Dün ara ara bahsettim, ekrandan çektiğim fotoğrafları paylaştım.

Pınar ile İŞ Bankasının Eminönü’ndeki Çanakkale Sergisine gitmiştik bir kaç hafta önce, inanılmazdı, bir çok şey okumuş ve videolar seyretmiştik.

Orada Anzak Askerleri ile Türk askerlerinin bir sigara paylaşımı var, onu okumuştum, şaşırmıştım.

GALLİPOLİ dizisinde bu sahne de var. Birbirleriyle savaş arasında yapmış oldukları sohbetler, oyunlar.

Dizi o kadar objektif çekilmiş ki, zannedersiniz bir Türk çekmiş. İngiliz komutanların Mustafa Kemal Atatürk’ten bir bahsedişleri var ki, gurur duyarsınız.

Başarısız bir kara hareketinden sonra Komutan Ian Hamilton Atatürk için şöyle diyor ” O orada olmasaydı, ah o orada olmasaydı …”

Bir çok noktasında duygusal anlar yaşıyorsunuz. Savaş sahneleri, barış sahneleri ve ölüleri karşılıklı cepheden taşıma sahneleri …

Özetle, mutlaka seyretmelisiniz diyorum. İnanın bana biz çekmeye kalksak bu kadar para harcasak ta bu kadar güzel çekemezdik.

***
Bizim kuşak ve eskiler iyi bilir, yani bugün 50 li yaş grubunda olan arkadaşlarımdan bahsediyorum.

Bizim zamanımızda Liseler Edebiyat ve Fen diye ayrılırdı, FEN dedin mi Matematik – Fizik – Kimya – Biyoloji gibi dersler ağırlıklı olur, sonraki üniversite sınavları da bu seçimde etkili olurdu.

Sonuçta Bilimde ilerlemek için bu dallarda iyi öğrenciler yetiştirmek gerekir.

Sistemler değişir ama BİLİM gerçeği değişmez, siz ne kadar sistemle oynarsanız oynayın, BİLİM adamı bu dallarda okuyan öğrenciler arasından çıkar.

Hürriyet Gazetesi yazarı Taha Akyol’a YÖK bilgileri aktarılmış, bakın o bilgilere göre 2010 – 2014 yılları arasında, yani geçtiğimiz 5 sene içinde Türkiye’de BİLİM asına neler olmuş …

– BİYOLOJİ okuyan öğrenci sayısı 7.000 den 1.242 ye
– FİZİK okuyan öğrenci sayısı 3.000 dene 447 ye
– KİMYA okuyan öğrenci sayısı 7.000 den 1366 ya
– MATEMATİK okuyan öğrenci sayısı 9.000 den 4.547 ye düşmüş.

Peki ne artmış?

Tahmin ettiğiniz gibi İMAM HATİPLERDE okuyan öğrenci sayısı.

Yani artık gençler TEMEL BİLİMLERden vazgeçmiş, iktidara uygun eğitim ile iş bulmaya çalışıyor.

Eğitim sistemimizin bu haline bakınca, Türkiye’de BİLİM nereye koşuyor diye bir soru sorulsa herhalde kimse çıkıp yanıt veremeyecektir.

***
Dünya çapında HUKUKUN üstünlüğünü savunan DÜNYA ADALET PROJESİ 102 ülkeyi değerlendirmiş.

Mesela şunlara bakmış…

– Yasaların kamuya açık olması ve erişilebilmesi
– Bilgi edinme hakkı
– Sivil katılım
– Şikayet mekanizmalarının çalışması
– Örgütlenme
– İfade özgürlüğü

Sonuç pek Sayın Arınç’ın dediği gibi çıkmamış, hani demişti ya ” BATI için üzülüyorum, bizim kadar özgür değiller ” diye.

Türkiye ADALET PROJESİ kapsamında 102 ülke içinde 82. olmuş.

Şaşırdık mı?

Peki ilk BEŞ kim, sırasıyla İsveç, Danimarka, Hollanda, Kanada, İngiltere.

Yani Sayın Arınç’ın o çok üzüldüğü BATI. Ne kadar ileri görüşlü siyasetçilere sahibiz maşallah.

***
Rize’nin beyaz çayı.

Benim gibi bir çok kişi bunu YENİ öğreniyoruz, daha önce bilenler biliyordur mutlaka.

Şaka gibi ama kilosu 4.000 TL imiş …Adı da ” İmparatorların Çayı “.

Güzel, peki neden düştü bu Beyaz Çay gündeme? Düne kadar bilmiyorduk ta bugün nasıl oldu da bir günde Türkiye’de herkes hem Beyaz Çayı, hem de kilosunun 4.000 TL olduğunu öğrendi.

Tabi ki mütevazi Saray mutfağından, çünkü SARAY’da bol bol Beyaz Çay, pardon AK-ÇAY içiliyormuş.

Şimdi bu ülke bir AK-ÇAY patlaması yaşar, ne kadar iş adamımız, yandaşımız varsa bu Ak-Çay’a hücum eder.

Merak ettim, bu Ak-Çay’ın satışlarının arkasında kim var? Hangi şirket üretiyor? Ve bu haberden önce ne kadar satıyorlardı, şimdi ne kadar satıyorlar.

***
Grup YORUM.

Siyasi müzik yapar, yıllardır çizgisini hiç bozmadı, seveni de var, sevmeyeni de, ama nihayetinde bir MÜZİK grubu.

Yani ellerinde müzik aletleri ile çıkarlar şarkı söylerler, yüzleri kapalı değil, ellerinde de molotof kokteyli falan yok, hatta bildiğim kadarıyla sapanları bile yok.

Tam 30 yıllık bir grup ve doğal olarak 30. yıllarında sahne alıp, şarkı söylemek istiyorlar.

Ama ne mümkün.

Türkiye’nin stadyumları MADONNA’ya açık ama GRUP YORUM’a kapalı.

Hiç fark etmez onlar için, sokakta da söylerler.

Ama bu ayıp Türkiye’nin ayıbıdır, Grup Yorum’un değil …

***
Ben Sayın Cumhurbaşkanımızın bu İran Gezisinde neden bu kadar ısrar ettiğini anlayabilmiş değilim.

Hem o ülke için ağzına geleni söyle, senin elçini çağırsınlar bir de NOTA versinler, sonra da bizim açımızdan değişen bir şey yok, ben gideceğim diye ısrar et.

Bu nasıl bir mantık anlamıyorum, bunun içinde bir başka şey var ama ne olduğunu henüz kimse anlayamadı.

Ben bunu biraz Mavi Marmara’ya benzettim, hani zorla mı gideceğiz adamların ülkesine, bir şey olmasını, bir GÜNDEM yaratacak hadise olmasını mı bekliyoruz, anlamadım.

***
Muğla’nın CHP’li belediye Başkanı bakmış herkesin Mercedes’i var, benim neyim eksik deyip o da bir Mercedes almış kendine.

Yakışır…

Madem aldın, adam gibi arksında dur, aldım ama siz bunu iki üç gün sonra unutursunuz ben de bir iki gün sıkılırım, sonra keyfime devam ederim de.

Ne o öyle medyaya yansıyınca, bankadan promosyon aldık falan demeler.

Ama olmaz, AKP kendi içinde sorunlar yaşayıp, oldukça sıkıntılı anlar yaşarken, ille birileri gündemi değiştirip AKP’yi bu dertten kurtaracak.

Bu sefer bu görev Muğla CHP Belediye Başkanının oldu.

Tebrikler Başkan, eminim AKP’li bir çok kişi sizin bu Mercedes’i ayakta alkışlıyordur. CHP’ye ve bu halka bundan daha büyük bir kötülük edemezdiniz.

***
12 yıllık sevgililik …

Sonra evlilik.

Sonra bir bebek, 15 aylık.

Ve 2 yıl sonra boşanma.

Şarkıcı Teoman ile Fotoğrafçı Ayşe kaya, 14 senesini böyle bitirmişler, hem de 15 aylık bir bebek varken.

Hakim sormuş Teoman’a, ” Neden boşanmak istiyorsun ”

” Şiddetli geçimsizlik ” demiş Teoman….

Ne diyelim, herkes için hayırlısı olsun.

***
Bugünlük bu kadar, ilgiyle okuduğunuz, paylaştığınız, yorumladığınız için hepinize şimdiden teşekkürler, hepimize sağlıklı ve keyifli bir gün olsun.

Sevgiler & Saygılar