Günaydın Arkadaşlarıma,

Dünden beri Facebook’ta problem var, gece kullanmadım da sabah standart Günün Özlü Sözleri ile başlayan ve yazım ile biten güncellemeye başlayamadım bile, çünkü yaklaşık yarım saat Facebook’a hiç bir şey yükleyemedim.

Artık teknik bir problem midir veya gerçekten bir siyaset mühendisliği mi var bilemiyorum. Belki operasyonlar ile ilgilidir, kim bilir…

Dünden beri bakıyorum da, ne kadar çok SAVAŞ meraklımız varmış, neredeyse herkes hazır asker, İŞİD, PKK gidelim, bombalayalım, öldürelim, asalım, keselim…

Bu geldiğimiz noktaya hayret etmeyelim, biraz aklı başında olan herkes, bu noktaya geleceğimizi görmüştü, çünkü karşınızdaki terör örgütü bugünlere geleceğini bize aylar önce göstermişti. Örneğin; Elçilikte rehin alınan insanlarımızı anımsayın, 11 Haziran 2014 tarihinde Musul Elçiliğimizi basan İŞİD, 20 Eylül 2014 tarihinde bu rehineleri serbest bıraktı.

Bizim Hükümetimiz ve Hükümete yandaş medya KURTARMA operasyonu dedi de, ortada kim neyi nasıl kurtardı bunu hiç kimse görmedi, zaten BASIN yasağı da vardı, kurtarılmalarının heyecanı ve sevinci ile arkası hiç sorulmadı. Neyin karşılığında bu rehineler serbest kaldı bunu Türkiye hiç bir zaman bilemedi.

Keza, PKK ile o kadar görüşüldü, heyetler gitti geldi, İmralı – Kandil şu bu, ve biz ne konuşulduğunu hiç bir zaman bilemedik, daha doğrusu nelerin karşılığında nelerin yapıldığını.

Ha doğru soru şu, bilmeli miyiz? Bazı şeyler gizli kalmalı mı?

Tabi ki devlet politikası gereği gizli kalması gereken şeyler varsa mutlaka kalmalı, her şeyi halka açık yapamazsınız, tabi ki bazı operasyonlar vardır, sadece çok yetkili kişiler bilir, bunu tahmin etmemek hatta kabul etmemek gibi bir durumumuz da yok.

Ancak, yapılan veya verilen sözlerin NEDENİ eğer halkınıza TERÖR, ŞİDDET, NEFRET, CİNAYET olarak geri dönüyorsa o zaman bu halkın da NE OLUYOR Demesi kadar ve bunu sorgulaması kadar doğal bir şey olamaz.

İŞİD dün rehinelerimizi serbest bırakırken, bugün askerlerimizi ŞEHİT etmeye başlamışsa bunun NEDENİNİ sormak Devletin gizliliğini ihlal etmek mi oluyor?

Ya da siz bir TIRA binlerce silah yükleyip BİR YERE – artık her kimse gönderiyorsanız, üstelik bunu yaparken yakalanıp bir de bu MİT’in işidir diyorsanız, bu ülkede yaşayan insanların MİT’in Silah taşımayla ne ilgisi var, kime gidiyor bu silahlar diye sormaya hakkı yok mu? Üstelik bunu yaparken ULUSLARARASI bir suç işliyorsunuz, bir ülkeden bir başka ülkeye alın bu silahları İNSAN öldürmeye devam edin diyorsunuz.

Ve bu ortaya çıkınca da, buna kimse karışamaz, bu DEVLETİN gizliliği diyorsunuz.

Konuşmalarınızı dinliyorlar, hem de Devletin en üst kademesinin, bu SUÇ, tamam son derece DOĞRU, asla olmamalı ama konuşulanların içeriğine bakıyorsunuz, tam bir KOMPLO teorisi, adam göndermeler, roket atmalar, başkaları gibi gösterme, savaş sebebi yaratma … peki bunlar ne? Devlet böyle mi kararlar alıyor?

Yani özetle demek istediğim, POLİTİKA ve DIŞ SİYASET bir bütündür, bazı konular vardır ki gerçekten siyasidir, iktidar olan PARTİ kendi siyasetini yapar, yürütür, muhalefet ise bu konulara kendi görüşleriyle karşılık verir.

Ama DIŞ siyaset sadece PARTİLERİ bağlamaz, yaptığınız her HATA direk olarak HALKA yansır, yani bu yansıma da AKP, CHP, MHP, HDP dinlemez, direk götürür. O yüzden DIŞ POLİTİKA çok ciddi bir tecrübe gerektirir, DEVLET ADAMLIĞI gerektirir.

Kabadayılık ( eyyyyyy, bak sen şuna ya, bak sen,  one minute one minute ), boş söylemler ( kırmızı çizgimize kimseyi dokundurdtmayız, sabrımızı taşırmasınlar), arkası olmayan laflar ( biz bu kararı yok sayıyoruz, kabul etmiyoruz ), abuk sabuk espriler ( Merkel balık avlamaya gitsin, Suriye’ye 1 saatte gireriz )…

Bunlar sadece sizin ne kadar ACEMİ olduğunuzu göstermez, alay konusu olursunuz…

Bu ülkede DIŞ SİYASET ve DEVLETLER ile aramız hiç bu kadar kötü olmadı. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı ziyarete gittiği ülkelerde OKULLARIN KAPATILMASINI siyaset malzemesi yaptı iyi mi, böyle bir şey olabilir mi? Çünkü ona göre kendisine yapılan her türlü haksızlık, yargılama TÜRKİYE’ye yapılmış sayılıyordu.

Bu ülke ONE MINUTE dedi diye, o günkü Başbakanını 20 kilometre kuyruklu araç konvoyu ile karşıladı, Asrın Lideri dendi, Dünyanın Lideri dendi, dendi de bugün geldiğimiz noktaya bakın kiminle DOSTUZ, kim yanımızda?

O geri kalmış, sakallı, cübbeli diye beğenmediğimiz İRAN, bizden çok daha öne çıktı ve çıkmaya devam edecek.

IRAK ile sorunumuz var, SURİYE ile zaten var, İRAN ile anlaşamıyoruz, MISIR la sorunumuz var, İSRAİL ile sorunumuz var, SUUDİ ARABİSTAN ile güya iyiyiz ama Suudilerin Mısır’la dostluğu, Katar’la dostluğu ortadayken orada da kaçamak güreşiyoruz. ERMENİSTAN ile sorunumuz var, RUSYA ile sorunumuz var…

Yani kıssadan hisse, DIŞ POLİTİKA dediğim gibi TECRÜBE ister, çok isterdim ki, DIŞ İŞLERİ sadece bir partiden olmasın, bir HEYET tarafından yürütülsün, o heyette Tüm Siyasi Partilerden birileri olsun, en tecrübeli isimler, orada siyaset olmasın, EN DOĞRU kararlar konuşulsun, tartışılsın. Alınan her karar bu toplum tarafından seçilmiş ve gönderilmiş DUAYENLER karar versin.

Ama biz de ” Dış Siyaseti de onlardan öğrenecek değiliz ” diyen bir zihniyet hakim, kimseyi dinlemiyor, kimseden akıl almıyor, tek kelime ingilizcesi yok, her şeyi tercümelerden okuyor, öğreniyor, kendi düşündüğünü, kendi istediğini uyguluyor, kendisi dışındaki hiç bir siyasinin tecrübesini dikkate almıyor..

O yüzden biraz karamsar olacak ama, bugünler yine iyi günlerimiz, böyle giderse Allah korusun Türkiye bu Dış Siyasette çok daha fazla bocalayacak ve korkarım ki sonuçları bizim için hiç iyi olmayacak …

Sevgiler & Saygılar