Yeni yılın ilk saatleri…

Siyaset bizi yine hiç yanıltmıyor, yine kimi zaman gülerek, kimi zaman da hayretler içinde kalarak ama kesin olan çok hareketli ve bol demeçli bir yıl yaşayacağız.

Malum herkes takip etti, haberimiz Sağlık bakanının o muhteşem açıklamaları, hani kadının yeri iş hayatında kariyer değil, evde çocuk doğurarak kariyer yapmak falan dedi ya..

Şöyle düşündüm, sizlerin de mutlaka eklemeleri vardır, acaba hangi melek gruplarında kadınlar çalışıyor diye …

Şirketlerde işçi, yönetici, mühendis …
Bankalarda işçi, yönetici, finans uzmanı…
Hastanelerde işçi, hemşire, doktor, yönetici…
Orta-Küçük işletmelerde işçi, patron, PR cı, işe almacı …
Fabrikalarda işçi, yönetici..
Eğitimde öğretmen, müdür, öğretim görevlisi, dekan, rektör..
Kamuda işçi, memur, yönetici..
Medyada işçi, memur, haberci, muhabir, spiker, yönetici..
Kreşlerde öğretmen, pedagog, yönetici, sahip …

Yani aslında hemen hemen her sektörde kadın çalışıyor…

Peki mesela Hastanelerde kadın DOKTOR olmasa ne olur, öyle ya, en meşakkatli mesleklerden birisi, yıllarca okuduktan, staj yaptıktan sonra bir noktaya gelebilen, kariyer yolu en zorlu olan mesleklerden birisi Doktorluk…

Hastanelerde çalışan tüm personel ERKEK olsa…

Bugün bunu söyleyen zihniyet, hem de 3 5 çocuk yapmayı destekleyen bu zihniyet eşini ERKEK bir Doğum Uzmanına götürecek mi? Muayene ettirecek mi acaba?

Hani o – isterse giysin tabi de – kara çarşafı içinde olan karısını getirdiğinde hemşiresi Erkek, doktoru Erkek olan bir hastanede doğum yaptıracak mı?

Hani siyasi olarak demeçler verenlerin, kadının çalışmasına karşı olanların ( kendi hanımları ve kızları nedense konu dışı, onlar çalışabilir ) bunu bize açıklamaları gerek.

Kim bilir öyle güzel açıklarlar ki gerçekten kadınlarımız ” Ohh valla bu hayat ne güzelmiş, ben artık çalışmıyorum, çalışsın erkekler bize baksınlar, biz de evde çocuk doğuralım ” diyebilir …

***
Sibel Üresin’i tanıyorsunuz, hani eşine en yakın arkadaşını ayarladığını ama eşinin istemediğini söyleyen Belediyelerin vaz geçemediği müthiş danışman.

Dün televizyonda dedi ki ” Kadının fıtratında çok eşlilik var. ”

Nasıl yani demeyin, hani bunu bir erkek söylese diyeceğim ki adamın kafası fantezi dolu, kadınların kafasının hep çok eşliliğe çalıştığını var sayıyor, bu fikirle heyecanlanıyor …

Ama bunu bir Danışman söyleyince dikkate almak lazım…

Ne de olsa kadınları bizden daha iyi tanıyor, konuşuyor, anlatıyor, dinliyor..

Ben şahsen bu sene Sibel Hanım’ı çok daha dikkatlice dinlemeye devam edeceğim, onun kadın fıtratı ile ilgili fikirlerinden çok daha fazla faydalanacağım, kim bilir belki de doğruyu söylüyordur…

***
TÜSİAD komedisi sürüyor…

Gerçekten komedi ama öyle böyle değil.

TÜSİAD Başkanı hani dedi ya bizim muhatabımız Cumhurbaşkanı değil, Başbakandır diye.

Vay, sen beni muhatap almıyorsun ha deyip Cumhurbaşkanı küstü, one minute, one minute dedi ve bir daha da TüSİAD’ın hiç bir toplantısına gelmem dedi.

Hadi tamam, o kızdı, beni muhatap almayanı ben de almam dedi, yine azıcık bir tutar tarafı var.

Sayın başbakan da çıktı dedi ki, o zaman ben de gelmem…

Ya TÜSİAD seni muhatap alıyor, sen gel… Yok gelmem…Neden?

Nedeni bilinmiyor gibi duruyor değil mi?

Hayır, nedenleri bu değil, nedeni çok belli…

Nedeni, Haluk Başkanın ” Biz ortada Paralel bir yapılanma görmüyoruz ” demesi.

Yaptıkları her şeyi ama her şeyi, yeni yıl mesajını bile PARALEL yapı üzerine kuran bir iktidarın, biz böyle bir şey görmüyoruz demesini asla kabul etmezler, etmediler, etmeyecekler..

Haluk Başkana güle güle diyelim, çünkü kalamaz, görevini yapmak istese de yapamaz, onun da devri kapanmıştır, yenisi gelsin ….

***
Normalde spor sayfaları günlük gazetelerin son sayfalarında olur..

Bazen de birinci sayfaya oturur, mesela bugün olduğu gibi..

Bir amatör küme maçı…Eyüp Karadolap – Zeytinburnu maçı … Normalde oynandığında kimsenin ruhu bile duymaz…

Şimdi bütün Türkiye duydu, çünkü maç öncesi, sırası ve sonrasında maçtan başka her şey var..

Pompalı tüfekle ateş açma..
Futbolculara muşta ile saldırma..
Kuru sıkı tabancalarla havaya ateş açma ..

Maşallah futbol stadı değil, Teksas ….

Yine de maç oynanıyor ve bitiyor, bu hakemi de tebrik etmek lazım cidden, ne olursa olsun futbolu saha içinde tutmuş.

Ne diyelim, Allah aklımızı başımıza devşirsin …

***
Son haber ise ŞİŞLİ CHP rezaleti….

Yani buna rezalet bile denmez, yüz karası olaylar…

Sabah Sayın İnönü’nün Savcıya verdiği ifadeyi okudum da, yani doğruysa tabi şok geçirdim.

Olayı CHP’ye bağlamak istemiyorum, çünkü gördüğüm kadarıyla olayın CHP ile ilgisi yok, ortada büyük ama çok büyük bir RANT ve YETKİ var, bunu kullanmak veya kullandırtmamak için verilen bir kişisel savaş var…

Ama olayı okuyan, duyanların bu kavga içindeki hareketlerini okuyunca iyi ki bu insanlara biz Türkiye’yi emanet etmemişiz demeleri de normal..

Bir Şişli Belediye Başkanlığı için bunları göze alan kişilerin yarın Türkiye’de neler yapacağını düşünmek bile istemiyorum. İşte bu noktada olay CHP’ye kitleniyor maalesef.

Seçtiğiniz insanları iyi inceleyin… Hiç bir şey yapamıyorsanız biraz Amerikan Dizileri seyredin, bakın orada o dizilerde bir ADAY, bir konuma ADAY olarak gösterilmeden önce nasıl bir inceleme yapılıyor.

CHP önce bunu öğrensin, temiz insanları da yok etmesin ..

***
Hepinize tekrar çok güzel bir yıl diliyorum.

Bugün benim gibi çalışan arkadaşlarıma keyifli bir Cuma olsun diyorum, çalışmayan arkadaşlarıma da güzel bir dinlence günü olsun diyorum.

Sevgiyle ve umutla başlayan bir yeni yıl olsun …

Sevgiler & Saygılar