Günlerden 20 Şubat 2015.

Henüz 12 yaşında olan Ebru Yalçın, Ağrı’nın Diyadin ilçesi Taşmektep köyünde altıncı sınıfta okurken, İNTİHAR etti.

Gencecik, daha çocuk diyeceğimiz bir yaşta ” İntihar ” kelimesi hiç yan yana gelmemesi gerekirken, olan oldu. Bu kadarcık çocuk, bir genç kız neden intihar etmiş olabilir ki?

Araştırma, soruşturma derken, genç kızın 2 tane HİKAYE KİTABI çaldığı, bunun üzerine onu EĞİTMEKLE sorumlu ÖĞRETMENLERİN onu sınıf önünde cezalandırdığı, bir daha yaparsa Babasına ve Jandarma’ya şikayet edeceği yönündeki suçlamaların neden olduğu ortaya çıktı.

Çaldığı 2 tane hikaye kitabı, okumak için.

İnsan ne diyeceğini, ne yapacağını şaşırıyor. Milletin parasını, hakkını gasp edenlerin törenlere davet edildiği bir ülkede 12 yaşında bir çocuğun 2 tane hikaye kitabı çalması ve bu suçlamaya gururuna yediremeyip o yaşta hayatına kıyması.

Yazık, gerçekten çok yazık …

***
Bir ülke düşünün.

Siyasetiyle, coğrafyasıyla çok sıcak bir ülkeye bir BAŞKONSOLOS atayacak. hem de Dünyanın her gün dilinde olan bir ülkeye. Yani Türkiye’ye.

Nasıl bir seçim yapar? Ülkenin insanını bilen bir ülke burası, Amerika Birleşik Devletleri.

Onlar da atıyor, adı Charles Hunter.

Charles kardeşimiz Gay, aynı zamanda evli, eşinin adı da Ramadan Çaysever.

Kime ne? Kimseyi ilgilendirir mi?

Sonra, Türkiye her sene düzenlenen LGBT ( lezbiyen – Gay – Biseksül – Transeksüel ) insanların demokratik yürüyüşüne sahne oluyor.

Hem de ne sahne !!!!!

Bütün Dünyada düzenlenen törenler neşe ve huzur içinde geçerken, Türkiye’de TOMA, BİBER GAZI ve PLASTİK MERMİ eşliğinde geçiyor.

Türkiye şaşkın, Dünya şaşkın ama öfkeli. her zamanki gibi Polisimizle bir kez daha rezil oluyoruz.

Sorumlusu VALİLİKmiş, nedeni ise RAMAZANDA böyle bir şey olmazmış.

BÖYLE BİR ŞEY … her neyse, yazacak çok şey var da, Ramazan’da olmaz.

İnsanın artık aklının durduğu yer herhalde burası…

***
Ben size bir şey söyleyeyim mi, iyi ki bu güney sınırımızdaki olaylar 7 Haziran seçimlerinden sonra oldu.

Tabi keşke olmasaydı ama oldu.

7 Haziran seçim sonuçların Allah korusun AKP’yi tek başına iktidara falan getirseydi, bugün Sayın Cumhurbaşkanı Suriye’ye girmişti bile.

Bugün o ateşli konuşmalarını dinliyorum da, sonra diyorum ki Allahım iyi ki hala aklı başında insanlarımız var.

AKP Milletvekili Şamil Tayyar 3 saatte Şam’a gireriz diyordu, Egemen Bağış neredeyse 1 saatte Suriye’yi alıyordu. Böyle insanlar barındırıyordu AKP.

Aklı selimin galip gelmesi lazım. Bizi bugün buralara izledikleri Esad düşmanlığı getirdi. Türk Bayrağının 30 metre ötesinde İŞİD bayrağı dalgalanıyor. Böyle bir tabloya bakıp Türkiye iyi yönetildi diyebiliyorlarsa bizim zaten diyecek bir şeyimiz yok.

Allah korusun bizleri diyeceğim sadece..

***
Çin’in Doğu Türkistan katliamını bütün Dünya görüyor, yazıyor, çiziyor.

Dünyanın her tarafında mitingler düzenleniyor. İnsan soykırımı yapıldığını gösteren yüzlerce paylaşım görüyoruz.

Peki Türkiye ne yapıyor?

Çok daha önemli işleri var, şu anda HÜKÜMET yok, biz ise günlerdir Meclis Başkanını seçmek için politika yapıyoruz. Varsa yoksa Meclis Başkanı benim partimden olsun kavgaları, senaryoları.

Türkiye Meclis Başkanını bir seçsin, sonra koalisyon görüşmeleri başlar, bir süre de onla idare ederiz.

Türkistan’da kıyım yapılıyormuş, KINARIZ biter gider.

***
Kadın cinayetlerinde son bilanço.

Dün itibariyle Haziran sonunda 158 kadına ulaşmış.

158 kadın, anne, sevili, eş, kardeş, teyze, hala, kuzen…

Dünyanın herhangi bir yerinde bu kadar kadın öldürülüyor mu acaba?

Hem de adına DEMOKRASİ ile yönetilen bir CUMHURİYET ülkesinde.

Ve bu öldürülenlerin kaçı mahkemede İYİ HAL yasasından İNDİRİM alıp bir kaç sene hapis yattıktan sonra salıveriliyor?

Nasıl bir ülke olduk, anlamak mümkün değil.

Bu kadar KİN ve NEFRET dolu, ŞİDDETİ normal gören, saldıran, cezayı kendi kesen insanlar nasıl olduk biz…..

ODTÜ lü gençler ” Öldürülmedik, hayatta kaldık, mezun olduk ” diye pankart taşıdılar, çok haklılar.

***
Komşuda Çipras bir umuttu, o da bir yere kadar getirdi ve artık SON gözüktü.

Bu izlediği politikayı HALK 5 Temmuz’da değerlendirecek bakalım.

Çipras ülkesinin iflasını da göze alarak, IMF ve Kreditörlere boyun eğmedi. Onun getirdiği bir ekonomik sonuç değildi, çok önceleri başlayan bu iflas, onun zamanına denk geldi.

Direndi, ama karşısında PARA konusunda çok güçlü bir lobi var.

Halk son sözü söyleyecek, ya DEVAM dayanacağız diyecek, veya Çipras kabul et anlaşmaları, borçlu yaşamaya devam edelim diyecek.

Ve o GÜÇLÜ LOBİ; halkın kararı borcu kabul et derse bunu Çipras’ın istenmemesine bağlayacak. Politika bu kadar basit ve bir o kadar da acımasız.

Bakalım ne olacak…

***
Son olarak Fenerbahçe Kulübü Emre’ye yöneticilik teklif etmiş.

Galatasaray Futbol takımındayken de hiç sevmediğim Emre’ye, Fenerbahçe’de de sevgim aynıydı. Bir futbolcudan çok provakatör gibi gördüğüm, sahada küfür eden, Rabia işaretleri yapan, siyaseti futbola sokan, her olayda mutlaka yer alan Emre, şimdi FB’de yönetici olacakmış.

35 yıllık profesyonel yaşamıma baktığımda, bence çok yanlış bir karar ama sonuçta FB yönetiminin kararıdır. Herhalde yöneticilik yapacak en son kişi Emre’dir diye düşünüyorum.

Neyse sevgili rakibimize hayırlı olsun diyelim.

***
Bugünlük bu kadar, bu haberleri okuduktan sonra gününüz nasıl geçecek bilmiyorum AMA barış ve huzur dolu bir gün olsun.

Sevgiler & Saygılar