– Abi Günaydın, nasılsın?
– Günaydın Mehmet, ben iyiyim de asıl siz nasılsınız?
– Allaha şükür Abi, iyi olmaya çalışıyoruz.
– Mehmet neler oluyor orada, sizleri çok merak ettik, nasıl sen de, ailen de bir şey yok değil mi?
– Vallahi Abi Allaha şükür biz de bir şey yok, ama çok fena buralar. Sekiz gündür neler yaşadığımızı bir Allah biliyor, bir biz.
– Takip etmeye çalışıyoruz, ama neler yaşandığını bilemiyoruz tabi.
– Abi ne yaşanacak, sadece vahşet ve katliam var burada, başka bir şey yok.
– Mehmet, biz Başbakanı dinledik, evlere yemek yardımı, fırınlar açık, ekmek dağıtımı yapılıyormuş..
– Abi Allah seni inandırsın, hepsi yalan, çocuklarımın üstüne yemin ederim, böyle bir şey yok, en azından bize uğrayan olmadı, ne devleti gördük ne yardımlarını. Bak Abi, bu bölge, biz 12 Eylül de çok çektik, o Evren var ya o Evren, biz ona ne beddualar ettik, gencecik çocuklarımızı kaybettik o dönemde ama inan o dönemleri arıyoruz.
– Yapma ya o derece …
– Abi Allah seni inandırsın, ben bu yaşıma kadar böyle bir şey görmedim, Evren döneminde bile biz bu kadarını yaşamadık, bir tane ev kalmadı ki kurşunlanmasın, bir tane ev kalmadı ki kurşun deliği olmasın. İnsanlar sokaklarda öldü, çıkıp alamadık.
– Bir şey diyemiyorum Mehmetcim, takip ettik ama …
– Abi bak ben bir iş adamıyım biliyorsun, ekmek paramız için çalışıyoruz, sekiz gündür ofisim kapalı, işe gidemiyorum, alacağım, vereceğim ne oldu ne olacak bilemiyorum, çalışanlarım nerede ne yapıyorlar bilmiyorum, ne yapacağım ben şimdi.
– Bir şey diyemiyorum Mehmet, ne diyeyim, sana ve ailene ve hepinize çok geçmiş olsun.
– Abi Allah razı olsun ama bunu yapanların yanına kalmayacak, halk öyle bir galeyandaki anlatamam sana, inşallah aklı selim galip gelir ama düşün benim siyasetle uzaktan yakından ilgim yok, ben bile bu hale geldiysen sen düşün abi..
– Anladım Mehmet, sen yine de sakin ol, dediğin gibi ailen var, işlerin var, çalışanların var.
– Abi ya, oradan öyle diyorsun da, işte gelip görsen, yaşasan aynı şeyi demezsin …
– Haklısın …

….

Yukarıdaki konuşma bir senaryo değil.

Oturup ben kurgulamadım. Dün Cizre’deki bir arkadaşımla yaptığım bir telefon konuşması.

Bana inanırsınız veya inanmazsınız ama tek kelime eklemedim, tam tersi bazı kelimeleri çıkardım.

Bazı kelimeleri onun dediği gibi yazmadım.

Bir kaç senedir tanıdığım birisi Mehmet, ne politikaya katılır, ne siyaset yapar, her konuşmamızda Abi bir Cizre’ye gel de seni buralarda gezdireyim der, yakında bir açılışı olacak, bir numaralı davetlimsin der.

Bu söylediklerine YALAN da diyebilirsiniz, uyduruyor da..

Ben bunu yazmazsam kendi özgür düşünceme ihanet etmiş olurum diye düşünerek yazdım bunu. Dün onunla telefonla konuştuktan sonra Cizre’de değil…

8 gün İstanbul’da sokağa çıkma yasağı olsa ne yapardım diye düşündüm.

Her saniye yanı başımda bombalar patlasa, kurşun sesleri arasında çocuklarımla evde bekliyor olsam ne yapardım dedim.

Sonra …

Sonrasına gerek yok ….

Bu yazımı siyasi diye de okuyabilirsiniz, provakatif de bulabilirsiniz, taraflı da yazmışsın diyebilirsiniz..

Veya bir insanlık dramı diye de okuyabilirsiniz.

Bu olaylara nasıl baktığınızla ilgili olur..

Ben sadece orada yaşayan ve sevdiğim birisinin yaşadığını anlatması olarak sizler ile paylaştım.

Ne düşüneceğiniz ve nasıl yorumlayacağınız size kalmış…

Sevgiler & Saygılar