İçim acıdı fotoğrafa bakarken…

17-25 Aralık gelişmelerinde hepimizin ilgiyle, merakla, çoğunda şaşırarak izlediğimiz, dinlediğimiz, bütün 17-25 Aralık yolsuzluklarının merkezinde birisi vardı, Reza Zarrab.

O güne kadar Ebru Gündeş’in zengin kocası olarak tanıdığımız bu gencecik Milyar Dolarlık arkadaşımızın konuşmalarını buradan aktarmayacağım, çünkü Ramazan günü biraz ayıp kaçar.

Öyle tapeler dinledik ki, bir çoğumuz duyduklarımıza inanmakta bile zorluk çektik. Gömlek kutuları içinde giden dolarlar, bahşişler, kuryeler ile gönderilen eurolar, Bakanların önlerine yatmaları şu, bu…

Ama olmayacak bir şey oldu ve Reza Zarrab hem serbest kaldı, hem de en ufak bir yargılanma olmadan, hem de el konulan parasını FAİZİ ile birlikte geri aldı.

Dün de kendisi Türkiye Cumhuriyetinin İKİ BAKANININ elinden İhracat Ödülü aldı iyi mi?

Bu sahneye diyecek bir şey bulamadım. Yazacak çok ama çok şey var ama hiç bir şeyi değiştirmeyecek.

Sadece bu sahneyi görünce, bugünkü SİYASİLERİ ve özellikle MHP ve Sayın Bahçeli’yi eğer koalisyon kurulamazsa ASLA affetmeyeceğim.

Bu AKP ile koalisyona giren, girebilecek hiç bir partiyi ve siyasiyi kendi vicdanımda affetmeyeceğim.

***
Görünen köy, Sayın Cumhurbaşkanımızın keyfini yerine getirdi.

Yine ekranlarda, yine gündeme oturdu, sanki hiç bir şey olmamış gibi.

Buna neden olanlar da verdikleri abuk sabuk demeçler ile Siyasi parti liderleri.

Sayın Cumhurbaşkanı son derece iyi bir siyasetçi, daha seçimin sonuçları netleşmeden ” bu bizi ana muhalefet partisi yapar, biz hiç bir koalisyona girmeyiz ” diye açıklama yapan MHP Genel Başkanının demeci ile rahatladı.

Dün de çıktı dedi ki ” ben Anayasa’daki yerimi gayet iyi biliyorum. Kullanmasını da gayet iyi bilirim, bunun için birilerinden talimat almama gerek yok. ”

Yani, meydan okudu, sonra da İhracatçılar Birliğinin ödül töreninde kendi niyetini belirten şu demeci verdi.

” Hükümet kurma sürecinin uzaması veya hükümetin kurulamaması durumunda EKONOMİMİZ dinamiklerinin buna dayanacak dirayete sahip olduğuna doğrusu ben inanıyorum. ”

Yani tükçesi, ERKEN SEÇİM olmalı ona göre, çünkü bunlar hükümeti kuramayacak nasıl olsa, ekonomimiz de sorun yok, dayanırız.

Bütün İş Adamları, dernekler, Vakıflar, Halk bir daha ERKEN SEÇİM olmamalı yoksa sadece bu yılı değil, gelecek yılı da kaybederiz dedikleri halde, gözü bu kadar kararmış, AKP yoksa, Hükümette olmasın diye düşünebiliyor ve bu düşüncesini hiç çekinmeden de dile getirebiliyor.

Sayın Bahçeli, iyi izleyin bunu, eserinizdir…

***
Bugün Hürriyet’te Melis Alphan’ın ” Adaletin tesisi için kadının ölmesi mi gerek? ” yazısını mutlaka okuyun.

Okuyamayanlar için ben bir özet yapayım da, TÜRKİYE Kadının yerini ve Adaletin nasıl tecelli ettiğini görün.

2011 yılında hafif zeka geriliği olan bir genç kız Facebook’tan birisi ile tanışıyor, sohbet şu bu derken, buluşuyor, tanıştığı kişi kızı evine davet ediyor, sonra zorla tecavüz ediyor. Kız da yaralanmalar falan oluyor.

Sonra bir arkadaşını arıyor, o da geliyor, o da tecavüz ediyor. Bu bir kaç kez tekrarlanıyor, tekrar, tekrar tecavüz, yaralanma. Sonra ” Seni öldürürüz kimseye söylersen ” diyerek serbest bırakıyorlar.

Kız evine döndükten sonra annesi babası kızı öldürür diye olayı kapatmak istiyor ama teyze izin vermiyor, karakol şu bu derken zanlılar yakalanıyor, kız da ciddi yaralanmalar var, tespit ediliyor, yani tecavüz edenlerin hiç bir kurtuluşu yok. Adli Tıptan gelen raporlar falan her şey tamam, suçlular cezalarını çekecekler.

Sonra ne oluyorsa, araya bir evrak giriyor ve SAVCI, daha önce 15 – 20 yıl ceza istediği sanıkların beraatini istiyor, mahkemede kabul ediyor. gerekçe ne biliyor musunuz?

” Rızası vardır. Darp ve Cebir izlerinden sanıkların sorumlu olduğuna dair yeterince delil yoktur. ”

Yani kız eğer ölmüş olsa, bugün Özgecan cinayetinden farklı olmayacak bir olayın sorumluları SERBEST kalıyor, hala geziyorlar sokaklarda, kız ise tecavüzün travmasını yaşıyor.

Nasıl ADALET sistemimiz, müthiş değil mi?

***
Öyle garip bir ülkeyiz ki, YASAKLAMAYA bayılıyoruz..

Grup YORUM’u seversiniz, sevmezsiniz. Aşırı siyasi de bulabilirsiniz, müziği hoşunuza gitmiyorsa dinlemek zorunda da değilsiniz.

Ama sevenlerine de SAYGI göstermek zorundasınız, konserine siz gitmeyebilirsiniz ama gidenlere de bir şey diyemezsiniz.

Grup Yorum konser için izin istiyor çeşitli şehirlerde.

İZMİR veriyor, 400.000 kişi izliyor konserini.

ANKARA izin vermiyor.

Gerekçe ” Uygun görülmemiştir.” Bu kadar …

***
Herkese çok güzel bir gün dilerim.

Sevgiler & Saygılar