Türkiye’nin bence tartışmasız en büyük Edebiyat ustası Yaşar Kemal yoğun bakımda, Allahımdan ona acil şifalar diliyorum, 92 yaşında, çok zor biliyorum ama Allah’tan umut kesilmez, bırakma bizi Usta…

***
Derginin 4 sayfasını ben de yayınlayacağım dedi..

Gece Matbaa basıldı…
Yükleme kamyonları durduruldu…
Baskılar teker teker kontrol edildi….
Karikatürler telefonla savcıya tek tek okundu…
Gazete polis koruması altına alındı…
Yollar geceden trafiğe kapatıldı…

Ve sonunda iyi tamam devam edin dendi ve Cumhuriyet Gazetesi dün tarihi bir gün yaşadı.

O da yetmedi…

Leman – Penguen gibi dergiler ORTAK bir kapak ile çıktılar ama bir çok yerde dağıtımda sıkıntı yaşanıyor.

Olsun, ama bizde ki Basın Özgürlüğü bırakın Avrupa’yı, Dünyada yok ….

!!!!!!

****
Şeffaflık paketini dün açıkladı Sayın Başbakanımız.

Hani Yolsuzlukların daha bir hafta önce AKLANDIĞI bir dönemin hemen arkasından böyle bir paket açıklanması gerçekten manidar.

Ayakkabı kutuları, kasalar, tapeler, saatler, bakara makaralar, çikolata kutuları, gömlek kutuları, kağıt kırpma makineleri, babacım babacımlar, sıfırlamalar, alo fatihler, kupon araziler, yatarım önüne abiler, orospuya bahşişler, dolarlar, eurolar….

Hepsi güya yok edildi, savcılık takipsizlik verdi, komisyon akladı…

Ama Hükümet şimdi yolsuzluk olayını bildirene mükafat verecekmiş.

Güler misin, ağlar mısın?

***
Adam Türkçe öğretmeni, çocuklarımızı bu adama emanet ediyoruz, onlara Türkçe öğretsin diye.

Şiir de yazıyormuş, yazsın, kime ne, öğretmenliğini düzgün ve hakkıyla yaptığı sürece, özel hayatında ne yaparsa, yazarsa onu ilgilendirir.

Ancak yazdığı şeylerin içeriği ÖĞRETMEN olduğu için önemli, tutup gayri-ahlaki şeyler yazdığında bizi ilgilendirmez diyemeyiz, çünkü akıl sağlığı, bakış açısı, benim çocuğum için çok önemli, ahlaksız birisinin çocuğumuza öğretmen olmasını kimse istemez.

Peki çocuğunuzun öğretmeni şöyle bir şey yazarsa, siz ne düşünürsünüz?

“Tak be yüzüğünü kadın! ……Evde sevdiceğin bekliyor. …..Evlisin.
Kariyer yapacağım dedin, …..Erkeklerle yarıştın. …. Çocuk doğurdun, bakıcıya bıraktın……. Sen kariyer yapıyorsun …….Evde bakıcı yüzüne tükürüyor çocuğunun ….. Tak be yüzüğünü kadın ….. Evlisin…..Sevdiceğin var……. Bakma başkalarına,….. Peşinden koşuşturma, …..Umut verme, ….. Üzme,……Erkekleşme, …… Yarışma, …… Yerini bil,…..Değerini bil……Sen kadınsın……..Hele sen evlisin………Eş değil, kocanı bil, erini bil…….Kadın sesi, kadın nefesi, kadın hakkı dediler;…….İnanma, kandırırlar seni,…..Çatıştırdılar, koşuşturdular, yordular seni…”

Ve bu şiir okul dergisinde yayınlanıyor, Sosyal Medyaya düşüyor ve sonra kıyamet kopuyor tabi.

Akşam öğretmeni dinledim de, maşallah siyaseti öğrenmiş, diyor ki ” Ben kadınları çok seviyorum, yanlış anlaşıldım, içinden cımbızla çekmişler, linç kampanyası başlattılar. ”

Bir bunu Paralel yapıya bağlamamış, onu da yapsaydı bu iş tamamdı …

***
Bir başka rezaleti görmüş veya duymuşsunuzdur.

Diyarbakır’da tam 827 çocuğun tüm bilgilerini internetten yayınladılar.

Psikolojiden, hele hele çocuk psikolojisinden zerre kadar anlamayan bir TOPLUMA, oynayacakları bir oyuncak verdiler.

Tecavüze uğramış, suça karışmış çocukları TOPLUMA kazandıracaklarına, ne yapıyor, ne diyor, kontrol edin diye Polise, Okula soruyorlar, sonra da tutup bunu sosyal medyaya koyuyorlar.

Artık gerçekten diyecek bir şeyim yok diyorum.

Akıl yolundan çıktığımızın, SOSYAL MEDYAYI bile bu kadar bilinçsizce kullanan bir TOPLUM olduğumuz tescillendi sanırım.

***
Bir başka akıl tutulması da Elazığ’da yaşanıyor.

Belki fotoğraflarını görmüşsünüzdür.

Arkada bir hasta, her tarafına hortumlar bağlı, YOĞUN BAKIM Ünitesi, hani örnek vermesi bile kötü, Allah korusun, Allah kimseyi, yakınınızı oraya düşürmesin diyeceğim ama oluyor, gidiyoruz, hani kapısından içeri bile giremediğimiz, HİJYENİN en üst seviyede olduğu yer.

Ama abiler, ablalar, söylemişler lahmacunları, kurmuşlar masayı Yoğun Bakım ünitesinin ortasına, yiyorlar…

Hadi biz Hasta yakınları içeri alınmıyoruz, o yüzden bilmiyoruz da, kardeşim oldu ya gaza geldin, hadi bir de Fotoğraf çektirdin, Yoğun Bakımda Lahmacun Sefası dedin..

Bunu Sosyal Medyada paylaşırken hiç mi düşünmezsin?

Akıl tutulması dedim ya, Sosyal medyayı bu kadar biliyoruz dedim ya, gelin de hayır Haluk, haksızsın deyin şimdi …

***
Eskiden Yargı kararlarında arada bir Hükümetin sevmediği bir şey oldu mu, kıyamet kopardı.

” Eyyy Yargı, Eyyyy Hakim, Eyyy Savcı … ” diye başlayan demeçleri unutmadınız değil mi?

Şimdi artık hiç öyle bir şey yok….

Başbakanın değiştiğinden dolayı değil YOK yorumum..

Artık öyle KARARLAR yok, o yüzden de kimsenin bağırmasına gerek yok.

Mesela Dolmabahçe müezzini …

Anımsıyoruz değil mi, hani o zamanın Başbakanı kürsüden ” Elimizde bütün görüntüler var, hepsini yayınlayacağız, Camime gidiler, içki içtiler, saygısızlık yaptılar …” diye günlerce her tarafta anlattı.

Sonra bu Müezzin – Fuat Yıldırım – ” Yok öyle bir şey, sadece yaralılar ve yaralılara yardım eden insanlar vardı içeride ” demişti ya..

Sonra ne yaptılar, hopppp Müezzin oradan uçtu..

O da herkes gibi ben haksızlığa uğradım diye mahkemeye gitti, hakkını korumaya çalıştı.

SONUÇ; Mahkeme müezzinin atamasının DOĞRU olduğuna karar verdi..

Yürü be Türkiye, yürü be ADALET…kim tutar seni …

***
Bugünlükte bu kadar, hepinize çok keyifli ve sağlıklı, bol gülümsemeli bir gün dilerim.

Sevgiler & Saygılar