Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde and içer :

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla,

– Devletin varlığı ve bağımsızlığını,
– Vatanın ve Milletin bölünmez bütünlüğünü,
– Milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma,
– Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma,
– Milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma,
– Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma

büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

***
Gelelim bize…

Aynı günde iki konuşma birden, önce Türkiye Adalet Akademisi ardından Anayasa Mahkemesi yeni üyesinin yemin töreninde …

Artık bugün AKP’lilerin bile ” Yolsuzluk yapılmış olsa bile buna AKP’liler inanmaz ” dedikleri 17 – 25 Aralık operasyonuna ilişkin ” Adaletin bu mu Dünya ” sorusunu soran Sayın Cumhurbaşkanını dinlemeye gelen Savcı, Hakim adayları için bir sorum olacak…

Acaba o Savcı ve Hakimlerden kaç tanesi TAPELERİ dinlemiştir sizce?

Ya da sorumu bir başka şekilde sorayım.

Acaba o Savcı ve Hakimlerin içinde o tapeleri hiç dinlememiş olan var mıdır?

Bakın inanmıştır veya inanmamıştır demiyorum, dinleyip, dinlemediklerini soruyorum.

O tapelere MONTAJ bunlar MONTAJJJJ diyenlerin, daha sonra ” Bizi kriptolu telefonlarımızdan bile dinlemişler ” deyip TÜBİTAK’ın yarısını yargıladıklarını da göz önüne alırsanız.

O tapelerde yer alan, baskın yapan, karar veren neredeyse tüm Savcı, Hakim, Polis, Emniyet Müdürünü ya görevden alan, ya süren bir zihniyet olduğunu gördüyseniz.

Ve o tapelerde yer alan insanların HİÇ BİRİSİNE bugün eğer HİÇ BİR ŞEY olmamış ve hala pişkin, pişkin SERBEST olarak ortalıkta dolaşıyorlarsa..

Ve bir de üstüne üstlük yakalanan paraları faizleriyle birlikte iade etmişsek …

Ben de Sayın Cumhurbaşkanına yüzde yüz katılıyorum …

” ADALETİN bumu DÜNYA “….

***
Mısır ile ilişkilerimiz iyi değil.

Sisi’den sonra da hiç iyi olmadı zaten, halbuki Türkiye’nin Mısır’da çok ciddi yatırımları var, büyük sıkıntıdalar.

Bir ülke ile iyi olmayabilirsin, sorun değil.

Ama onun aleyhine de çalışmamalısın.

Biz senelerce Danimarka’yı, Almanya’yı, İsveç’i PKK yayını yapıyorlar diye eleştirmedik mi, onlara engel olunması için elimizden geleni yapmadık mı? Yeri geldiğinde bu ülkeler ile neredeyse bağlarımızı koparma noktasına geldik.

Türkiye şu anda Mısır’daki Sisi’ye karşı TV yayını yapan bir ülke konumunda.

Dört tane TV, hepsi Basın Express yolunda, Hürriyet gitmiş, yerlerini ziyaret etmiş, fotoğraflarını koymuş manşete.

İddia edilen ” Mısır’a yayın yaparak halkı şiddete yönlendirdiği “.

Dışişleri açıklama yapmış ” Bize kimse şikayet etmedi, o yüzden bir şey yapmadık, şikayet olursa araştırma yaparız. ”

Eh adı ” RABİA Medya Center ” olan bir medyayı da herhalde kapattırmak RABIA hareketine ayıp olur.

***
Merkez Bankası ile Cumhurbaşkanı kavga ediyor.

Sıkıntısını şirketler yaşıyor, dün yazmıştım DOLAR borcu olan şirketlerin durumu çok daha ciddi sıkıntılara doğru gidiyor. Dolar yükseldikçe borçlar katlanarak artıyor, Türk Lirası değer kaybediyor.

Sayın Cumhurbaşkanı ” Faiz, enflosyana bağlı değildir, Enflasyon yüzünden faiz artıyor, sen faizi düşür, enflasyon da düşer ” diyor .

Diyor demesine de …

Sayın Cumhurbaşkanımızdan başka – AKP Bakan, Milletvekili, Yandaş Medya – saymıyorum, o cenabın dışında BİR TEK Ekonomist, İktisatçı çıkıp EVET valla doğru söylüyor demiyor.

Dün Merkez Bankası Başkanı hala ” Faiz kararımız enflasyona bağlıdır, enflasyon düşerse faizi indirmeyi düşünürüz ” diyor.

Yani tam Vatan Hainliği….

Bugün mutlaka bir açılış, bir davet vardır, Sayın Cumhurbaşkanımız acilen bu demeci değerlendirmeli ve Merkez Banksı Başkanına gereken yanıtı vermelidir.

Kim bilir diyorum acaba Erdem Başçı’nın da mı kaseti vardır nedir. Hani ayrılan TÜSİAD Başkanı ” Ben paralel bir yapı falan görmüyorum ” deyince yanıtı yapıştırmıştı ya..

” Onun da bir kaseti var demek ki ” diye ….

***
Cumhuriyet Charlie Hebdo ile yüzleşiyor herhalde..

Arka arkaya Gazeteci kıyımı devam ediyor.

Geçenlerde gazeteci Utku Çakırözer’i Genel Yayın Yönetmenliğinden aldıktan sonra bugün de Köşe Yazarı Işın Kansu’nun da yazılarına son verilmiş.

İkisinin ortak noktası, Charlie Hebdo konusunda çekimser kaldıkları, hatta çok onay vermedikleri.

Vermek zorundalar mıydı?

Sen eğer demokratik bir gazeteysen, her türlü görüşe saygı duyacaksın, düne kadar senin için onlarca yazı yazmış gazetecileri, genel bir görüş ayrılığından dolayı değil, BİR konu üzerinde farklı yazdığı için işten çıkartır veya yazılarına son verirsen, herkes senin demokratikliğinden şüphe duyar.

Ben hiç doğru bulmadım…bunu da alenen beyan ediyorum sevgili CUMHURİYET.

***
Artık FUTBOL ile eskisi kadar ilgili değiliz.

Yine taraftarız ama kimse eskisi kadar maça gitmiyor, kimse oturup eskisi kadar takımı ile ilgili bir şeyler paylaşmıyor, paylaşanlar da ilgi azalınca devam etmiyorlar.

Çünkü futbolu futbol olmaktan çıkardılar, keyif alınmıyor, futbol siyaset oldu. Siyasi kararları futbolu mahvetti.

Şimdi kurtarmaya çabalıyorlar, 14 yabancı, istersen 11 ini de oynat, şu bu …

Futbolun değeri düşüyor, çünkü SPOR dan uzaklaştı…

Bir de Amerika’ya bakalım, geçen akşam SUPER BOWL finali oynandı.

1 gecede tam 20 MİLYAR DOLARLIK ekonomik etki yaratmış final…

Biletler 19.000 Dolar’dan alıcı bulmuş.

Düşünebiliyor musunuz?

Şimdi mesela bazı arkadaşlarım diyebilir, ne demek bu, yani nasıl bir ekonomi yaratıyor, bu 20 milyar Doları kim nereye nasıl harcamış, nasıl hesaplanmış?

Finali sahada değil, evinde veya cafede veya barda veya her hangi bir yerde tam 110 milyon kişi izlemiş.

Evinde toplanıp bu maçı izleyen insanlar, tam 1,2 milyar ADET tavuk kanadı tüketmiş, 12,5 milyon adet Pizza satılmış. Alkolü , kolası, satılan kıyafetleri siz hesaba katın….

Müthiş değil mi :)))

***
En çok üzüldüğüm ölümler affedersiniz APTAL ölümler..

21. yüzyıla gelmişiz, artık Türkiye’nin her yerinde televizyon naklen yayın yapıyor, radyolarda bas bas bağırıyorlar.

LODOS varken sobanızı söndürmeden yatmayın diye..

Ama neden bilmiyorum, dikkate alınmıyor, dün yine 6 çocuk ölmüş.

Hepsi aynı neden..

SOBAdan sızan karbonmonoksit gazı zehirlenmesi …

Yani bu çocukların günahı ne bilmiyorum ki, nasıl bu kadar duyarsız kalıyoruz, her sene onlarca çocuk, genç, insan ölmek zorunda mı?

Çok üzücü gerçekten çok …

***
Bugünlükte bu kadar …

Bu akşam Zambiya’ya gidiyorum, Pazartesi gününe kadar yokum, yani bir 5 6 gün rahatsınız :)) Oradan da paylaşımlar yaparım da, hani oturup böyle yazabilmem zor oluyor.

Döndükten sonra Günaydın Arkadaşlarım’da buluşmak üzere, herkese çok güzel bir gün diliyorum.

Sevgiler & Saygılar