Adı Mehmet Canpolat.

48 yaşındaydı, dün kaldırıldığı hastanede öldü.

Ne var, her gün bir sürü insan ölüyor diyebilirsiniz.

Mehmet Canpolat’ın ölümü biraz trajik.

1996 yılında ” Komünist Parti İnşa ” isimli örgüt kurduğu gerekçesi ile ÖMÜR BOYU hapis cezasına çarptırılıyor. Hapishaneye girdiğinde kızı Berivan 3 yaşında.

2012 senesinde KOAH teşhisi konuluyor ve 2 Aralık 2014 tarihinde çok ağır bir nöbet geçiriyor, hastaneye götürülüyor.

Hastane bir şey yok, infazına devam raporu veriyor, hastanede kalması gerekirken, hastaneden alınıp tekrar hapishaneye koğuşa getiriliyor.

Ancak durumu o kadar ağırlaşıyor ki beş gün sonra tekrar hastaneye kaldırılıyor, bu arada avukatları da durumu AĞIR, ölebilir, artık infazını erteleyelim, ailesiyle VEDALAŞSIN, veda hakkını kullansın diyor.

İnanmayacaksınız ama Adli Tıp ve Savcılık bunu da red ediyor, yani HAYIR, veda hakkını kullanmasına izin vermiyoruz diyor.

Ve dün Mehmet Canpolat, ailesi ile vedalaşamadan ölüyor. 21 yaşındaki kızını görmeden, ailesiyle görüşemeden …

İşte adalet bu … Ne olurdu ki görse, ne yapmış bu adam, zaten 20 senedir hapiste, 1 2 saat izin verseniz ne olurdu?

***
Paris’teki yürüyüşe katılan Sayın Başbakanımız uçakta gazetecilere diyor ki …

” Çok rahatsızdım, ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının o resimde olması lazımdı, katıldığım için bir çok lider gelip beni tebrik etti. Artık İslam Avrupa’da kalıcı. Bu resimde olmamızın hem dünya için önemi var, hem Avrupa’daki Müslümanlar ve Türkler için, hem de Fransa – Türkiye ilişkileri için. ”

Güzel, tespitler doğru, katılmanın önemi büyük.

Aynı gün Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr Mehmet Görmez, hani şu şimdi altında 1 milyonluk Mercedes olan Din adamımız diyor ki ..

” Son 10 yılda acılarla kıvranan İslam Coğrafysında 12 Milyon insan katledildi, yok edildi, AMA geçen hafta Paris’te yine aynı şekilde hiç bir müminin, hiçbir aklı selimin kabul etmeyeceği bir şekilde 12 insan hunharca katledildi, AMA 12 milyon insanın katline ses çıkartmayan insanlığın, SADECE 12 kişiye düzenlenen bir cinayet sebebiyle ayağa kalkmasını hep birlikte İBRETLE izledik. ”

İnsan iki mesajı okuyunca şaşırıyor, kim kimi neden İBRETLE izlemiş.

O yürüyüşte kol kola olanlar arasında kendi Başbakanını ibretle izleyen bir Diyanet İşleri Başkanımız var demek ki ..

***
Aslında en büyük sorun burada bence arkadaşlar…

Şu yazı içinde bir yerde dikkat ettiyseniz bir laf geçiyor, SADECE ..

Kadın cinayetlerinde de bunu yapıyorlar…

Toplam cinayetler içinde kadın cinayetlerinin yeri % 10 % 15 tir diyen gazeteci ve siyasetçi var bu ülkede, yani ABARTMAYIN, BÜYÜTMEYİN diyorlar …

O küçümsedikleri %10 % 15 ne demek biliyor musunuz?

Bin – bin beş yüz kadın demek, yani o kadar kadın öldürülebilir, ne var ki, sadece 1000 – 1500 kadın…

Abartmamız için kadınların ölüm sayısı 5.000 10.000 falan olmalı ki birileri aa burada bir sorun var demek ki, çok fazla kadın öldürülüyor desinler.

Keza ..

Maden kazaları, trafik kazaları, işçilerin başına gelen kazalar ..

Rakam çok değilse konuşulmaz bile, ÖLÜM sayısı, sadece SAYI ile direk orantılı yani …

***
Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun çok güzel bir tespiti var….

Diyor ki ” Bugün cemaatler ve tarikatların her biri EKONOMİK sektördür. Boğazlarına kadar dünyevileşme girdabında Allah diyerek döne duruyorlar. ”

Ne kadar doğru bir tespit gerçekten.

Deniz Feneri davasını anımsayın, zamanında rahmetli Erbakan zamanında Mercümek olaylarını anımsayın, Camilere, sağa sola yardım adı altında toplanan milyon dolarları anımsayın. Bugün hükümeti devirecek diye pohpohlanan Fethullah Gülen’in okullarını düşünün, binlerce dolar yatırımlar…

Müthiş paralar, peki kime gidiyor bu paralar? Nerelerde kullanılıyor? Neler alınıyor? Kimler eğitiliyor?

Bunu kimse bilmiyor – ya da herkes biliyor – , DİN ortada varsa, kimse konuşmaz, çünkü konu hassastır, kimse başını derde sokmak istemez. O paraların hesabı da kimseye sorulmaz, sorulamaz.

Siz bana bugüne kadar BİR tane toplanan para ve yardımlar ile ilgili TUTUKLAMA kararı gösterin Türkiye’de, neredeyse imkansızdır.

Bırakın para olayını, bazı kendini bilmez Din adamlarının yaptığı gayri-ahlaki davranışlar bile aklanmaya çalışıldı bu ülkede.

***
Saray sohbetleri devam ediyor…

Gündem de gibi olmasa da, şimdi devreye TARİH çiler girdi, onlar da askerleri, kıyafetleri, renkleri falan tartışıyor.

Bana en ilginç gelen ise, tarihçi bir Profesörmüş – adı Erhan Afyoncu – söyledikleri oldu, diyor ki tarihçi profesör…

” Türkiye’de eksiklikti, olumlu bir gelişme, Biz Avrupa ve Asya’da hangi ülkeye gidersek gidelim, bizi o devletin tarihi kıyafetli askerleri karşılıyordu. ”

Allah Allah…

Hangi ülkeymiş mesela bu? Ben Sayın Cumhurbaşkanımızı bir Haçlı Ordusunun karşıladığını hiç görmedim veya şövalyelerin at üstünde ellerinde kılıçlarıyla karşıladığını hiç görmedim, ben görmemiş olabilirim vardır mutlaka bazı ülkeler de, hani hangi ülkeye gidersek gidelim biraz iddialı olmuş.

Ama biz Gemiden turistlerin daha ne olduğunu anlamadan Kılıç – Kalkan ekibi önünde nasıl dehşete düştüklerini şahsen gördüm.

Neyse, buradan daha çok emek çıkar sanırım smile emoticon

***
Bugünlükte bu kadar, herkese keyifli bir Çarşamba günü dilerim, sağlığınıza dikkat edin, havalar gerçekten çok etkili.

Bu arada ANTALYA’ya da geçmiş olsun, dün yazmıştım, DOĞA bazen çok acımasız olabiliyor, bizim ona yaptıklarımızın kat kat acısını çıkartıyor bizden, o doldurma yolları, denizi, yeşili katletmenin acısını Karadeniz’de yaşadık, şimdi Akdeniz’de yaşıyoruz…

Sevgiler & Saygılar