Beklenen oldu, ortalık süt liman, Cumhurbaşkanı, Hükümet, Çözüm Süreci, 10 madde, Arınç , Haysiyet, Ankara, Gökçek, İstifa, Parsel parsel Ankara satışı, 8 Haziranda açıklanacak 100 madde şu bu derken…

Sayın Başbakan 3 gün sonra ” AKP Disiplini çok kuvvetli bir partidir, her ikisi de yanlış yapmıştır ” deyip, her iki partili için Disiplin mekanizmasının çalıştırılmayacağını açıklayarak yüreklere sur serpti.

Yani, kaldığımız yere döndük. Ama haksızlık etmeyelim, eskilerden hani o tape yayınlanan geceleri anımsatan bir gece yaşadık yani, elimizde mısırlar, çekirdekler oturup televizyon karşısına yorumları izledik, güzel bir geceydi ama kısa sürdü smile emoticon

Sayın Arınç’ın bahsettikleri neydi, o 100 madde neydi, kimlerin canı yandı, nereler neler peşkeş çekildi, neler yaşandı..

Bunu PARTİSİ zarar göreceği için SEÇİMDEN önce açıklamayacakmış, yani TÜRKİYE veya bu olaylardan zarar gören İNSANLAR, KURUMLAR varsa bunun bir önemi yok, yeter ki PARTİ zarar görmesin.

İşlenen suçlar varsa bunların da önemi yok, işlenmeye seçime kadar devam edebilir, aman AKP’ye bir şey olmasın.

Kendisine ” Oraya yakışmıyorsun, Paralelcisin, istifa et derim ama sen istifa da etmezsin, seni o görevden almalılar ” diyen birisine de Parti içi DİSİPLİNİ çok ama çok kuvvetli olan AKP eyvallah dedi ya, gerisini siz düşünün artık.

Sayın Cumhurbaşkanımızın en çok sevdiği gazetecilerden birisi Akif Beki’dir, ben de hiç sevmem kendisini ama bugün yazısında öyle bir benzetme yapmış ki, aktarmadan geçemeyeceğim.

Akif Beki, Gökçek’i bayağı bir suçlamış sonra da yazısının sonuna aynen şöyle yazmış, bire bir aktarıyorum.

” Erdoğan’ın sözleri sistemi şikayet ediyordu, hükümeti değil. Arınç’ın çıkışı da o şikayetin hükümetin üstüne kalmasıydı, Erdoğan’a değil. Onlar bu hassas dengeyi, ne yaptıklarını, nereye dokunduklarını gayet iyi bilerek ipi geriyordu. Olup biteni anlamadan parmaklarını prize soktu Gökçek….. TECAVÜZ sahnesi çekiminde, film setine dalan MAHALLELİ gibi …”

Nasıl teşhis!! Tecavüz sahnesi çekiminde film setine dalan mahalleli…

Artık bu konuda yazmayacağım, siz de sıkıldınız, ben de, ORTA OYUNU oynanıyor, bize düşen rol de aptal aptal olan biteni seyretmek…

***
Komedi filmi gibi, okuyunca siz de güleceksiniz ama bu GERÇEK.

Yer : Etimesgut Yavuz Sultan Selim Camisi

Sabah namazı için caminin imamı biraz erken gidiyor camiye, bir bakıyor ki müezzin uyuyor, kaldırıyor tabi müezzini.

Müezzin de uyandıktan sonra hemen çıkıp ezan okuyacak ama imam diyor ki ” Uyuyordun, abdestin bozulmuştur, önce git abdestini al. ”

Bunun üzerine tartışma başlıyor, müezzin de artık nereden bulduysa, çekiyor silahını başlıyor imamı kovalamaya :))))

Ya anlatırken bile gülüyorum, sahneyi gözümün önüne getirdim de, neyse araya camiye gelen vatandaşlar giriyor da imam kurtuluyor, sonra mahkemelik oluyorlar.

Sonrasını bilmiyorum ne oluyor :)))))

***
Efsane dizi vardı, hani uyuşturucu üreticisi 50 yaşındaki Walter White – Breaking Bad. Dizi severler anımsayacaktır.

Sabah baktım hani biraz da tip olarak ona benzeyen bir adam, adı Doğan Alagöz müş.

Adamın hayatı neredeyse hapiste geçmiş, 20 yıl yatmış, sonra bir daha çıkmış, girmiş, şu bu, adamın suçu da Uyuşturucu üretmek. Yani bizim yerli Walter.

Adam Silivri Cezaevinden kaçmış iyi mi.

Kaçar, bugüne kadar kimler kaçmadı hapislerden, biz Prison Break’leri izlemiş bir toplumuz, severiz hapisten kaçma hikayelerini AMA bu abimizin de hikayesi resmen bir DİZİ film.

Adam Ağır Ceza mahkemesinden geliyor gibi FAX hazırlatmış ya, resmen EVRAK düzenlemiş yani, sonra bu evrakın üzerine bir telefon numarası koymuş. Evrağı alan memur da bu numarayı aramış, TAHLİYE emrini teyid etmiş ve bu evrağı Silivri’ye göndermiş.

Cezaevi de bakmış Tahliye emri, kimden Mahkemeden, salıvermişler adamı.

1 ay sonra tesadüfen bir Savcı evrakları incelerken burada bir gariplik var deyip araştırınca bu olay meydana çıkmış.

Nasıl, tam dizilik değil mi :))

***
Arda’yı tebrik ettim.

Futbolundan veya futbolculuğundan değil….. Onu zaten biliyoruz.

Kazandığı para ile yapacağı yatırımlardan da değil….. Ev alacakmış, simit sarayı açacakmış, helal olsun.

İleri düzeydeki EKONOMİ bilgisinden dolayı takdir ettim.

Verdiği röportajda sormuşlar, Türkiye’deki ekonomiyi nasıl buluyorsun diye de, o da iki kelime ile yanıt vermiş.

” Faizler düşmeli ” demiş ..

Budur işte, bundan sonra size de sorarlarsa Ekonomi ne, nasıl gidiyor diye, bu iki kelimeyi ettiniz mi tamamsınız.

” Faizler düşmeli “…

***
Yani bu ADALET veya bu SAVCILAR, HAKİMLER neye göre, nasıl karar veriyorlar anlamıyorum cidden.

Van’da hamile kadını hastaneye götürüyorlar, doğum yapacak.

Doğum sırasında söylemesi bile acı ama bebeğin kafası kopuyor. Hemen sezeryana alıyorlar, şu bu derken, bebek ölüyor tabi, anneyi zor kurtarıyorlar.

Aile doğal olarak bebeklerinin doğumunu gerçekleştiren Doktoru mahkemeye veriyor, suçlu mu değil mi, gerçekten bir hatası var mı, bu ölüme sebep olmuş olabilir mi…

Adli Tıp rapor yayınlıyor ve diyor ki ” OLAY normaldir, doğum yaptırırken bebeğin kafası kopabilir “, bunun üstüne savcılık mahkemeye bile gerek görmüyor, takipsizlik kararı ve olay kapanıyor.

Yani çok özür dilerim ama bir doğumda bebeğin kafasının kopmasının NORMAL olduğu, görüldüğü ADLİ TIP gibi bir yerden raporlanabilir mi? Siz daha önce hayatınızda böyle bir şey duydunuz mu?

Yazık, muhtemelen elinde avucunda bir şey olmayan bir aileye karşı, güçlü kuvvetli bir doktorun mücadelesi .. VE sonuç belli, GÜÇLÜ olan her zaman, her şekilde KAZANIR.

***
Bugüne son bir yorum ile noktayı koyacağım.

Biliyorsunuz eskiden ciddi bir futbol fanatiğiydim, objektif kalmaya da gayret etsem Galatasaray’lıyım, olaylara ne kadar tarafsız yaklaşabilirim bilmiyorum.

Ama ben artık bu EMRE’den ve onun gibi GERİLİM çıkartan insanlardan çok ama çok sıkıldım.

Her takımda var tamam ona benzeyenler ama onun gibisi HİÇ YOK.

Elimde bir istatistik yok, ama Galatasaray zamanından bugüne Emre’nin sicilini çıkartsınlar, bakın GS – FB diye ayırmıyorum, hele FB’i futbolcu diye hiç bahsetmiyorum.

Bir futbolcu bu kadar CEZA nasıl alabilir ve bu insana TÜRK MİLLİ TAKIM Kaptanlığı nasıl verilebilir?

Aldığı cezalara bakın, kırmızılara, maç yasaklarına..

%90 ı küfür, şiddet, ırkçılık, tekme, kavgadır….

Bir kere değil, beş kere değil, on kere değil…

Türk futbolu gelişecekse, önce kendi içinden bu tip futbolcuları temizlemeli.

DERBİ maçlarına rakip takımın seyircisi gidemiyor düşünebiliyor musunuz? Nedeni işte bu tip futbolcular ve bu futbolculara PAYE veren yönetimler, futbolcumuzun ARKASINDAYIZ mesajları.

Ben Fenerbahçeli, Beşiktaşlı, Trabzonlu arkadaşlarımla YAN YANA maç seyretmek istiyorum kardeşim, gol attığımızda onu sahada kızdırmak istiyorum, onunla birlikte o maçtan keyif almak istiyorum.

Bana bunu yaşatmayan insanlar YÖNETİCİLER ve FUTBOLCULAR.

NEFRET tohumu ektiler, şimdi biçiyorlar, yazıklar olsun.

***
Bugünlükte bu kadar, umarım keyifle okumuşsunuzdur, çok güzel bir gün olsun hepimize.

Sevgiler & Saygılar