliyor, nereden doldurulduğunu bilemeyebilirsiniz. Kola, enerji içecekleri her yerde bulunmuyor.

Gezilecek yerleri de söyleyerek bu gezi notlarıma son vereyim; önecelikle dediğim gibi Gandi’nin müzesi mutlaka ziyaret edilmeli, daha sonra taştan tapınakları var  Dada Hari Vav, inanılmaz bir yer, biraz şehrin dışında ama mutlaka gidin derim, Indroda National Park Ahmedabad’a biraz uzak ama çok güzel bir park, gidilebilir, en ünlü camilerinden şehrin içinde olan Sidi Sayeed Masjid camisi güzel, tapınak olarak Huthessing Jain temple çok güzel. daha bir çok güzel yer var, Facebook’ta fotoğraflarını koydum. Öyle bir turist ofisi falan yok, ben otelden aldığım bir harita ile gezdim ama o haritada yan yana gözüken yerler aslında kilometrelerle ifade ediliyor. O yüzden buradan hazırlıklı gitmenizde fayda var.

Ahmedabad bu kadar, kısaca biraz da Bombaydan bahsedeyim, çünkü dönüşüm Bombay üzerindendi, Ahmedabad Bombay arası uçakla 1 saat, benim de Bombay”da gece 11 den sabah 5e kadar vaktim vardı, bir taksi tuttum, 55 Dolara beni Bombay’a götürdü, gezdirdi ve getirdi, hava alanı Bombay arası yaklaşık 45 dakika sürüyor. Aslında taksiciden aldığım bilgi şöyle, Bombay 4 bölgeden oluşuyor, Hava alanı tam ortası, Kuzey, Günay, Doğu ve Batı Bombay şeklinde ayrılıyor. En meşhuru Güney Bombay çünkü tam okyanusun kenarı, bir diğer güzellikte sadece Güney Bombay’da Auto’lara izin verilmiyor, yani tuktuk trafiği burada yok.

Güney Bombay Ahmedabad’a göre çok farklı, hepsinden öte denizi var, evler bakımlı, insanlar biraz daha zengin, burada ilk defa etekli ( mini değil, normal boy ) kadınlar gördüm, burada içki serbest, pub discoları var. Tarihi yerleri de daha fazla, özellikle oteller burada 5 6 yıldızlı. Taj Mahal Oteli en meşhur otelleri. Yine Bollywood’da burada ve aynı Beverly Hills gibi Bollywood Bulvarı var. Artistlerin ağırlıkla oturduğu hemen belli oluyor çünkü tertemiz ve bakımlı, arabaların markaları bile değişiyor.

Bombay’ı çok gezemedim, gece olduğu içinde fotoğraflar güzel çıkmadı ama şunu söyleyebilirim ki, Ahmedabad’dan daha güzel, tabi bu bir bakış açısı, Avrupai tarzda olduğu içinde bana öyle gelmiş olabilir. Her iki yerde de dikkatimi çeken, hiç olay görmedim, son derece güvenli bir yer gibi geldi bana. Bombay’da Hiristiyanlar inanılmaz bir propaganda yapıyorlarmış ve büyük bir kitleleri var, bir çok Hindistan’lı da hiristiyanları takip etmeye başlamış.

Ahmedabad ve Bombay ile ilgili bilgi vermeye çalıştım, umarım okuyanlar için keyifli olmuştur.

Sevgilerimle,