Tarih 15 Eylül 2014.

Sayın Bülent Arınç, yeni Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bakanlar kurulu sonrasında hükümet sözcüsü olarak aldıkları kararı medyaya anlatıyor ve diyor ki ….

” Başbakanımız talimat verdi. TORBA kanun olarak nitelendirilen çok maddeli yasaları artık MECLİSE getirmeyeceğiz. Haklılık payı da olsa, TORBA gibi bir lafı yasama kültüründen çıkartacağız. Kanunlar uzun çalışmaların sonucunda en iyi şekilde çıkarılmalıdır. Bundan sonra bu kadar maddeli bir tasarı görmeyeceksiniz. ”

Tarih 27 Mart 2015.

Yani yaklaşık 6 ay sonra, dün bir değil, iki TORBA yasa birden kabul edildi, içinde ne ararsan var. Ama en önemlisi, GEÇİCİ olarak oraya oturan yeni İçişleri Bakanımızın eklediği madde.

Cumhurbaşkanına ÖRTÜLÜ ÖDENEK kullanma yetkisi.

Dün yazmıştım, nedir bu Örtülü Ödenek diye. Hani kimsenin hesap soramadığı, nereye ve ne için harcadığını sadece Başbakanın bileceği bir ödenek.

Bütçesi ne, ne kadar paradan bahsediyoruz, bunu sadece Başbakan biliyor, şimdi aynı paradan Cumhurbaşkanı da kullanacak.

Nereye kullanacak benim gibi hiç kimse bilemiyor, çünkü yasal olarak da o paranın soruşturma izini yok. Yani bir para var ortada, bunu kullanıyorsun ama sana bu ülkede hiç ama hiç kimse NEDEN ve NEREYE ve NE KADAR sorusunu soramıyor.

Allah sonumuzu hayır etsin diyeyim….

***
Sayın Cumhurbaşkanı İRAN hakkında ağır konuşuyor, neredeyse kavga edecek, acayip sert sözler.

Sonra Cumhurbaşkanı sözcüsüne basın toplantısında soruyorlar.

” Cumhurbaşkanının 7 Nisan’da İran gezisi var, o iptal oldu mu? ”

Basın sözcüsü yanıt veriyor.

” Gezinin iptal olmasını gerektirecek bir durum yoktur, gezi yapılacaktır. ”

Yani bu nasıl bir politika?

Sen adamlara ağzına geleni söyleyeceksin, barbarlıkla suçlayacaksın, sonra domine etme gayretine tahammül etmek zor diyeceksin, sonra onlar da sana ” Stratejik hatalar ve mağrur politikalar ile bölgede onarılamaz hasarlara neden oluyorsunuz ” diyecekler..

Sonra Devlet töreni ile karşılanıp, çok güzel ilişkilerimiz var diyeceksin.

Bunu birisi anlatabilirse iyi olur, benim aklım durdu, bu nasıl bir Dış Politika?

Bir de Suudi Arabistan’ın can dostu Mısır – Sisi ile birlikte aynı görevde yer alacaksın, ama Sisi ile aynı safta durmayacaksın, bunu da anlamak mümkün değil sanırım.

***
Bazen yazılarımı seviyorum, geçen gün CHP çok güzel bir iş yaptı, ilk defa bir propagandası tuttu, Sayın Başbakan hemen atladı, ağzına doladı demiştim.

Bugün Ahmet Hakan köşesinde bir yazı yazmış, demiş ki ” CHP kedi olalı ilk defa bir fare tuttu, eğer Davutoğlu usta bir siyasetçi olsaydı görmezden gelirdi ve o kadar paramız mı var şeklinde anlaşılacak bir yaklaşımla gözleri Saray’a çevirtmezdi. ”

Sevdim kendimi, aferin Haluk dedim :)))

***
” Emir geldi, susuyorum. ” dedi..

Sustu da gerçekten …

Emir ile çalışan bir siyaset mekanizması. Birisi Belediye Başkanı, diğeri senelerin politikacısı.

Birisi Hükümet’te en güçlü adamlardan, AKP’nin sembol ismi, diğeri kavgacı, ağzı çok laf yapan, hakaret etmekten çekinmeyen birisi.

Sayın Arınç ” O adam ” diye konuşmaya devam ediyor, çünkü içine sindiremedi, sindiremeyecekte, çünkü onu ” O adam ” ile aynı kefeye koydular.

AKP bu seçimde birinci parti olarak çıkacak, bu kesin, eğer HDP barajı geçemezse ciddi bir milletvekili de çıkarabilir.

Ama AKP de seçim sonrası çok ciddi sorunlar ortaya çıkacaktır, ben buna eminim.

Sevgili dostum Nuri Şekerciler’in dediği gibi, seçimi kazanacaklar tamam ama ülkeyi yönetemeyecekler. Ve işte o çöküş ve ayrılıklar o zaman başlayacak.

Ben bu seçimlere kadar gel-git ler bekliyorum ama Büyük Usta bunları atlatmanın yollarını bulacaktır, bu konuda çok tecrübeli ama seçim sonuçlarından sonra çok ciddi değişimler de bekliyorum.

Özellikle AKP bu seçimden eskisi kadar başarılı bir sonuç çıkartamazsa, Cumhurbaşkanı bunun hesabını AKP’yi bugün yönetenlerden soracaktır ki, işte asıl tantana o zaman kopacaktır.

O zaman kılıçlar çekilecek, gerçek karşılıklı suçlamalar o zaman yapılacaktır. Bu seçimin mağlubiyeti veya istenen 400 milletvekilinin çıkartılamamasının ana nedeni o zaman tartışmaya açılacaktır.

***
13 yıldır TEK BAŞLARINA iktidardalar.

Hangi mecliste, hangi sistemde.

Türkiye Cumhuriyeti Parlamenter Sistemi ile … Yani bir Başbakanın ve ona bağlı Bakanlar Kurulu, onları denetleyen kurumlar, bağımsız yargı şu bu.

Düne kadar bu sistemi ön plana çıkartıyorlar ve KOALİSYON ların dünyayı ne hale getirdiğini anlatıyorlardı, inanın ellerinde olsa seçim barajını %25 yaparlardı, böylelikle de 550 milletvekili de onların olurdu.

Şimdi bu sistemi kötülüyorlar ” parlemetirimsi … ” bir şeymiş bugünkü.

Başkanlık sistemini öne çıkartmak için 13 yıldır görev yaptıkları ve MUAZZAM işler başardıklarını söyledikleri bu sistem şimdi TÜ – KAKA oldu.

Neden?

Çünkü sadece 1 – BİR – kişi, bütün Türkiye’yi TEK BAŞINA yönetmek istiyor, arksında da bir sürü insan bu kararını yerine getirmek için %60 gibi bir kitleyi durdurmaya, tanımamaya çalışıyor.

Bu nereye kadar gider, göreceğiz …

***
Ateşim yok ama boğazım kötü, gözlerim yaşarıyor, son derece halsiz bir durum.

Sanırım bu grip salgını beni de birazcık yakaladı, dün yokladı, bu sabah yoklamaya devam ediyor.

Aman dikkat edin gerçekten, yakaladı mı zor atlatıyorsunuz.

Herkese çok güzel ve keyifli ama SAĞLIK dolu bir hafta sonu dilerim.

Sevgiler & Saygılar