Değerlerinin çoğunu bilmeyen bir ülkeyiz. Dün Yılmaz Özdil Nuri Okutan’ı yazdı, bütün Türkiye öğrendi nasıl bir vali olduğunu ama sonuçta Yılmaz Özdil herkesi tek tek yazarak duyuracak değil. Bunu yapmakla görevli bir MEDYAMIZ var ama medyamız tamamen siyasetin suyunda gittiği için bir çok değer ne durumda, nasıl, ne yapıyor bilmiyoruz.

Ama maşallah Survivor’da kim ne yapıyor, Evlenme programlarında neler oluyor, Kıyafet yarışmasında, Ses yarışmasında, Yemek yarışmasında, ben bilmem bilmem kim bilir yarışmalarını takipte DÜNYA birincisiyiz, herkesi tanıyoruz. O yüzden buradan Acun’a ve diğer yapımcılara selam söylüyorum !!!! Halkımızı çok acayip eğiten, kültürle buluşturan programlara imza attıkları için…..

Şimdi OKTAY SİNANOĞLU diyeceğim, eminim bir çok kişi kim acaba bu, en son nerede yarıştı, futbolcu muydu, siyasi parti adayı mı diyecek, bir çoğumuz – ben dahil – onun sadece adını ve yaptığı bir kaç şeyi bilecek, anımsayacak.

Kendisi YOĞUN BAKIMDA. Ama gazetelerde belki bir kaç satır geçmiştir adı, belki geleni gideni vardır.

Peki kim bu Türk Einstein, en azından bir kaç satırla da olsa tanınmayı hak ediyor, bir arkadaşım fazladan adını öğrenmiş olsa yeter.

Oktay Sinanoğlu Türkiye’nin Einsten’ı. 1934 yılında Bari’de doğmuş Ankara Yenişehir Lisesi’ne burslu öğrenci olarak okumuş ve 1953 yılında bu okulu birincilikle bitirdikten sonra 1956’da ABD Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Kimya Mühendisliği’ni birincilikle bitirmiş. 1957’de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nü sekiz ayda bitirerek yüksek kimya mühendisi olmuş.1959’da Kaliforniya Üniversitesi Berkeley’de kuramsal kimya doktorasını tamamladıktan sonra 1960’ta Yale Üniversitesi’nde öğretim üyesi (asistan profesör) olmuş.1960-1961 yıllarında atom ve moleküllerin çok-elektronlu kuramı ile “Doçent” olmuş, 1963’te 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırarak 28 yaşında “tam profesör” unvanını almış. Almanya’nın en yüksek “Aleksander von Humboldt Bilim Ödülü”nü, Japonya’nın “Uluslararası Seçkin Bilimci Ödülü”nü, Meksika hükümeti tarafından yüksek Bilim Ödülü “Elena Moshinsky” ile ödülünü kazanan kişi.
Dünyada yeni kurulmaya başlayan moleküler biyoloji dalının ilk profesörlerinden biri. DNA sarmalının çözelti içinde o biçimde nasıl durduğuna açıklama getiren kişi.

İşte bu kadar değerli bir bilim adamı ve şu anda yoğun bakımda, Allah sağlık sıhhat versin, Acil şifalar diliyorum.

***
Türkiye bir BÜROKRASİ cenneti, Hükümet ise BEN hiç bir adamımı yedirmem modunda.

Sadece Paralelciyse başkasına da yedirmez, kendisi hemen yer. Bakın Tübitak Başkanına, bir anda en üst makamdan gözaltına geliverdi.

Bu sabah bütün gazetelerde diyecektim durdum, pardon MUHALİF sayılabilecek gazetelerde ve sosyal medyada bir fotoğraf var, göreceksiniz.

Köprünün bir tarafı yok. hani bayağı bir yok.

Çaycuma dersem belki anımsayacaksınız, 6 Nisan 2012 de Zonguldak Çaycuma Filyos Çayı üzerindeki köprü ÇÖKTÜ.

15 kişi öldü.

Peki ne oldu biliyor musunuz?

Dün dosya kapandı, çünkü BAKANLIK konu ile ilgili hiç bir bürokrat için soruşturma izni vermedi.

Kardeşim san nasıl izin vermezsin ya, adam bu işten para yemişse, rüşvet aldıysa, kontrol etmediyse bırak çıksın ortaya, böyle bir olayı BAKANLIk nasıl engeller?

Eh suçlu yok, suçu takip eden yok, sanık yok, olay yok ama elimizde 15 vefat eden vatandaşımız var.

O köprüyü kim yaptı? Nasıl yaptı? Kim denetledi? ..

Geç kardeşim bunları, köprüyü kullanırken her zaman ÇÖKME riski vardır, dolayısıyla köprüyü geçenlerin fıtratında bu vardır, sene 1730, İngiltere’de de böyle bir köprü çökmüştü….. falan filan ….

***
Sayın Cumhurbaşkanımızın eleştiriye tahammülü SIFIR, hatta sıfırın altında.

Konuşan biri oldu mu çok kızıyor ve makam falan demeden milletin, ekranların önünden çok ama çok ağır konuşuyor. Onu eleştirmeyeceksin, hükümeti yapılanları eleştirmeyeceksin yoksa hemen ” O ” nun önüne bir dosyan konur.

Bundan nasibini almayan yok. Feyzioğlu, Başçı, Kılıçdaroğlu, Demirtaş, şu bu ..

Bugünlerde TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes’e takmış durumda.

Şimdi onun geçmişini kurcalıyor, öyle bir konuşuyor ki, şu sözlere bakar mısınız ” TÜSİAD Başkanının geçmişte Türkiye’ye ne bedeller ödettiğini gayet iyi biliyorum. ”

Şimdi bu sözleri okuyan, dinleyen yandaş medya ne yapacak? Saldıracak…

Bakalım TÜSİAD Başkanına ne kadar sahip çıkacak, yoksa yem olarak mı atacaklar, çok merak ediyorum. Sonuçta Sayın Symes oraya TÜSİAD Başkanı olarak çıkıyor, Bayan Symes olarak değil.

Ama bu olan bir başka ülkede olur mu onu gerçekten bilmiyorum…

Bir tarafta Cumhurbaşkanı, bir tarafta İş Adamlarının başı…

Hani normalde hiç bir şekilde taraf olmayacak iki insan ve iki mevki, bu arada Sayın Başbakan’da ve trollerde ve yandaş medyada bugün ve bundan sonra TÜSİAD Başkanı için bayağı bir konuşacaktır, ÇÜNKÜ..

Start verildi, o başlatır sonra Başbakan, Bakanlar, AKP liler sırayla devam ettirirler….

***
Ne kadar ACI bir haberdi, yazmak istemedim ama en azından bir baş sağlığı dileyeyim.

İspanya Malaga’da denizde boğulan işitme engelli iki öğrenci ve öğretmenlerine baş sağlığı diliyorum, mekanları Cennet olsun, Allah ailelerine sabır versin frown emoticon

***
TRT Dünyanın ti’ye aldığı çok ama çok komik bir KARAR aldı.

CHP’nin kedili videosunu oynatmıyor, çünkü Hükümeti yıkmaya yönelikmiş.

Yani hani ciddiye bile alamayacağınız ŞAKA diyeceğiniz bir haber ve anlayış. Zaytung yazsa güler geçerim de …

Kardeşim bu TRT’nin parasını sen, ben, BİZ veriyoruz, Hükümetin borazancılığını yapma hakkını kendinde nasıl görürsün?

Diyoruz da tabi kime diyoruz…. Körler sağırlar, birbirini ağırlar durumundayız işte ..

***
İstanbul yine karardı …

Bir şey yazmayacağım artık bu konuda, gerekeni geçenlerde ODTÜ den bir profesör açıkladı..

İyi elemanlar ayrıldı, işten anlamayan onlarca kişi işe alındı, buradaki sorun TEKNİK değil, yetersiz ve kalifiye olmayan çalışanlardır dedi.

O yüzden bu karanlıklar SON olmayacak, artık bu Türkiye’nin bir gerçeği.

***
Bu kadar zart zurt elektriği kesilen, teknolojisi bu kadar gerilerde kalan, işten anlamayan adamların dolu olduğu bir ülkeye…

Bir de miletin a…… koyan iş adamı yoluyla Nükleer yapıyoruz iyi mi?

Hem de gidip deprem kuşağının üzerine yapıyoruz, bu nasıl bir mantıktır bunu anlamak mümkün değil.

Ben artık bizden geçtim de, çocuklarımıza nasıl bir Türkiye bıraktığımıza bakıyorum da, inanın içim yanıyor.

Daha elektrik sorunlarını bile olay olduktan 20 gün sonra dahi açıklayamayan bir Bakanlık, yarın bir gün Nükleer’den kaynaklı bir sorun oluşursa ne diyecek acaba?

Ama içiniz rahat olsun, ne demişti tapelerde Mehmet Cengiz… ” daha dur oğlum daha dur, bu milletin a…….. koyacağız. ” Sonra da gevrek gevrek gülmüştü…

…….. neyse, keseyim, çok sinirlendim cidden …

***
Bugünlük bu kadar, sağlıklı bir gün olsun ..

Sevgiler & Saygılar