5 Temmuz’da Yunanistan halkı çok kritik bir referanduma gidiyor. Bakmayın siz siyasi içerik ve detayına, aslında oylanacak olan Hükümete güven oyudur, benim görüşüm böyle.

Çipras, Troyka’ya boyun eğmeyeceğiz diyerek geçen seçimden birinci parti çıktı, müthiş bir çıkış yaptı, bütün mesajları biz IMF & AB’nin HALKA vermediği paraları geri ödemeyeceğiz dedi. Bunu detaylı olarak anlatmıştım anımsayan arkadaşlarım olabilir.

Yunanistan savaş halinde değilken, milyonlarca euro’ya Yunanistan’a savaş uçağı sattılar, o bahsedilen borç paralar HALKIN cebine gitmedi, sağ ceplerinden aldılar, sol ceplerine koydular ve Yunanistan Halkını iyice Troyka’ya bağımlı hale getirdiler. Çipras’dan önceki hükümetler de IMF & AB ne derse yaptı ama sonuç değişmedi.

Çipras bu anlaşmaya uymayacaklarını açıkladı. Onlar da geri adım atmadılar ve bugüne gelindi.

5 Temmuz’da HALK bakalım ne diyecek.

Ya EVET diyecek, yani UZLAŞMANI istiyoruz, Troyka’nın dediğini yap ve kemer sıkma politikalarını kabul et, Euro’da kalalım.

Ya HAYIR diyecek, yani ASLA KABUL ETME, boyun eğme, istiyorlarsa atsınlar AB’den, Euro’dan.

AB’nin korkusu ise eğer bu referandumdan SOL parti, yani Çipras istediği sonucu alırsa, bir domino etkisi yaratıp İspanya, İtalya, Portekiz’in de bu yola gideceği ve AB’nin çökeceği.

Çünkü oralarda da yükselen değer SOL görüş.

Nereden mi anlıyoruz bunu?

Troyka’nın Çipras’a sunduğu öneri bakın ne diyor.

” Hükümet olarak bu referandumdan EVET oyunun çıkmasını destekleyiniz. ”

Yani tükürdüğünü yala diyor…

***
2010 senesini anımsayacaksınız. Büyük bir sahne, sahnede o zaman Başbakan olan Sayın Erdoğan var, yanında da Suriye Başkanı Esad.

Sarılıp, öpüşüyorlar, konuşma yapıyorlar. Hatta o zaman Sayın Başbakan diyor ki;

” Suriye bizim ikinci evimizdir. ”

Yani çok değil, daha 5 sene öncesinden bahsediyorum. Sonra ne oluyor peki?

Senelerdir diktatör olan Esad, birden adam kesmeye, öldürmeye mi başlıyor? Acayip sinsi planlar yapıp halkına baskı mı yapıyor? 2002 de sarılıp öpüştüğü Esad ile 2010 daki Esad aynı, o zaman ne yapıyorsa şimdi de onu yapıyor.

Ama ABD bunu pek sevmiyor, çünkü Esad Rusya’ya gitgide daha yakınlaşıyor ve bir çok konuda iş birliği yapıyor, İsrail hele hiç memnun değil bu durumdan.

Bir şeyler yapılması lazım – Burada dizi filmleri anımsayın, neler yapılacağı dizi filmlerde anlatılıyor zaten, en son TYRANT dizisini anımsayın, ne planlar yapıldığını düşünebilirsiniz -.

Önce Suriye Karşıtı Muhalifler başlıyor, sonra malum İŞİD. Ancak bu noktada yanına alması gereken ülkeler var, komşu ülkeler, NATO’da yan yana görev yaptığı ülkeler.

Bunların en başında da Türkiye geliyor. Ve birdenbire Türkiye düne kadar sarmaş dolaş olduğu, en ufak bir sorun yaşamadığı Suriye ve Esad ile kanlı bıçaklı oluyor.

Ne olduğunu, neden olduğunu kimse bilmiyor, bilinen BASINA yansıyan tablolar, kareler. Suriye ile siyasi görüşmeler de kesiliyor. Yani diploması de tıkanıyor.

Ve İŞİD belası ortaya çıkıyor, düne kadar ortalıkta olmayan, adını bile duymadığımız bri örgüt, ellerinde son model silahlar, müthiş bir lojistik destek ile Dünyanın başına bela oluyor.

Hiç düşündünüz mü, İŞİD bu kadar parayı nereden buluyor ve bu son model milyarlarca dolar silahı hangi ülkelerden satın alıyor?

Yani bu silahları birileri yapıyor, ÜRETİYOR ve SATIYOR? Kim bu silahları yapanlar? Nasıl İŞİD’e veya diğer terör örgütlerine satıyorlar? Bu kadar PARA, milyarlarca dolar kimden kime nasıl gidiyor?

Silah fabrikaları nerede? Bu firmaların Satış Yöneticileri kim? Hangi ülkeye gidip nasıl pazarlık yapıyorlar? Hangi terör örgütlerine en son çıkan silahları tanıtıyorlar? Hangi yollar ile gönderiyorlar bu kadar silahı?

Suriye’de yerleşik elektriği, suyu olmayan bir çölde, kim nereden kazanıyor bu kadar parayı da silah üreticilerine ödüyor?

Şimdi gelmişiz İŞİD’i konuşuyoruz. Esad’ı konuşuyoruz ve bu LANET savaşın içinde Türkiye’nin de adı yer alıyor.

Asla MEHMETÇİK bu siyasi olaylara alet olmamalı, böyle bir siyasi HATA cidden çok ama çok pahalıya patlar.

***
Daha TEOG’da skandal bitmeden, bu sefer LYS’de iptaller başladı.

2 tane Kimya, 1 tane İngilizce sorusu iptal edilmiş ve bu 3 soruya herkesin DOĞRU yanıt verdiği düşünülerek puanlar hesaplanmış.

Yeter mi … yetmez.

Din ve Ahlak dersinden muaf olanlar var ama muaf olmanız yeterli değil.

Sınava girdiniz, muaftınız ya, o soruları yanıtlamadınız, hepsi YANLIŞ olarak değerlendiriliyor ve bu da sizin toplam puanınızı etkiliyor.

Nasıl? Güzel değil mi?

***
Biz de bir NÜKLEER hayranlığı var ya, önce Akkuyu, sonra Sinop, sonra Allah bilir nereye.

Anımsayacaksınız geçen yazmıştım, Akkuyu için AB bile yapmayın , etmeyin deprem kuşağının üstüne Nükleer Santral yapıyorsunuz, yarın bir gün bir deprem olursa bu Nükleer olayı sadece Türkiye’nin değil, bölgenin, Avrupa’nın da mahvolmasına neden olur demişlerdi.

Ama tabi biz ne dedik ” BİZ Türküz, bize bir şey olmaz. ”

1900 lü yıllarda Uğur Dündar ARENA programında AİDS’e dikkat çekmek için gizli kameralı bir senaryo hazırlamıştı. Bir genç kız caddede para için erkeklerle birlikte olmak için pazarlık yapacaktı ama AİDS’Li olduğunu söyleyecekti.

Çekimler gösterdi ki, o genç kız AİDS’Li olmasını söylemesine rağmen, ona yaklaşıp beraber olmayı teklif eden HİÇ BİR ERKEK, kızın AİDS’Li olduğunu duyduktan sonra bile birlikte olmaktan vazgeçmedi.

Biz de onun gibi, Nükleer patlasa da bize bir şey olmaz kardeşim diye gidiyoruz. Bunu da bize İHTİYAÇ gibi gösteriyorlar ya.

Kemal Derviş’in, Nükleerin değil YENİLENEBİLİR Enerjinin önümüzdeki yıllarda ÇÖZÜM olacağını açıklayan bir araştırması yayınlandı. Kimsenin de okuyacağını sanmıyorum ya.

Bizim gibi RÜZGARI ve GÜNEŞİ olan bir ülkenin Yenilenebilir Enerji yerine hala Nükleere sarılmasını da anlamak zaten mümkün değil.

***
Bugünlük de bu kadar, herkese sağlıklı ve keyifli bir gün dilerim.

Sevgiler & Saygılar