Çok sevdiğim bir arkadaşım var, bir çoğunuz da tanıyorsunuz onu, Ayşe Gülbin Aksoy.

Yaklaşık 12 13 senedir birbirimiz tanırız, hayatını büyük bir keyifle yaşamaya çalışan, her zaman pozitif, her zaman olumlu, hayatını bir taraftan da çocuklarını İYİ yetiştirmeye adamış bir Annedir Gülbin.

Sosyal olaylara da son derece duyarlıdır.

Geçenlerde bir tiyatro oyununda hayatında ilk defa sahneye çıktı, ben gidemedim ama ortak arkadaşlarımızın çoğu oradaydı.

Ama bu oyun öyle bildiğimiz bir oyun değildi.

Türkiye Kanserle Savaş Vakfı tarafından ERKEN TEŞHİS’i anımsatmak için hazırlanmış, Beşiktaş Belediyesi ve Tiyatro Hayat işbirliğinde kanser hastalarıyla gerçekleştirilen bir oyundu.

Oynayanların çoğu Kanser veya kanser yakınıydı, sevgili arkadaşım Gülbin’de bu oyunda Sosyal Sorumluluk anlayışı ile yer aldı.

Hem kendisini ve rol alan bütün arkadaşlarını, hem bunu düşünenleri, hem Kanser Vakfını, hem de böyle bir oyunu sergilemeye destek olan Beşiktaş Belediyesini tebrik ederim.

Böyle güzel insanların olduğunu bilmek, insanın umutlarının devam etmesini sağlıyor.

Gülbin’ciğim, her zamanki gibi harikasın, yalnız aldığım eleştiri ve haberlere göre sen şu TİYATRO işini bence ciddi ciddi düşünmelisin smile emoticon

***
Bizim kuşağa – 80 öncesini Üniversitede yaşayan – ne isim koydular açıkçası bilmiyorum, ama şimdi artık kuşakların hepsinin bir ismi var.

Mesela X kuşağı var; Biz biraz bu kuşağa giriyoruz sanırım, hani siyah -beyaz televizyonlarla büyüyen, bilgisayarı 80 lerden sonra öğrenen, interneti 95 li yıllarda gören bir kuşak…

Sonra yeni bir kuşak geliyor, onun adına da Y Kuşağı demişler; 80 li yılların çocukları, bize göre daha teknolojik, daha özgür, daha farklı bakış açılarına sahip bir kuşak.

Şimdi bir de yeni bir kuşak çıkmış, adına da Z kuşağı diyorlar; bunlar da 95 sonrası doğanlar. Hani doğdukları andan itibaren internet, sosyal medya, ve bugünkü teknolojiyi daha bebekken elde eden ve kullanan bir kuşak.

X; Y ve Z kuşakları derken, teknoloji artık öyle bir boyuta doğru gidiyor ki, neredeyse Beynimizi çalıştırmaya gerek kalmayacak.

Bu yeni kuşağın en büyük sorunu bence OKUMAK, okumuyorlar, her şeyi sosyal medyadan takip ediyorlar, gazete ve kitap okumak, satın almak gibi bir alışkanlıkları yok. Uzun yazılardan sıkılıyorlar, uzun sohbetlerden de.

Ellerinde ne var, ne yok, hepsini teknolojiye harcıyorlar, sohbetleri kısa ve öz, birbirleriyle teknoloji ile konuşuyorlar, oyun oynamak onlar için makinede karşılıklı bir şeyler yapmak, SOKAK diye bir tanım pek onlar için geçerli değil. Gerçi oynamak isteseler ortada sokakta kalmadı ya, orası da ayrı bir hikaye …

Bizlerin artık ergen, yetişkin çağında gördüğümüz bazı şeyleri onlar daha çocukken internette görebiliyorlar, porno ve şiddet, film, dizi, müzik senden benden iyi biliyorlar.

İyi mi, kötü mü bilemedim ama bunun sonu nereye doğru gidiyor, az çok onu biliyorum diye düşünüyorum..

Kitap, Gazete okumayan, Tiyatro seyretmeyen, her şeyi SOSYAL MEDYA üzerinden takip eden bir topluma doğru gidiyoruz …

Bir gün hani olmaz da, Facebook / Twitter / Instagram ve benzeri sohbet siteleri olmazsa, bu kuşağın ne yapabileceğini düşünüyorum, nasıl yaşayacaklar smile emoticon

***
Porfirira ..

Duymuşmuydunuz ? Ne olduğunu bilenler mutlaka vardır, ben bilmiyordum.

Porfirira, VAMPİR hastalığıymış, daha doğru ifade etmek gerekirse, Vampir efsanesi bu hastalık yüzünden türemiş deniyor.

Tıbbi tanımı çok anlaşılır değil de, kısacası bu hastalığa yakalanan insanlar da KAN İÇME belirtileri görülüyormuş ve eğer kan içmezlerse ciltte bozukluklar, karın ağrısı falan gibi etkiler görülüyormuş.

Şimdi ne alaka, yeni bir dizi den mi bahsedeceksin, durup dururken nereden çıktı bu haber diye düşünebilirsiniz :))

Yok Türkiye’de yapılan araştırmalarda ve kayıtlarda en az 1000 tane Porifirira hastası varmış, yani en az 1000 tane vampirimiz var.

Aman dikkat diyelim smile emoticon

***
Kadın konusunda yazıp çiziyoruz.

Bakmayın iktidar ve çevresi her ne kadar KADINA karşı bu kadar yanlı ve haksız davransa da, Türkiye’de çok ciddi bir şekilde KADININ iş hayatına etkisi var..

Mesela bakın …

– TÜSİAD Genel Başkanı … Cansen Başaran Symes … Bir KADIN, binlerce erkek sanayici, iş adamı, işverenlerin başı ..
– General Electric Türkiye Genel Müdürü …. Canan Özsoy … Bir KADIN, binlerce yöneticinin, mühendisin çalıştığı bir şirketin başı ..
– Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı … Hanzade Doğan .. Bir KADIN… Yüzlerce şirketin başında, karar verici bir noktada …
– CitiBank CEO’su … Serra Akçaoğlu .. Bir KADIN… Binlerce insan çalışıyor altında..
– Coca-Cola Bölüm Başkanı … Galya Frayman … Bir KADIN … Onbinlerce çalışan var onun için…

Daha bunun gibi Gülsüm Azeri ( Petrol Ofisi CEO ), Esin mete ( Tekfen Holding CEO ), Güler Sabancı ( Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı ), Ümit Boyner, Leyla Alaton, ve daha niceleri …

Bu kadınlardan bazıları yan yana gelip BABA BENİ OKULA GÖNDER kampanyasına imza atmışlar, yine GİRİŞİMCİ kadınlara destekler vermişler.

Özetle diyorlar ki ” Kadının bugün istihdama katkısı %29 ve eğer sadece KADININ istihdama katkısını %5 arttırabilsek, Türkiye ekonomisine sağlayacağı fayda ve büyümeye etkisi %15 artacak. ”

Tebrik ederim bu kadınları, verdikleri çabaları, yaptıkları ve yapacakları katkıları, kampanyaları…

Kadının bir hiç sayıldığı HÜKÜMET politikasına karşı bu mücadele hiçte kolay değil…

Umarım yılmadan devam ederler smile emoticon

***
Erdal Eren’i bir bölümümüz hiç unutmaz…

Hani 12 Eylül döneminde yaşı İDAMA tutmuyor deyip, mahkeme kararıyla yaşını büyütüp astığımız genç.

Annesi Şadan Eren dün vefat etmiş, tam 76 yaşındaydı…

13 Aralık 1980 de idam edilen oğlunu hiç unutmadı, mücadelesini de verdi ama buraya kadarmış işte …

Şimdi bu hasret sona erdi, oğluna kavuştu Şadan teyzemiz..

Nur içinde yatsın, bizden de Erdal’a selam götürsün …

***
Bugün siyasi yazmadım, elimden geldiği kadar diğer haberlere dokundum, gülümseyerek yazdım, sizler de gülümseyerek okuyun dedim.

Arada bazen siyaseti unutmak lazım galiba…

Herkese çok keyifli bir gün diliyorum.

Sevgiler & Saygılar