Yeni bir haftaya başlıyoruz, hepimize çok güzel bir hafta olsun.

Bugünün konusu mutlaka DERBİ olacaktır, eskisi kadar olmasa da derbinin tartışmaları yaşanacaktır, çok doğal olarak bizim gibi futbolu çok seven bir ülkede derbilerin çoğu zaman sevimli kızdırmaları yaşanacaktır.

Bir kez daha buradan derbiyi kazanmasının ötesinde 17 yıl gibi hiç rakibine yenilmeyen Fenerbahçe’yi tebrik ediyorum.

Dün de yazmıştım, bugün hani bir şekilde 3 Büyüklerin yenenin de, yenilenin de keyif aldığı, çokta üzülmediği bir hafta oldu. Galatasaray kendisi için çok zor, hatta belki de ligdeki en önemli deplasmanını bitirdi ama hala LİDER, Beşiktaş deplasmanda kazanarak Şampiyonluğa aday, Fenerbahçe ise hem derbiyi kazanarak, hem de diğer iki rakibi ile hemen hemen aynı puanda, şampiyonluğa aday.

Yani 3 takımın taraftarı da bir şekilde kendince mutlu, bu da yaklaşık 50 60 milyon insan eder, fena değil, BİR GÜN de olsa, 50 milyon insanın bir şekilde mutlu olması son zamanlarda yaşadığımız MUTSUZLUK bulutlarını dağıtmaya yetmiştir.

Hele bir de Beşiktaşımız bu hafta Avrupa Kupasından başarılı bir sonuçla döner de, ikinci maça büyük bir avantaj yakalarsa, keyfinden geçilmez, değil mi smile emoticon

***
Artık biraz zorlama bir haber mi yoksa gerçekten mi böyle bilemedim.

Güya TÜBİTAK’ta Hard disk ve diğer Dijital Verileri analiz edecek eleman kalmamış. TÜBİTAK yazı ile ” Son 6 ayda yaşanan personel değişiklikleri nedeniyle, kurumda dijital analiz yapacak elemanımız kalmadı ” denmiş.

Artık ne kadar doğru bilemem ama bu gerçekse, halimiz içler acısı.

Ne kadar plansız, programsız yapılan atamaların yanı sıra, kurunun yanında yaşı da yakmalarını görmek üzücü..

***
Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanken bir gün Televizyonda Canlı Yayında kendisine sordular.

” Sık sık farklı konular ile gündemi değiştirdiğinizi söylüyorlar, katılıyor musunuz ” diye ..

O da gülümseyerek yanıt verdi..

” Gündemi ben belirlemezsem Başbakanlık yapamam, tabi ki ben belirleyeceğim, arkadaşlarım da onun devamını getirecekler. ”

Anlaşılan o ki, bu huyuna Cumhurbaşkanlık yaparken de devam ediyor ve edecek.

Ortada hiç bir durum yokken, çıktı dedi ki ” Abdullah Gül siyasete girebilir. ”

Bunu Abdullah Gül kendisi söylemedi, ben siyasete giriyorum, gireceğim demedi veya AKP den birileri de çıkıp girecek demedi.

” O ” dedi, ve Türkiye tartışmaya başladı. Girer, giremez, evidir, davet edilir, davet ettik, daha acayip bir davet lazım, şu bu .. Herkes açıklama yapıyor.

Hatta seçime girdi, kazandı da Sayın Arınç onu Millet Meclisi Başkanı bile yaptı.

Bu arada Sayın Abdullah Gül’den tek bir açıklama yok, eminim oturup bütün bu olanları izliyordur ve kendi kendine gülüyordur.

Çünkü, eminim bütün bu olanların GÜNDEM oluşturma ve değiştirme çabası olduğunun farkında, kendi ismi etrafında dönmesine de pek ses etmiyordur, ne de olsa REKLAM reklamdır.

***
Dedik ya, gündemi kim belirleyecek diye, bir diğer GÜNDEM maddesini yine ” O ” belirledi … Kabataş…

Hani şu 50 100 üstü çıplak, başları bandanalı olup Türbanlı Hanımı taciz edenler.

Bir sene sonra Sayın Cumhurbaşkanı yine gündeme oturttu, Yandaş Medya da başladı konuyu tekrar sarmaya, bu sefer sahnede Kayınpeder var, Sabah Gazetesine anlatmış olayları …

Yalan falan değilmiş, hepsi doğruymuş, 17 dakikalık kasette montajlanmış, yoksa asıl kasette bunlar varmış, seyretmiş hatta.

Ama sonra ne olduysa olmuş, Paralelci polisler bunları montajlamış..

Yalnız bunları anlatırken Sayın Kayınpeder bir şeyi atlamış..

Kabataş olayları olurken, Paralelci diye bir kavram yoktu. Hepsi birlikteydi, Paralel olayları çok sonra başladı, küçük bir detay tabi …

***
Kadınlar için Hürriyet ve A&G araştırma şirketi çok kapsamlı bir anket yapıyor, her gün de yayınlıyor.

Bugünün sonuçlarına baktım da, yine bir çok analiz var..

Kadın yaşı, çalışma oranı, mutsuzluk oranı, şiddet, her biri aslında üstünde yoğun çalışmalar gerektiren analizler..

Bir tanesine gerçekten çok üzüldüm ve çok düşündürücü buldum.

Kadınların %48’i Dünyaya tekrar gelseler KADIN olarak gelmek istemiyorlar.

Yani her 2 kadından 1 tanesi KADIN olduğu için mutsuz.

Bir başka çarpıcı analiz de; Kadının kendisini YALNIZKEN özgür hissetmesi..

Daha çok ekmek yememiz lazım, bu kesin, KADINA değer vermeyen, KADINI sanki bir malmış gibi birilerine EMANET eden, KADININ çalışmasını, giyinmesini, konuşmasını, kahkahasını, vücudunu , yaşam tarzını diline dolayan bu kadar SİYASİ insan varken…

Biz daha çok 8 Mart Dünya Kadınlar gününü böyle laf salataları ile kutlarız !!!!!

***
Yani gülmek mi lazım, ağlamak mı anlamadım..

Hani İŞİD Musul’da antik Hara kentinde yıkımlar falan yaptı ya …

UNESCO İŞİD’i KINAMIŞ …

Yahu İŞİD kim, UNESCO kim…

UNESCO gibi bir kuruluş İŞİD’i ne kabul ederek bir kınama yapıyor?

İŞİD terörist, İŞİD kafa kesiyor, İŞİD herkesin gözü önünde insanları kurşuna diziyor…

Ama UNESCO diyor ki ” Çok ayıp İŞİD, çok ayıp, neden müzedeki eserleri tahrip ediyorsun, hiç yakıştıramadım sana ” …

Yani şimdi siz söyleyin …

Gülmek mi lazım, ağlamak mı …

***
Bugünlükte bu kadar, sevgiyle kalın …

Sevgiler & Saygılar