Başkalarının hayatından ders alın. İnsan bütün hataları kendi yapacak kadar uzun yaşamıyor….

Bu söz Eleanor Roosevelt’e ait.

Sabah Facebook’ta bir arkadaşımın paylaşımında gördüm, çok beğendim.

Düşündüğünüzde gerçekten ne kadar doğru, aslında bizler konuşmalarımızda hep tersini söyleriz, kimse neyin doğru, neyin yanlış olduğunu kendisi yaşamadan anlayamaz tezini savunuruz. Ne kadar anlatırsak anlatalım hata olduğunu -ki bu hata bize göre hatadır, o kişinin bunu yaşamadan anlamasının olanaksız olduğunu düşünür ve bunu savunuruz.

Peki ama hangi hatalara inanırız ve gerçekten yapmamaya çalışırız? Gerçekten birilerinin yaşamlarına bakarak ders aldığımız ve değiştirdiğimiz neler var?

Ben kendimi sorguladığımda öyle net bir ders aldığım incelemeyi kolaylıkla bulamadım. Mutlaka yapmaktan kaçtığım bazı şeyler olmuştur ama bunu birilerinin yaşamını inceleyerek mi yaptım yoksa gerçekten kendi irademle mi yaptım açıkçası bilemiyorum.

Çocukluğumuzda hani sobaya elini sürme, sıcak, yanarsın denildiği halde, hayatında sobadan eli yanmamış birisi var mıdır? Yandıktan sonra kaç kişi ısrarla sobaya elini değdirmeye devam etmiştir?

Veya çıkma o ağaca düşersin denildiği halde çocukluğunda ağaçtan düşmeyen az insanımız vardır.

Şöyle bir gerçeği de göz önüne almak gerekir diye düşünüyorum, anne ve babalarımız yaşımız kaç olursa olsun bizlere kendilerine göre DOĞRU gelen şeylere yönlendirmeye çabaladılar. Bizler de şimdi çocuklarımıza kendi doğrularımıza göre yön vermeye çalışıyoruz.

Ama gelin şunu itiraf edelim, o zaman anne ve babalarımıza karşı çıktığımız her konuda, bugün kaçımız onların o günkü düşüncelerinin bir çoğunun doğruluğundan endişe ediyor? Onların bize vermeye çalıştıkları aslında kendi yaşamlarındaki tecrübeleri ve dersleri, doğruluğuna inandıkları şeyler. Bizler de bugün aynısını kendi çocuklarımıza, arkadaşlarımıza, sevdiklerimize vermeye çalışıyoruz.

Yazılarımı takip eden arkadaşlarım bilecek, bir çok yazım da yaptığım sohbetleri, gözlemleri mi yazmaya çalışırım. İnsanların yaşam hikayelerini dinlemeyi çok seviyorum, çünkü dinlediğinizde bir çok ortak nokta bulup, kendinizi irdeleme fırsatı yakalıyorsunuz. Bu ille değişmeniz veya uygulamanız gerektiği anlamına gelmiyor.

Önemli olan sizin bakış açınız ve kendinizi irdeleyebilmeniz. Kendisiyle konuşabilen ve kendisini ciddiye alan her bireyin aynen Eleanor Roosevelet’in dediği gibi başkalarının hatalarından da ders alacağına inanıyorum. Yeter ki kendisine dürüst olsun …

Sevgilerimle,