Dünyanın herhalde en az yüzölçümünde en fazla insan yaşayan şehirlerinden birisi Seul’dür. 10 milyon kişiden fazla nüfusu olan ve Güney Kore’nin başkenti olan Seul oldukça ilginç ve keyifli bir yer. Özellikle devasa binalar oldukça fazla. Bunun yanında son zamanlarda Olimpiyat, Dünya Kupası derken Dünyanın sürekli izlediği şehirlerden birisi de olmuş durumda. Sokaklar sürekli kalabalık, trafik oldukça yoğun ancak kimse de bir stres, sıkıntı sezinlemiyorsunuz, kaderlerine razı olmuş bir şekilde yaşıyorlar 🙂

Benim seyahatim sırasında Seul’de G20 zirvesi yapıldığı için trafik ve kalabalık her zamankinden fazlaydı. tabi bu kadar ülkenin başkanlarının ve başbakanlarının ziyaretinden dolayı hem basın, hem polis ordusu da hizmetteydi. Bunun anlamı şehir merkezine giriş çıkış neredeyse imkansız oluyordu ama benim Seul ziyaretim G20’nin son gününe rastladığı için nispeten daha hafif geçti diyebilirim. G20 Seul ve Güney Kore için çok önemliydi çünkü G20 zirvesi ilk defa bir ASYA ülkesinde toplandı, o yüzden de Seul bu G20 zirvesine çok iyi hazırlanmış.

G20 için yaptıkları en güzel şeylerden birisi Ulusal meydanda hazırladıkları Uzak Doğu ve Güney Kore kültürünü anlatan açık hava çalışmaklarıydı. Bütün yabancı ülkelerin yazılı ve görsel basını bu G20 Etkinliklerinebüyük ilgi gösterdi, sizlerin de fotoğraflardan göreceğiniz gibi, oldukça keyifli, yerel kıyafetler ile ve Güney Kore kültürünü anımsatan çalışmalar ve etkinlikler çok hoştu.

Benim açımdan iyi bir şans oldu diyebilirim bu G20 zirvesi, yoksa bu yerel çalışmaları görme şansım olmayacaktı.

Aynı meydanda Seul için çok önemli olan Changdeokung Sarayı var, bu sarayın önünde her gün gerçekleştirilen bir show varmış ve benim şansıma tam ben oradayken show başladı, ben bunu videoya’da çektim ve Facebook’ta paylaşacağım. Kore’nin kuruluşundan bugüne yaşanan olayları anlatan bu showda yerel asker kıyafetleri ve müziği ve savaşları resmediliyordu. Seyrederken tabi çok daha etkili oluyor, sadece fotoğraflarla anlatabilmek olanaksız. Yine bu Sarayın olduğu yer bir park ve bu dönemde Picasso sergisi vardı ama ben girmedim, ona ayıracak kadar zamanım yoktu.

Seul’ün ve Kore’nin gurur duyduğu eserlerden biri de burada yine, Seul Tower. Hangi Seul ile ilgili fotoğraflara bakarsanız gerçekten Seul Kulesini görmeniz mümkün. Dünyanın sayılı yüksek kulelerinden biri olan Seul Kulesi tam 237 metre yüksekliğinde olan bu kuleden Seul’ün her tarafını 260 derece görebiliyorsunuz. En üst katı yine restoran, onun bir alt katından da çevreyi gözlemleme şansınız oluyor. Oldukça etkileyici bir manzaraya sahip olan Seul Tower’dan  özellikle Han nehri ve yüksek binalar çok güzel gözüküyor.

Seul’ün en önemli yerlerinden birisi de pazarları, ki benim ziyaret ettiğim Nam De Mun pazarıydı Özellikle yabancıların aradıkları her şeyi dükkanlara göre çok daha ucuza alabildikleri bu pazar daha çok giyecek ve hediyelik eşya üzerine yoğunlaşmış durumda. Ben hafta arası gitmeme rağmen çok kalabalıktı, sanıyorum hafta sonları daha da kalabalık oluyordur Yine pazarın ara sokaklarında bit pazarını andıran yerlere de ulaşabiliyorsunuz.

Yine G20’ye denk gelen bir başka güzel etkinlik her sene düzenlenen Lantern Festivali oldu. Seul’ün ara sokaklarının birisinde yer alan bir derenin üzerine kurulan ışıklı heykeller, lokal kültürü tanıtan tamamen ışıklardan oluşan bir festival. Derenin her iki tarafındaki yürüme yollarından veya üstte kalan gezinti yerlerinden festivali seyredebiliyorsunuz. resmettikleri ve ışıklandırdıkları çalışmalar nefes kesici.

Festivale sadece Seul’dan değil, tüm Güney Kore’den insanlar katılıyor. G20 zamanına da denk geldiği için G20 ülkelerrinin önemli eserlerinden bazılarını da hazırlayıp ışıklandırmışlardı.

Mağazalar ve Alış Veriş merkezleri çok kalabalık, bizim AVM’lerimiz de ne varsa burada da var, tarz da aynı. Fiyatlar yine Türkiye fiyatları ile aynı sayılır, belki bir miktar daha ucuz ama ben o kadar gezdim, hani yerel şeyler dışında alacak hiç bir şey bulamadım.

Elektronik derseniz Samsung ve LG bu ülkenin ürünü olmasına rağmen fiyatlar bizimle aynı. O yüzden herhangi bir elektronik almak isteyen Güney Kore’den çok ucuza alırım diye heveslenmesin, burada inanın çok daha ucuz. Bir de tabi garantisini unutmamak lazım.

Seul’de sadece yarım gün kalabildim, yarım günde de çekebildiğim ve gezebildiğim bu kadar oldu, aslında daha gidilebilecek çok yer vardı ama benim zamanım olmadığından Lantern festivalinden sonra havaalanına giderek Türkiye’ye hareket ettim.

Bu dört yazı dizimle umarım sizlere biraz Güney Kore hakkında bilgi aktarabilmişimdir.

Sevgilerimle,