Bugün gazetelerde Paris saldırısının üstünden de zaman geçtiği için gündem tamamen G-20 olmuş.

G20 sırasında bir çok aktivite, toplantı aynı zamanda veya birbirinin peşi sıra yapılıyor.

Liderler ya bunlara katılıyor veya birebir görüşmelere zaman ayırıyor.

Hepsinden öte, öncelikle başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere, emeği geçen tüm G20 ekibini tebrik ederim. Bence çok başarılı bir organizasyon oldu. Bu Türkiye açısından çok önemli bir tanıtımdı, Antalya için çok önemli bir tanıtımdı.

Bütün Dünya medyası, buradan aldıkları haberleri milyonlara hatta milyarlara duyurdular.

G20 yi, hedeflerini, yapmak istediklerini siyasi olarak tartışabiliriz, gerekli veya gereksiz bulabiliriz ama gerçek olan böyle bir organizasyon var ve bugün GEÇERLİ. Olmasa olur muydu, olabilirdi.

Ama varsa ve burada Türkiye’ye bir görev düşüyorsa, bu görev de yerine getirilmeli, çünkü burada yaşanılan her şey kişilere değil, ülkelere mal edilir.

Ben işin tamamen organizasyon başarısı kısmındayım ve bu başarılı bir şekilde gerçekleşmiştir.

***
Türkiye’de kadın olmak zor, kız çocuğu olmak da zor.

Çünkü ADALET hep erkekten yana…

Yok saygılı duruş, yok takım elbise kravat, yok çok sevme.. Saçma sapan nedenler ile cezalara sürekli indirim uygulanıyor.

Caydırıcı olması gerek cezalar caydırmadığı gibi, neredeyse özendiriyor.

Ne oldu o kadar kadın katili, ne oldu Özgecan davası, ne oldu 25 yerinden bıçaklayan adamlar, ne oldu çocuklara cinsel taciz davaları..

Hiç …

Bu ülkede çocuklara cinsel taciz uygulanıyor, yapılıyor. Bir kurum var, ADLİ TIP diye, o tecavüze, tacize uğrayan kıza bakıp BEDEN ve RUH SAĞLIĞI bozulmuş mu, bozulmamış mı diye bakıp rapor hazırlıyor.

13 14 yaşında cinsel istismara uğrayan bir çocuğu bırakın, bugün size soruyorum KADIN arkadaşlarım, herhangi biriniz Allah korusun böyle olaya maruz kalsanız, PSİKOLOJİNİZ ne olur?

Bunu ” ben hiç etkilenmedim ” diyerek geçiştirebilecek tek bir kadın olabilir mi?

Ama Adli Tıp denen müessese, bir çok çocuk için ETKİLENMEMİŞTİR diye rapor verebiliyor, nasıl ve kim bakıyor ise artık.

O yüzden de cinayet, tecavüz ve cinsel istismar davaları azalmıyor, tam tersi artmaya devam ediyor.

Bakın daha dün, adam 4 yıl önce boşandığı karısını önce öldürüyor, sonra boğazını kesiyor, böylesine vahşet yaşatıyor ama ne olacak göreceğiz, başını eğip, kravatını takacak, ve indirim alacak.

Adaletsizliğin böylesine yani ….

***
Gündeme pek giremedi ama şu ALTIN takma olayı konusuna çok takıldım, o zaman gündemin yoğunluğundan dolayı yazamamıştım. Şimdi yazayım bari …

Olayı atlayan ya da duymayan olabilir, kısaca özetleyeyim …

Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, mültecilerin yürüyüşü sırasında çok ÜSTÜN hizmet gösteren Emniyet Müdürü ile Alay Komutanına başarı ödülü veriyor.

Olabilir, gayet doğal, bir çok yerde bu yapılıyor.

Ama Edirne Valisi bu başarıyı ödüllendirirken, Alay Komutanı ALBAY Kamuran Ersen’in yakasına bir TAM ALTIN takıyor !!!!

İşte bu ANORMAL ….

Altın kime, ne zaman takılır?

Düğünlerde, sünnetlerde veya yeni doğan bebelerde, HEDİYE yerine yatırım amaçlı takılan bir şeydir altın.

Devletin Valisi, Devletin Albayına hem de törenle nasıl ALTIN takar, bunu nasıl medyaya servis ederler, aklım almıyor.

Komedi ötesi bir durum bence ….

***
Yine yazamadığım bir konu, şu sahte rakı …

Dün gündemde yer bulamadı ve küçük bir haber olarak geçti ama bence çok önemliydi.

Bir depoda 3000 şişe sahte rakı bulmuşlar…

Bir katliamda 100 200 kişi kaybedince yer yerinden oynuyor ama bu 3000 şişe sahte rakı piyasaya çıksa ve içilse tahminim BİNLER ölecek ama pek önemsenmiyor.

O kadar kişi öldü, önlemler alınıyor güya ama sonuç yok, yine ölümler var.

Tabi ki her şeyi Devlet, Polis yapamaz, medya da elinden geleni yapıyor ama kardeşim, 5 TL ‘ye rakı alıp içecek adama karşı gerçekten çaresizsin.

Hiç mi televizyon seyretmiyorlar, radyo dinlemiyorlar, gazete okumuyor bu insanlar. Bunu satan büfelerin hiç mi insafı yok, bilmiyorlar mı bunu içen insanlar ölecekler.

Yani içen de, içiren de, hazırlayan da, üreten de AZRAİL ile birlikte olmuşlar, ÖLÜM kusuyorlar ama HALA alıp içenler var ….

***
Bence çok ÖNEMSENMESİ gereken bir haber…

Türkiye’de ŞEKER hastalığında 12 yılda %90 artış varmış.

O kadar tehlikeli bir durum ki..

Ana nedeni olarak iki şey gösteriliyor; 1- Kötü Beslenme, 2- Hareketsiz yaşam …

Maalesef fast food zincirleri bizleri bu noktaya doğru hızla götürüyor, öte yandan Teknoloji hareket etmemize engel, elimizden cep telefonunu bırakıp, yürümüyoruz, koşmuyoruz, sohbet etmiyoruz, dolaşmıyoruz.

Teknoloji geliştikçe, evinden dışarı çıkmayan, spor yapmayan, hareket etmeyen ve hızlı yemek tüketen bir toplum olmaya doğru hızla gidiyoruz, yani ŞEKER hastalığının bu kadar artışı son derece normal.

Ha bunları yazarken yazıyorum da, sanki kendim çok mu farklıyım ….

Değilim tabi ki, tek farkım çok hareketsiz bir yaşamım yok ve çok fazla fast food tüketmiyorum. Ama yine de önlemler alacağım.

***
Son bir haber ile bitiriyorum.

Bu sene Kitap Fuarını toplamda 560 bin kişi ziyaret etmiş. Geçen seneye göre %10 artış varmış …

Bu güzel, en azından olumlu yönce bir artış var bir şeylerde.

Bu arada ben gidemedim, Cumartesi çok yorgundum, Pazar ‘da sevgilimle olmayı tercih ettim ama Arkadaş Listemde o kadar çok giden vardı ki, sağ olsunlar onlar sayesinde gezmiş kadar oldum.

Bir de şanslı insanlardan birisiyim Erol Aslan gibi Aynur Tümen gibi bir kaç arkadaşım bu fuarda kitaplarını okuyucular ile buluşturdular, onlar adına çok mutlu olduğumu söylemeliyim.

***
Güzel ve umutlu bir haftaya başlangıç olsun, huzurlu bir gün dilerim.

Sevgiler & Saygılar