18 Mart 1994 tarihinde doğmuştu, adını Ali İsmail koydular, soy adı KORKMAZ.

2013 tarihinde Gezi olayları sırasında Eskişehir’de esnaf ve polis tarafından dövüldü. Hastaneye kaldırılmış ama tedavisi NEDENSE 20 saat sonra başlamıştı.

Dayanamadı, 38 gün komada kaldıktan sonra yani bugün 10 Temmuz 2013 tarihinde vefat etti.

19 yaşındaki bir genç katledildi ve o günün HÜKÜMETİ bir başın sağ olsun bile demedi, o gün Başbakan, bugünkü Cumhurbaşkanıydı.

Stadlarda onun adına marşlar söyleniyor diye, FUTBOLDA ceza şartlarını değiştirdiler, bunun öncülüğünü de Fenerbahçe yaptı, cezalar aldılar, sahaları kapandı ama onlar Marş söylemekten vazgeçmediler.

Aslında Ali İsmail’i öldüremediler, onun adına marşlar bestelendi, onu sevenler hiç unutmadı, ama DEVLET bırakın unutmayı, anmadı bile, mahkemesi hala sürüyor ama bir şey çıkacağı yok.

Nur içinde yat Ali İsmail, bu ülke BİR GÜN senden özür dileyecek ve senin ölümünde kimler kusurluysa cezasını verecek ama bakalım ne zaman…

***
Bugün bir çok yerde bir soykırım anılacak.

Srebrenitsa Katliamı ya da Srebrenitsa Soykırımı…

O kadar eski değil, bundan 20 yıl öncesi…

1991-1995 Yugoslavya İç Savaşı sırasında Sırp Cumhuriyeti Ordusu’nun Srebrenitsa’ya karşı giriştiği Krivaya ’95 Harekâtı esnasında Temmuz 1995’te yaşanan ve yaklaşık 9.000 Boşnak’ın Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinde general Ratko Mladiç komutasindaki ağır silahlarla donatılmış Bosna Sırp ordusu tarafından öldürülmesine verilen addır.

Katliamda bir kısım kadın ve küçük yaşta çocuğun da öldürüldüğü, belgelerle kanıtlanmıştır.

O gün bütün DÜNYA bu katliamı seyretti, hiç bir ülke bir şey yapamadı, aslında bugün o büyük, güçlü devletlerin UTANMASI gereken bir gün.

***
Şimdi şu haberi iyi okuyun, çünkü Türk Silahlı Kuvvetlerinin sitesinden 9 ŞUBAT 2015’te yayınlanmış.

” 9 Şubat 2015 tarihinde Gaziantep Oğuzeli ilçesi Sazgın Mahallesinde İŞİD’e katılmak maksadıyla Türkiye’den Suriye’ye geçmeye çalışan biri Türk, 13 yabancı uyruklu kişi güvenlik güçleri tarafından yakalanmıştır. ”

Nasıl haber?

Bence çok başarılı, İŞİD için savaşmak istiyorlar, ama askerler yakalıyor.

Sonra ne oluyor peki?

Savcılık suç unsuru görmeyip, serbest bırakıyor, polis de kibarca yurt dışına çıkartıyor.

Aynı sınırda dokuz ay boyunca İŞİD için savaşan 4 militan ise yanlarında aileleri ile Türkiye’ye girerken yakalanıyor.

Sonra, sonra yine aynı hikaye, Savcılık serbest bırakıyor.

Yani,

Gidip İŞİD ile kafa kesmek, kalp çıkartmak, kadın çocuk demeden adam kesmek doğramak ve bunları 9 ay boyunca yapmak siz Türkiye’ye girdiğinizde ve yakalanadığınızda SUÇ değil …

AMA kırmızı bir fular bağlayıp, elinizle zafer işareti yaparsanız, veya Gezi olaylarında yakalanırsanız hem tutuklanıp, hem mahkum olabilirsiniz….

Burası TÜRKİYE…

***
12 Eylül’ü 5 Askeri Komutan yaptı.

Türkiye’yi karanlığa mahkum eden, idamlarıyla, göz altılarıyla, işkencesiyle bir askeri dönem.

Sonra da bizi bugünlere getiren Anayasa’nın hazırlandığı bir dönem.

Önce, Sedat Celasun öldü – 3 Ekim 2005
Sonra, Nurettin Ersin öldü, 16 Temmuz 1998
Sonra, Nejat Tümer öldü, 29 Mayıs 2011
Sonra, Kenan Evren öldü, 9 Mayıs 2015
Ve dün de Tahsin Şahinkaya öldü, 9 Temmuz 2015

Böylece 12 Eylül’den hiç kimse SAĞ kalmadı.

Ölümleri aileleri dışında hiç kimseyi yasa boğmadı, Devlet geleneği bir uğurlama yapıldı ama kimse göz yaşı dökmedi.

Çok ahlar aldılar, çok insanın canını yaktılar, her şey Vatan uğruna dediler ama kendi evlatlarını idam ettiler, yıllarca işkence ettiler, hapislerde süründürdüler.

Allah affetsin demeyeceğim ama beddua da okumayacağım…

***
Kaç gündür takip ediyorsunuz değil mi, Diyarbakır bombacısının durumunu.

Tanınıyor, biliniyor, takipte, kayıtları var, şu bu …

Hatta yakalanıyor, sorgulanıyor ama her nasılsa bunlardan kurtuluyor ve gidip Diyarbakır’da bombayı patlatıyor.

Nasıl müthiş bir takip sistemimiz var.

Adalet Bakanımız da açıklama yapıyor, PARDON, takip sistemine yanlışlıkla abisinin adını girmişiz, o yüzden yakalayamadık.

Yani onlarca CANIN nedeni, UYAP takip sistemine bir arkadaşın, adını YANLIŞ girmesiymiş.

Komedi desem değil, neticesi ölen insanlar.

Şimdi siz o ölen vatandaşların ailelerine gidin deyin ki ” Pardon, adı yanlış girdik sisteme, o yüzden yakalayamadık, o da gitti sizin çocuklarınızı katletti. ”

Bakalım ne yanıt alacaksınız….

***
Artık gerçekten sinirden ne yazacağımı bilemiyorum.

Çinlilere saldırı, Taylandlılara saldırı, ne oluyoruz anlamadım, nedir bu kin, nefret.

Kadın, erkek, çoluk, çocuk demeden hem de…

Dün Cumhuriyet’in Hebdo dergisini yayınladığı için açılan davanın görüşmesi sırasında birisi çıkıyor ne diyor biliyor musunuz?

” Eğer adalet cezalarını vermezse bize verin, biz cezalarını verelim, öbür dünyaya bırakmayalım. ”

Bahsettikleri, bize verin dedikleri kişiler, Cumhuriyet gazetesinden Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan.

Gözü dönmüş insanlar olduk, saldıran, öldüren, linç etmeye çalışan…

Allah sonumuzu hayır etsin…

***
Hepinize çok keyifli bir Cuma günü olsun, sağlıklı ve mutlu bir güne …

Sevgiler & Saygılar