Artık evlenmelerini beklediğimiz Burcu Esmersoy ile Başar Savun ayrıl MIŞ.

Cem Yılmaz’ın yeni ” hatunu ” Ayşe Hatun Önal MIŞ.

Ebru Polat 5 Milyon Dolar aldığı evinin camlarını silerken görüntülen MİŞ.

Papanın tercümanlığını yapan Serra Yılmaz’ı hiristiyanlıkla suçlayıp, seni papa işe mi aldı de MİŞLER.

Bülent Ersoy mirasını Mehmetçik Vakfı yerine Diyanet vakfına bırakacak MIŞ.

Dizilerin Ağası Devrim Saltoğlu filmdeki sevişme sahneleri için ” Benim için bir işkenceydi ” de MİŞ.

***
Nasıl haberler, ne güzel değil mi?

Şu ana kadar okuduklarınızdan gerildiniz mi? Sinirlendiniz mi?

Bence gayet sakin okudunuz.

İşte Türkiye’nin bir çok yerinde artık kimse siyaset, spor okumak ve yazmak istemiyor, her şeyini DEVLETE emanet etmiş durumda, o yüzden Hükümet gayet rahat çıkıp ” Biz Halktan gerekli desteği aldık, onlar bize ne isterseniz yapın arkanızdayız dediler ” diye demeçler veriyorlar.

Yalan söylemiyorlar, doğrusu bu.

Çünkü normal bir ülkede siyaset bu durumdayken, her şey bu kadar aleni ve ortadayken hiç bir halk bu kadar sessiz kalamaz.

Ama siz televizyonları insanlara hiç bir şey katmayan yarışma programları, diziler ile doldurursanız, arada da Hükümetin yaptıklarını 30 kanalda birden CANLI yayınla halka aktarır, muhalefeti yok saydırırsanız, milletin olan bitenden de bu kadar haberi olur.

Bakın bu ülkede hala en çok izlenen programlar MAGAZİN programlarıdır. Evlilik programları seyirci rekoru kırıyor. Koca Türkiye bir yarışmaya kitlenip 3 4 saat bu yarışmayı seyrediyor.

Bayılırız, kim kimle, kim kimi düdüklemiş, kim kimi aldatmış, kim kime kazık atmış, versinler arka arkaya saatlerce seyrederiz, ve o kişilere de hayranlık duyarız.

Ortada 50 tane kız var, 50 tane erkek, hepsi birbirleriyle paylaşımda, birisinin bıraktığını öbürü alıyor, sonra onun bıraktığını da bir başkası alıyor, müthiş bir ortam.

Bunlardan etkilenen halk da kendi arasında bu oyunu oynuyor, o birinin eşine sarkıyor, öbürü bilmem iş yerindeki arkadaşına, zannediyorlar ki onların yaşamında olan her şey makbul.

Bir de araya mutaf sıkıştırdık mı her şey yolunda ….

AMA

Seyretmesini seviyoruz, dinlemeyi, SONRA, kendisi ile ailesi ile, sevgilisi, karısı ile ilgili en ufak bir şüphede dövüyoruz, ÖLDÜRÜYORUZ.

Bakın bugün gazetelerde var, Diyanet İşleri Aile içi sorunları çözme hattını arayan ve koca şiddetine maruz kalan bir kadını oynayan haberci kadına ne öneriliyor biliyor musunuz?

” Dışarı çıkma, kocan da dövmesin. ” …

O yüzden biz ne yazarsak yazalım, bunu okuyan yine bizim gibi düşünenler yani AZINLIK…

O insanlara ulaşamıyoruz, sadece siyasetçiler değil, bizler de, benim gibi yazanlar da veya daha da öte Yılmaz Özdil’ler de, Uğur Dündar’lar da, Bekir Coşkun’lar da, Emin Çölaşan’lar da, Can Dündar’lar da …

O kesime hiç kimse ulaşamıyor, çünkü bu insanların hepsi sadece olan biteni yayınlıyor, yazıyor, emek veriyor, AMA bu olan biten o kesimin hiç mi hiç ilgisini çekmiyor.

Ama çıkıp Padişahlıktan, Osmanlıcadan, Saraylardan bahsettin mi hoşlarına gidiyor, kendisi barakada yaşayan birisi çıkıp onun sarayda yaşamasını kabul edip bir de seninle restleşiyor.

Eh bunu bir de Hülya Avşar gibi, İbrahim Tatlıses gibi, Yavuz Bingöl gibi adamlarla sarıp sarmalarsan, yeme de yanında yat ….

Neyse, magazin yazıp keseyim diyordum, yine dayanamadım smile emoticon

Herkese iyi PAZARlar, keyifli bir dinlence günü olsun.

Sevgiler & Saygılar