Demokratik, özgür, çağdaş ve medeni bir ülkeden döndükten hemen sonra ülke gündemini okumak ve yazı yazmak işin en zor taraflarından biri.

Bir kaç günde olsa orada yaşıyorsunuz, yaşama bakıyorsunuz, insanlara, çevreye, topluma ve sonra ülkenize dönüyorsunuz, geldiğinizde manzara şu …

8 tane Hayvan bile diyemeyeceğim iki ayaklılar henüz 15 yaşında olan bir genç kıza tecavüz ediyorlar. Yakalanıyorlar, polis gözaltına alıyor, tutukluyor.

Sonra Mahkeme başlıyor ve bu SEKİZ kişi Mahkeme ” küçük kızın gönül rızası ile ilişkisi var ” diyerek, sanıkların savunmasını kabul ediyor ve sanıkların TÜMÜ beraat ediyor.

Şimdi bu sekiz kişinin yaptığına mı yanarsınız, küçücük kızın geçirdiği travmalar ile bu ülkede hayatına devam ettiğine mi yanarsınız yoksa bu ülkede böyle bir adalet sağlayan mahkeme ve o mahkemelerin yargıçlarının nasıl bir vicdan sahibi olduklarına mı ..

Beğen, beğen al …

***
” ABD eninde sonunda Esad’la müzakere etmek zorunda kalacak. ”

Bu sözler ABD Dışişleri Bakanına ait.

Hani güya Türkiye’yi dinleyerek Suriye’de Esad’ı devirmek üzere birlikte hareket ediyoruz dediğimiz ABD diyor bunu, gözüken o ki, Türkiye bu konuda yalnız kalacak.

Sadece Esad’ı devirmek için İŞİD gibi bir terörist grup yaratanlar bugün oturup çevresine baksın bakalım. Suriye Muhalif gruplarına yardım ediyoruz diye gönderilen TIR’ların bir gün nereye hizmet ettiği ortaya çıkacak.

Kardeşim Esad’dan, Düşmanım Esad’a dönen politikalar, maalesef bugün Türkiye’nin bu konuda ne kadar yanlış politika izlediğini ve tamamen kişisel politikalar ile Türkiye’yi nasıl bir noktaya getirdiğini hepimiz görüyoruz.

Sırf o gitsin diye yapılan askeri yardımlar, asker eğitimler şunlar bunlar olurken Sayın Başbakanımız gerçeği geçen gün gözlerimizin önüne sermedi mi?

” Suriye ile olan sınırımızın %60’ı İŞİD kontrolunda ” demedi mi …

Bence çok iyimser bir bakış açısı, Güney sınırlarımızın bir kısmı PKK’da, bir kısmı İŞİD’de, artık hangi terör örgütünü istersen o örgüt, Türkiye’nin sınır komşusu oldu. Yakında elçiliklerini de açarlar ülkemizde …

***
PKK demişken ….

Gerçi artık adına PKK veya Terör Örgütü falan da demiyoruz.

Kardeş partimiz oldu, bugün okuyacaksınız gazetelerde, Terörist başının istediği 5 MAHKUM, sekreterya olarak İmralı’ya nakledilmiş.

Yani ekibini kuruyor, istediği mahkumlar da geldi, artık ne yapılıyor kimse bilmiyor, ne yapacaklar onu da bilmiyoruz.

Gerçi KÜRT Sorunu da yokmuş ya artık, her şey tatlıya bağlandı, Sayın Fidan’da geri döndü, tek eksiğimiz kalmıştı.

Sekreterya !!!!

Şükür artık o da var …

***
Sayın Cumhurbaşkanımız bir tek gün kendisinden bahsetmeyen bir gazete, medya kuruluşu istemiyor.

En kötüsü kimseyi toplayamıyorsa o da MUHTARLARI topluyor ( tam 4 kez muhtarlar ile buluştu şimdiye kadar, NEDEN Muhtarlar? )

Kesinlikle her gün minimum bir yerde konuşacak, yetmez ise iki yerde konuşacak, eh Sayın Başbakan’da konuşacak bir yerlerde.

Dün yine konuşmuş ” Türkiye bir Anonim Şirket gibi yönetilmeli, yoksa bileklerine bağlıyorlar prangayı, yürü yürüyebilirsen. ”

Eh yani PES Sayın Cumhurbaşkanım…

Tam 12 yıl siz bu ülkeyi tek başınıza yönettiniz, ne istediniz de olmadı, sizden ne istediler de vermediniz.

Yargı, Eğitim, Ekonomi, Spor, Çevre, Sağlık..

Ne istediyseniz hepsini yaptınız, HANGİ kararlar alındı da sizin elleriniz Prangada oldu?

O günlerde yapamadığınız ne kaldı ki bugün o dönemleri ellerinize pranga bağlı hissettiniz?

Eğer bilekleri prangada olup yürüyemeyen birileri varsa o da bir avuç ÜLKESİNİ çok seven ama hiç bir şey yapamayan sizin tabirinizle ” BİZİZ “.

Sizin yapamadığınız ne kaldı ki gerçekten bu Başkanlık sistemini bu kadar istiyorsunuz?

İstediğiniz her yere Cami yaptınız, yetmedi sokaklara halılar sererek, metrolarda yolları tıklayarak namazlar kıldırdınız, yetmedi ..

Bugün DİN adına ortaya çıkıp annenin diz üstü tahrik eder, 9 yaş kız tamamdır, kadın kahkaha atmamalı, hamile kadın sokağa çıkmamalı, kadın çalışmamalı, etekli dekolteli vandallar diyerek ortalıkta konuşan onlarca insana en ufak bir müdahale göstermediniz…

Eğitimi allak bullak ettiniz, çocuklarımız ne olduklarını şaşırdı, bütün dünya ile kavgalıyız, ormanlarımız yok oldu …

Dolar aldı başını gidiyor, borçlarımız her gün artmaya devam ediyor.

Çocuklarımız, gençlerimiz sokaklarda öldürüldü, kadınlarımız her gün ikişer üçer öldürülüyor, tecavüzler aldı başını gidiyor, ama öğrendik ki, tecavüz edilen kadının orucu bozulmazmış, bunu da bilmiyorduk …

Daha ne istiyorsunuz bu ülkeden Allah Aşkına…

Başkan olunca bundan daha fazla ne yapabilirsiniz bu ülkeye …

***
Kim kimi öne çıkarıyor artık biz de karıştırdık.

Sen artık bir partinin Başkanısın, üstüne üstlük bir de Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin Başbakanısın, yani bu ülkeyi sen yönetiyorsun, en azından bugünkü DEMOKRASİ de bu böyle, adın BAŞBAKAN.

Sen çıkıp herkesin gözü önünde..

” 1994’te Sayın Cumhurbaşkanımız belediye başkanı olmadan önce İstanbul’da hiç bir şey yoktu ama en önemlisi estetik yoktu. ”

Diye bağıra bağıra ona Başkanlık sistemi için oy istersen, alabilirsin…

Ama bu tarih seni hiç bir zaman affetmez, her zaman omurgasız bir duruşla olduğu yeri hak etmeyen birisi olarak anılırsın.

Bu seçimlerde güvendiğiniz %40 %45 ile 400 Milletvekili ve Başkanlık sistemi için yarışıyorsunuz, ama bunu size HALK vermeyecek, olsa olsa HDP verecek, eğer seçimde %10 barajı aşamazsa, onların bütün milletvekillerini sizler alacaksınız ve zaten güvendiğiniz de o.

Onun için İmralı – Kandil – MİT arası müzakereler hız kazandı, bir de seçimlerden önce terörist başı sizi rahatlatacak açıklamalar yaptı mı, bu iş tamamdır.

Sonra …

Sonrasına gerek yok, gittiğimiz yer zaten belli, eğer bu HALK bunu bugün görmüyorsa, yarın bir gün görecek..

Dünyada hiç bir İKTİDAR sonsuza kadar devam etmemiş, ne imparatorluklar yıkılmış, ne şaşalı dönemler bitmiş, bu da bir gün bitecek.

Bir gün …

***
Artık Polisten sonra sıra Jandarmaya geldi…

HES lere karşı protesto düzenleyen HALK toplam 2.000 kişi..

Bu iki bin kişiye karşı önlem alan, biber gazı, Toması ile karşılarında duran jandarma sayısı 2.000.

Yani her bir kişiye bir jandarma düşüyor ve tabi beklenen oluyor, jandarma halkın üstüne biber gazı ile gidiyor.

Yani bu ülkede artık demokratik hak olan bir PROTESTO yapabilmek veya yaralanmadan bir protestodan sağ çıkabilmek bir maharet.

***
Son söz BİLİÇ’e …

Bu adamı çok ama çok seviyorum, Beşiktaş’ı da …

Sahne, Necip Olcay’a gölü attırıyor, sonra su içmeye gidiyor, suyunu içerken Biliç Necip’i yakalıyor, ÖP bakayım diyor, yanağını uzatıyor, sonra da o Necip’i öpüyor.

Valla Beşiktaş şampiyon olur mu olmaz mı, zerre kadar ilgimi çekmiyor ama benim gönlümde BİLİÇ ve BEŞİKTAŞ bu ülkenin şampiyonudur.

Oynattığı futbol, efendiliği, gençlere, talebelerine verdiği önem, insana bakış açısı, yaklaşımı, yarattığı ortam..

Dört dörtlüksün be adam, inşallah harcadığın bu emeğin karşılığını da alırsın, bu ülkenin senin gibi insanlara ihtiyacı var gerçekten…

***
Çok güzel bir hafta olsun, hepinize sağlıklı başlangıçlar diliyorum.

Sevgiler & Saygılar