Her sabah yeni bir hayata başlıyoruz, bilmediğimiz, tahmin edemeyeceğimiz ve yaşadıkça öğrendiğimiz bir hayat.

Hele o gün günlerden Pazartesi ise bir başka ruh hali içinde oluyoruz, hani bir Pazartesi Sendromu vardır ya, onu içimizde yaşamayan pek yoktur gibi.

Bugünlerde çok zorlu bir dönemden geçiyoruz, 13 yıllık AKP Tek İktidar döneminden sonra, 7 Haziran seçimlerinin sonuçları hala Türkiye’ye yansımış durumda değil. Ortada Hükümet yok, kurma çabaları var.

Ancak gerek İç Siyaset, gerek Dış Siyaset durmuyor, bir şeyler yapılması lazım ama bunu yapacak, yetkisini HALKTAN almış bir Siyasi İktidar henüz ortada yok.

Yazı neredeyse bitireceğiz, ortada turist yok. İşletmeler kan ağlıyor, çalışamayan işletme, kazanamayan işletme işçi çıkartıyor, eleman çıkartıyor.

Ekonomi durmuş durumda, hangi sektöre baksanız sınıtı var. Üretim yok, Satış yok.

Devlette işler durmuş durumda, adı üzerinde GEÇİCİ HÜKÜMET yüzünden hiç bir karar çıkmıyor, alacaklar ödenmiyor, benim ne olacağım belli değil, benden sonra gelen karar versin mantığı devrede.

İç Güvenlik diken üstünde, yeniden başlayan terör olayları, Şehit askerler, Şehit Polisler, Patlayan bombalar haberleri yine gazetelerde manşet.

DEMOKRASİNİN vaz geçilmezi SEÇİMLERİ yaptık, 2 ay olacak ortada çıkabilecek çok GÜÇLÜ Hükümet modelleri var AMA siyasetçilerimize beğendiremiyoruz, yapmıyorlar, kurmuyorlar, hala HESAP peşindeler.

SAVAŞın kenarındayız, Yalnız kalmış bir ülkeyiz ve bizleri bugünlere taşıyan Siyasetçiler yüzünden bir istikrar sağlanamıyor.

Biz miyiz bugünlere getiren Türkiye’yi?

Haberlere bakıyorum, her tarafta Şiddet var, Cinayet var, Tuzak var, Terör var, Kandırmaca var, Tecavüz var…

İyi bir haber bulmak, ona sarılmak için satır satır tarıyorum haberleri, YOK. Olsa sadece o haberleri vereceğim, sanki diğerleri yaşanmamış gibi, olmuyormuş gibi davranacağım, biraz POLLYANNA’cılık yapacağım.

İstemez miyim gurur duyduğum haberleri paylaşmak, ister AKP yapsın, ister CHP, ister MHP, ister HDP, isterse İş Adamları yapsın.

Kim istemez ülkesi ile gurur duymak, yaptıkları ile övünmek, SEVGİYİ, SAYGIYI, BARIŞI anlatmak.

Hayvanlara bile eziyet eden, ÇOCUKLARI görünüşte, sosyal medyada seven, yine sosyal medyaya baksan KADINA değer veren, yücelten ama gerçekten ezen, döven, tecavüz eden ve öldüren bir ülkeyiz.

Çocuk istismarında, Kadın cinayetlerinde, Saygıda sevgide Gelişmiş Ülkelere göre son sıralardayız.

Sorunumuz bu GERÇEĞİ görmeden aynada kendimizi farklı görmemiz, farklı gördüğümüz içinde bir ÖNLEM almamaya çalışmamız, kendimizi düzeltme gereğini hissetmememiz.

Bunları yazarken en azından bir HABERİ atlamayayım, evet benim için bir güzel haber var, o da Yemeksepeti’nin sahibinin 27 Milyon Dolarını 114 çalışanına eşit dağıtması. Bunu işte Türkiye’de yapabilecek çok fazla insan olduğunu sanmıyorum.

En azından umutsuz başladığım yazımı bu haber ile biraz da olsa keyifli bitirmek istedim.

Gününüz aydın, keyfiniz bol, sağlığınız yerinde olsun.

Hepinize çok güzel bir hafta olsun ….

Sevgiler & Saygılar