Yoğun geçen iki seyahatten sonra Türkiye gündemini yakalamak o kadar da zor olmadı, çünkü değişen pek bir şey olmamış, yine ölümler, yine kadın cinayetleri, yine aynı bıktırıcı ve anlamsız siyasi demeçler, yine Suriye sorunu, yine İŞİD.

Seyahatlerimde yurt dışındaki gazeteleri de takip etme şansım oldu, biz burada Başbakan Davutoğlu diye konuşuyoruz ama özellikle Amerikan ve İngiliz gazetelerine göre Sayın Davutoğlu diye birisi yok, bütün gazetelerde her gün Kobani ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafları ve demeçleri yer alıyor. Hani Türkiye’yi takip etmeyip arada sırada gazete çıkan haberleri takip edenler için Türkiye demek neredeyse Erdoğan demek.

***
” Malum partinin lideri 40 kişinin katilidir. ”
” Türkiye 3 – 5 sokak serserisine boyun eğmez. ”

Belli ki Sayın Cumhurbaşkanımız eski günlerini özlüyor, yine meydanlarda, önüne gelene fırçasını basıyor, taraflı veya tarafsız olmak gibi bir derdi de yok.

Demiş ya Sayın Kılıçdaroğlu için ” Al ok aklı sen … “.

Bayburt konuşmasını okudum, Muhalefet liderlerine yine iyice giydirmiş, taraflı veya tarafsız olması zerre kadar umurunda değil.

Bugün Katil dediği insan yarın karşısına çıkıp elini sıkacak, aynı kişi değil mi Cumhurbaşkanın Meclis konuşmasında ayakta alkışladı diye neredeyse başlarının üstüne taç yapacaklardı.

***
” Cumhurbaşkanı olarak tüm halkın sorumluluğunu omuzlarınızda taşıyorsunuz, herkesi temsil ediyorsunuz. Tabii bunun farkındaysanız Cumhurbaşkanlığı zor. Ama bunun farkında olmayanlar için Cumhurbaşkanlığı kolay. ”

Bunu bir Muhalefet lideri veya siyasi birisi söylese veya köşe yazarı yazsa yandaş Medya ne yapardı acaba?

Herhalde ” Cumhurbaşkanlığını sizden öğrenecek değiliz, sen o aklı al .. ” diye başlarlardı.

Ama bunu söyleyen Sayın Abdullah Gül. İngiliz gazetesine demeç vermiş, neden vermiş onu kendisi bilir.

Verdiği mesaja bakarsak, omuzlarında taşıyabilen birisiymiş kendisi, ya da kendisini öyle görmüş, kimleri görmediği de ortada.

Yalnız burada tabi Sayın Abdullah Gül’e sormak lazım, siz gerçekten kendi Cumhurbaşkanlığınızı öyle mi görüyorsunuz? Siz bu halkı omuzlarınızda sorumlulukla mı yönettiniz? Türkiye bu dönemde onlarca sorun yaşadı, hangi kararlarınız, hangi imzalamadığınız, onaylamadığınız yasa oldu? O kadar genç öldü gitti, siz ne yaptınız?

Ha eğer bugün Sayın Erdoğan’a laf çakıyorsa bile, onu oraya kim getirdi onu da bir düşünsün, kolay Cumhurbaşkanlığı sözlerini etmesi şimdi bir şey ifade etmiyor bana göre.

***
Kadın Cinayetlerinde son yılların rekoruna gidiliyor, 9 aylık rakamlar dehşet verici. 2009 dan itibaren rakamlar şöyle; 2009 – 105, sonra 165, 121, 139 ve 2013 – 228. 2014 ün 9 aylık bilançosu ise 207.

Yani özetle 6 yılda neredeyse 1000 kadın öldürmüşüz.

Ne yapılırsa yapılsın, ne önlem alınmaya çalışılırsa çalışılsın, kadın cinayetlerinde durmuyoruz, durduramıyoruz.

Sonra da KADIN başımızın tacı diye atıp tutuyoruz.

Artık buna kadınlar da inanmıyor, hepsi lafta kalan güzellikler…

***
Dün 4 şehit verdik, savaşta mı hayır, helikopter kazasında.

Ben şu an bir rakam söyleyemeyeceğim ama bence birileri bu helikopter kazalarında her sene kaç şehit verdiğimizi araştırmalı, toplam rakamın az olduğunu hiç sanmıyorum. Çok ciddi sayılara ulaşacağını düşünüyorum.

Allah o acılı analara, babalara, eşlere, çocuklarına sabır versin.

***
” Esad ile aranıza mesafe koyun. ”

Artık kendi işimizi bitirdik, sıra PYD’ye ders vermeye geldi. PYD eşbaşkanı da öyle bir açıklama yapmış ki, yenilir, yutulur değil.

” Siz kalkıp Şam’da, Ankara’da beraber lahmacun, kebap yerken biz oralarda işkence görüyorduk. Ben senin için gidip Şam’da rejimle savaşmayacağım, Başkasının askeri olmayacağız. ”

Öyle ya, çok değil daha 4 yıl önce kucaklaşmadılar mı? Suriye’de her şey 3 yıl önce mi başladı? Suriye’yi daha 4 5 yıl önce kardeş ülke ilan etmedik mi? Ne oldu da birden bire Suriye bizim bir numaralı düşmanımız oldu? Suriye’de Esad hiç bir şey yapmıyordu da, son 3 4 yılda mı birden diktatör olup insanları öldürmeye başladı.

Esad hep aynıydı, politikasını hiç değiştirmedi, eskiden de Diktatördü, şimdi de, Değişen biz olduk, birdenbire onu diktatör ilan ettik, İŞİD terör yaratırken, o kadar kelle keserken bile neredeyse biz Esad ile uğraşıyoruz.

Bütün Dünya İŞİD’i bitirme derdinde, biz Esad derdindeyiz, hani deseler ki tamam Esad’ı devireceğiz hadi gelin, neredeyse Türkiye topyekun savaşa katılacak.

Allah aklı fikir versin diyeceğim …

***
” Ilımlı Suriye karşıtlarına savaş dersi vereceğiz. ”

Oldu!!!

Ilımlı Suriye karşıtı ne demekse? Savaş dersi verecekmişiz, silahları Batı karşılayacakmış, biz de onları eğiteceğiz, sonra…

Sonra bu altı üstü 2.000 tane eğitim alan ILIMLI askerler gidip hem İŞİD’i hem Esad’ı devireceklermiş.

Yani hani ne denir bu duruma bilmem, güleceğim ama ağır kaçacak, konu komik ötesi, bir de bu ILIMLI testi nasıl yapılacak acaba? Adamları tek tek ILIM testinden mi geçirecekler, verdikleri dersler ile İŞİD’i ve ESAD’ı mahvedeceklerini düşünenler var demek ki …

***
Fatih terim çok sinirlenmiş, kornerden gol yiyorsunuz deyince bir gazeteci.

Biz zaten soru sorulmasını hiç sevmeyiz, ya da hep istediğimiz soruları sorsunlar isteriz. Birazcık farklı veya eleştirisel soru geldi mi de , basarız fırçayı, siyasilere bakın aynıdır.

Sen iki maçta SIFIR çekmişsin, adam da soru soracak. Arda’nın tek başına Letonya takımının 3 katı olduğu bir maç oynayacaksın. Ama takım o kadar kötü ki bu gerginlik Basın Toplantısına da yansımış.

İşler iyi gitmiyor maalesef. ne lig de, ne milli takım da futbol SIFIR.

Bunun tek sorumlusu asla Fatih Terim değil, siz bana TÜPÇÜ Başkandan sonra bir tane iyi giden bir şey söyleyin TÜRKİYE futbolu için.

Bir tane …

***
Son bir yorumla bitireceğim, Biliç ile ilgili bir haber yapmış Hürriyet, adam rakiplerin maçlarında, FB, GS taraftarları ile maçlarda fotoğraflarını koymuş.

Sorun burada İNSAN olmak, futbolu bilir bilmez, iyi hocadır kötü hocadır, AMA Biliç bir İNSAN, hani deyim yerindeyse ADAM gibi ADAM, halkın içinde birisi.

Çok seviyorum kendisini ve Beşiktaş’a çok yakıştırıyorum kendisini.

***
Herkese çok güzel bir hafta diliyorum, hepimize iyi bir hafta olsun, sağlıcakla kalın.

Sevgiler & Saygılar